Tama nedir, Tama ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Cehennem.

Tama ile ilgili Cümleler

  • “Süslü kafeslere, hazır yemeğe tamah edip insanların maskarası olmanın âlemi var mı?”
  • Tamam, anlaştık.
  • Tamamen rastlantısaldı.
  • Lesotho tamamen Güney Afrika ile çevrilidir.
  • Tamam tuşuna tıklayın.
  • Ağrı tamamen kişisel bir duygudur.
  • Soruşturma tamamlandı.
  • Ben onu tamamen anlıyorum.
  • Gao Dao genellikle gerçekten tatlı ama o, kız arkadaşının önünde tamamen abayı yakmış görünüyor.
  • Tamam, bu oldukça çevrilemez bir şey, değil mi?
  • Dün gece bir arkadaşınızın doğum gününü, saçıp savurarak tamamen tükettiğimiz şampanya kasalarıyla kutladık.
  • Tamam, yarın bir araba alacağım!
  • Tamamen tesadüfiydi.
  • Tamam, görüşürüz o zaman.

Tama hakkında bilgiler

Rock ve metal türü müziklerde kullanılabilecek kaliteli davulları üreten markadır. Starclassic, rockstar gibi modelleri ile göz doldurmasının yanı sıra, dünyanın en iyi twin pedallarından biri olduğu düşünülen "iron cobra"'yı da üretmiştir. TAMA, bateriler üretmenin yanında kelepçeleri gibi bir raf sistemi standları, pedallar sunar. The IronCobra line features a selection of TAMA's top of the line pedals and hi-hat stands. TAMA's top-of-the-line series of stands aimed at traveling musicians, as RoadPro stands for "Road-Proven". It features double-braced legs, Die-cast joints, a reversible cymbal sleeve, and TAMA's patented Cymbal Mate. RoadPro cymbal stands also feature TAMA's Quick-Set Tilter for adjusting the cymbal to any angle.

 

Tama ile ilgili Atasözü veya Deyim

karını tamam etmek : öldürmek.

tamah etmek : açgözlü davranmak çok istemek.

tamam gelmek : bir şeye uygun düşmek.

tamam mı : “oldu mu, anlaştık mı?” anlamında kullanılan bir söz.

tamam olmak : Eksiği giderilmek.

Tama anlamı, tanımı

Arazi tamamiyeti : [Bakınız: Toprak bütünlüğü]

Aşağa tamar : Dirseğin iç tarafında hacamat yapılan üç damardan en aşağıda olanı ki akciğer damarı, baş damarı ve baslık da denilir.

B12 vitamini tamamlayıcısı : [B12 vitamini tamamlayıcısı] Kilogramında en az. 5 mg B12 vitamini olan bir yem katkı maddesi.

Biçim tamamlama ölçeri : Birleşik bir bütün olarak algılandığı zaman eksik parçaları tamamlanabilen bir dizi eksik resimden oluşan ölçer.

Cümle tamamlama : Öğrenciden kısa cümleleri tamamlaması istenilen ve kimi durumlarda sözlü olarak da uygulanabilen bir yansıtıcı teknik ya da test türü.

Cümle tamamlama ölçeri : Verilen bir uyaran sözcüğünü bir cümle olarak oluşturmayı gerektiren yansıtıcı bir ölçer. (Kimi zaman bir cümlede eksik bırakılan sözcükleri tamamlamak biçiminde yetenek ölçeri olarak da kullanılır.).

 

D2 vitamini tamamlayıcısı : [D2 vitamini tamamlayıcısı] Kilogramında en az 22. 600 IU D2 vitamini içeren bir yem maddesi.

D3 vitamini tamamlayıcısı : [D3 vitamini tamamlayıcısı] Kilogramında en az 22. 600 IU D3 vitamini olan bir yem maddesi.

E vitamini tamamlayıcısı : Kilogramında en az 22, 260 IU E vitamini olan bir yem maddesi.

Mineral tamamlayıcısı : Mineral katkısı.

Mutlak tamamlayıcı mallar : Bir gereksinmenin karşılanmasında aynı anda ve aynı oranda birlikte tüketilen, marjinal ikame oranı sıfır ve sonsuz olmak üzere yalnızca iki değer alan, diğer bir deyişle L biçimindeki kayıtsızlık eğrisinde yer alan mallar.

Niyasin tamamlayıcısı : Niyasin kaynağı olarak kullanılan niyasin veya niyasinamit içeren yem katkı maddesi.

Oynar tamar : Atardamar.

Ök tamarı : Şah damarı.

Protein tamamlayıcıları : Protein ek yemleri.

Riboflavin tamamlayıcısı : Kilogramında en az 2200 mg riboflavin bulunan bir yem katkı maddesi.

Tamaçka : Boyunduruğun altındaki ağaç.

Tamada : Sözü geçen, buyurucu, ileri gelen kişi.

Tamafil : Otomobil.

Tamağırmak : İmrenmek.

Tamahkar : Açgözlü.

Tamahkarlık : Açgözlülük.

Tamaht : İstek, dilek: O işe tamahtım vardı.

