Tang türkçesi Tang nedir

  • Tangırdamak.
  • Acı tat.
  • Ağızda kalan tad.
  • Keskin koku.
  • Su yosunu.
  • Berazban.
  • Madeni ses.
  • Pirazvana.
  • Pırazvana.
  • Suyosunu.
  • Keskin tat.
  • Tıngırtı.
  • Keskin bir tat.
  • Prazvana.

Tang ile ilgili cümleler

English: Do they sell tangerines?
Turkish: Mandalina satıyorlar mı?

English: It takes two to tango.
Turkish: Tango yapmak iki kişi gerektirir.

English: Could you please play a tango?
Turkish: Lütfen tango oynar mısın?

English: My favorite dance is the tango.
Turkish: Benim en sevdiğim dans tango.

English: Her hair is tangled.
Turkish: Onun saçı karışık.

Tang ingilizcede ne demek, Tang nerede nasıl kullanılır?

Sea tang : Deniz yosunu türü. Deniz yosunu.

Tanga : Çok küçük mayo.

Tanganyika : Tanganika.

Tanganyikan : Tanganika. Tanganika'ya özgü. Tanganikalı. Tanganyika. Tanganyikalı.

Tanged : Keskin bir tat. Tangırdamak. Su yosunu. Keskin tat. Berazban. Acı tat. Madeni ses. Tıngırtı. Pırazvana. Pirazvana.

Tangences : Tanjant olma durumu.

Tangent line : Teğet doğrusu.

Tangence : Tanjant olma durumu.

Tangelo : Turunçgillere ait bir meyve.

Tangent : Teğet. Tanjant. Teğetlik. Bir eğrinin bir noktasından eğrilik yarıçapına dik çizilen doğru. Tan fonksiyonu. Tanjan.

İngilizce Tang Türkçe anlamı, Tang eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tang ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Algae : Deniz yosunu. Alg. Deniz yosunları. Yosunlar. Algler. Vücutları kök, gövde ve yaprak olarak farklılaşmamış, fotosentez yapan, sularda yaşayan prokaryot ya da ilkel bitki grupları. Suyosunları. Yosun.

Clatter : Gürültüyle yapmak. Çatırdatmak. Patırtı. Takırtı. Tıkırdamak. Uğultu. Gevezelik etmek. Tangırtmak. Takırdamak.

Clangoured : Tınlama. Gürültü. Şıkırdatmak. Madeni ses çıkarmak. Şıkırdamak. Çınlama. Şakırtı.

Spicery : Baharat.

Strum : Zımbırdatmak. Acemice çalmak. Çalmak. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Kulak tırmalayan ses. Tıngırdatmak. Telli çalgıyı tıngırdatmak. Kötü çalmak. (kadın) mastürbasyon.

Clangored : Gürültü. Şıkırdamak. Madeni ses çıkarmak. Çınlama. Tınlama. Şıkırdatmak. Şakırtı.

Piquancy : Çeken taraf. İlginçlik. Cazibe. Acılık. Etkileyicilik. İlginç gelen yön. Keskinlik.

Tinkling : Çınlayan. Tınlama.

Seaweed : Varek. Yosun. Alg. Deniz yosunu. Denizyosunu.

Piquance : Etkileyicilik.

Tang synonyms : sea tangle, piquantness, zest, clangoring, clanged, clanks, strums, twangler, clang, clank, redolence, clangours, kelp, rattle, clangors, twang, twanged, clangor, spiciness, metallic sound, tangs, seaweeds, tanginess, clanked, clinking, algas, twangled, clangour, tinklings, acrid smell, nip, alga, twanging.

Tang ingilizce tanımı, definition of Tang

Tang kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, wine or cider has a tang of the cask. To cause to ring or sound loudly. An unpleasant tone. Especially, a taste of something extraneous to the thing itself. A dynasty in Chinese history, from a. d. 618 to 905, distinguished by the founding of the Imperial Academy (the Hanlin), by the invention of printing, and as marking a golden age of literature. A sharp, twanging sound. A twang. To make a ringing sound. A coarse blackish seaweed (Fuscus nodosus). A strong or offensive taste. To ring. To ring.