Tamak : Hafif ve yumuşak bir çeşit ayakkabı, mest. Tanık. 1.Gerdan. 2.Boğaz. Üst damak, damak. Damak.

Tamak uyan : Damaklı gem.

Tamakçak : Boyunduruğun altındaki ağaç.

Tamaksı : Boyunduruğun altındaki ağaç.

Tamal : “Bütünüyle ele geçir” anlamında kullanılan bir isim.”.

Tamalgı : Algının belli bir konu ya da nokta üzerinde toplanması, öğrenilenin tam olarak bilincine varılması durumu. Bir kimsenin yeni öğrenilen şeyi daha önceki yaşantılarıyla bütünleştirmesi, kaynaştırması işlemi. Algıdan daha üstün ve daha karmaşık bir bilgi derecesi. Herhangi bir şeyin algılanan özelliklerinin, eskiden kazanılmış ve benzeş olan ya da onların ilgili bulunduğu bilgilere bağlanıp tam olarak anlaşılabilir duruma gelmesi.

Tamalgı yığını : Yeni düşünülerin nasıl kavranacağını, yeni nesnelerin nasıl algılanacağını belirleyen ve anlıkta var olduğu söylenen (Herbart) düşünüler kümesi.

Tamam bulmak : Bitmek, sona ermek.

Tamamen normal uzay : Her kapalı alt kümesi G? kümesi olan normal topolojik uzay.

Tamamıncaz : 1.Hani, hani ya. 2.Demin, az önce: Taman seni aradım bulamadım. 3.Değil mi. 4.Görünüşe göre, anlaşılan, sanılır ki.

Tamamlama maddesi : Bir ya da birden çok bölümü eksik bırakılan bir cümlenin, bir tanımın tamamlanmasının istenildiği test sorusu.

Tamamlama testi : Bir fajın iki mutant formunda, ilişkili olan mutasyonların aynı gende meydana gelip gelmediğini anlamak üzere yapılan bir test. İki mutant kromozomun ya da parçalarının aynı hücre içine sokulması ile yapılır. Komplementasyon testi.

Tamamlanabilme : Tamamlanabilmek işi.

Tamamlanabilmek : Tamamlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Tamamlatabilme : Tamamlatabilmek işi.

Tamamlatabilmek : Tamamlatma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Tamamlattırma : Tamamlattırmak işi.

Tamamlattırmak : Tamamlatma işini yaptırmak.

Tamamlayabilme : Tamamlayabilmek işi.

Tamamlayabilmek : Tamamlama imkânı veya olasılığı bulunmak. Tamamlamayı becerebilmek.

Tamamlayan : Eksik kısmı tamamlayan.

Tamamlayıcı : DNA çift ipliğinin ayrılarak her birinden yeniden çift iplikli DNA oluşması için tamamlayıcı nükleotitlerin bu ipliklere bağlanması. Bir reaksiyonun olabilmesi için enzimle substratın anahtar kilit ilişkisi gibi iki molekülün birbirini bütünlemesi. Komplementer. [Bakınız: tamlayan].

Tamamlayıcı baz dizisi : Baz çiftleme kaidesine göre yan yana gelmiş polinükleotit dizileri. Komplementer baz dizisi.

Tamamlayıcı dna : Revers transkriptaz enzimi ile in vitro olarak sentezlenen RNA'yı tamamlayan tek iplikten oluşan DNA. Komplementer DNA. Genellikle revers transkriptaz enzimiyle in vitro olarak sentezlenen RNA’yı tamamlayan tek iplikten oluşan DNA, cDNA, komplementer DNA. Genellikle belirli bir mRNA’nın kalıp olarak kullanılması ve ters trankriptaz enzimi aracılığıyla sentezlenen, klonlama veya PCR ile çoğaltılan DNA, cDNA.

Tamamlayıcı içgüdü : (Ruhsal çözümleme) Bir içgüdünün birine karşıt olan ve birbirini bütünleyen iki görünümü.

Tamamlayıcı mallar : Tüketimi birlikte gerçekleşen, çapraz fiyat esnekliği negatif olan mallar. karşılığı ikame mallar.

Tamamlayıcı para : Alacaklının belirli ve sınırlı olarak kabulleneceği para çeşitlerinin dışında kalan para.

Tamamlayıcı renk : Renkli ışık ışınlarının karışmasıyla, kırmızı ile yeşil, mavi ile turuncu gibi beyaz ışığı oluşturan veya beyaz ışık içindeki renklerden herhangi biri ayrıldığı zaman ikiliden geride kalan renk.

Tamamlayıcı sistem : Kan serumunda bir dizi şeklinde faaliyet gösteren, aktive edilince yabancı hücreleri eriten proteinler. Komplementer sistem.

Tamamlayıcı ürün fiyatlandırması : Birlikte kullanılan mallarda, malın kendisini düşük bir piyasa fiyatından tamamlayıcısını ise yüksek fiyattan satmak suretiyle asıl kârın tamamlayıcı mal üzerinden elde edilmesini amaçlayan fiyatlandırma stratejisi.

Tamamlayıcı yemler : Rasyondaki eksik olan kısmı tamamlamak için hazırlanmış, kimi besin maddelerini yüksek düzeyde, kimi besin maddelerini de yetersiz kapsayan, bir taşıyıcı içerisinde planlanıp hesaplanmış miktarlarda vitaminler, iz elementler ve besleyici olmayan ilaç niteliğindeki katkı maddeleri kullanılarak hazırlanan yemler.

Tamamlayıverme : Tamamlayıvermek işi.

Tamamlayıvermek : Çabucak bitirmek, tamamlamak.

Taman : Hani, haniya. Hani. l. İşte, az önce. Hani, hani ya, ya. Tabii ki.

Tamana : Geçende, geçen.

Tamandua : Dişsizler (Edentata) takımının, karıncayiyengiller (Myrmecophagidae) familyasından, 60 cm kadar uzunlukta, 40 cm kadar kuyruğu olan, rengi sarımsı beyaz olup yanları kara lekeli, ön ayakları dört parmaklı, Orta ve Güney Amerika'da ağaçlarda yaşayan, iyi tırmanan bir memeli türü. (Tamandua tetradactyla ), Dişsizler (Edentata) takımının karıncayiyengiller (Myrmecophagidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 60, sarılıcı olan kuyruğu 40 cm. Rengi sarımsı beyaz olup yanları kara lekelidir. Ön ayakları 4 parmaklı olur. Orta ve Güney Amerikada ağaçlarda yaşar. İyi tırmanır.

Tamangaz : 1.Beceriksiz. 2.Söz anlamaz.

Tamar : Damar. [Bakınız: Damar].

Tamar götürmek : Baş kesmek, öldürmek.

Tamar urucu : Kancı, kan alıcı, hacamatçı.

Tamarını kesmek : Kökünü kurutmak.

Tamarin : [Bakınız: pembe maymun].

Tamarmak : Özenmek.

Tamarzı : 1.Yoksul. 2.Perhiz yapan. Yoksul. Yoksun: Ete tamarzı galdıh. Perhiz yapan.

Tamarzi : Yoksun.

Tamas : 1.Erik. 2.Kara erik. 3.Bardakeriği. 4.Erik kurusu. 5.Elma. Yakınlık: tamas salmak. Siyah, ekşi erik ve kurusu. Erik kurusu; erik; dişilik organı.

Tamasa : Bir kumaş türü. (İnönü Eskişehir).

Tamasalak : Toprağa ve özümlemeye bağlı bütün besinlerini konakçıdan sağlayan bitkisel asalak. (Yabanketeni tamasalak bir bitkidir.).

Tamaşa : Temaşa.

Tamaşka : Boyunduruğun altındaki ağaç.

Tamat : Damat.

Tamata : Domates.

Tamates : Domates.

Tamatez : Domates.

Tamatos : Domates.

Tamay : Ayın bütün durumu, dolunay.

Tamaydın : İlerici, her yönüyle aydın kimse.

Tamaz : Kara erik. Banyo.

Uyan tamağı : Gemin ağzına giren kısmı.

Vitamin tamamlayıcıları : Hayvan çeşidine ve karma yem tekniğine göre eksiklikleri tamamlamak üzere kullanılan ve yüksek miktarlarda vitaminleri içeren yem katkı maddeleri.

Yem katkı tamamlayıcısı : Bir tam yem meydana getirmek için daha da seyreltilip karıştırılarak kullanılabilen, diğer yemleri tamamlayıcı olarak seyreltilmeden yedirilebilen veya rasyonun diğer kısımlarıyla aynı anda fakat ayrı kapta serbest yemleme biçiminde sunulabilen bir karışım.

Yeniden tamamlama : Olumluluğunu yitirmeğe başlayan bir nesneyi yeniden tamamlama.

Tamah : Açgözlülük.

Tamam : Bütün, tüm. Beğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz. Evet. Eksiksiz. Tamamlanmış, bitmiş. Yanlış ve yalan olmayan, doğru.

Tamamen : Bütün olarak, büsbütün, baştan sona.

Tamamı tamamına : Tam tamına.

Tamamıyla : Tam olarak, büsbütün, baştan sona, külliyen.

Tamamiyet : Bütünlük.

Tamamlama : Tamamlamak işi, tamlama, itmam.

Tamamlamak : Eksiksiz, tamam duruma getirmek, bütünlemek. Bitirmek.

Tamamlanış : Tamamlanma işi.

Tamamlanma : Tamamlanmak işi.

Tamamlanmak : Eksiksiz duruma getirilmek, tamam olmak, bütünlenmek. Bitirilmek.

Tamamlatma : Tamamlatmak işi.

Tamamlatmak : Eksiğini yerine koydurmak, bütünletmek. Bitirmesini sağlamak.

Tamamlayış : Tamamlama işi.

Tamanit : Doğal kalsiyum ve demir fosfat.

Diğer dillerde Tam zamanında üretim anlamı nedir?

İngilizce'de Tam zamanında üretim ne demek ? : just-in-time, jit