Tap gelmek nedir, Tap gelmek ne demek

Teknik terim anlamı:

Kafi gelmek, kifayet etmek.

Tap gelmek anlamı, kısaca tanımı

Tap : Eski evlerde tavana yakın açılan küçük pencere. 1.Okul sırası : Tapımda kitap var. [Bakınız: taka]. Ev tavanlarında direkler üzerine konan tahtalar, silme tahtası. Uygun, oranlı. Leke, ben. Güç, kuvvet. Arka, art : Tapımı takip et. Doğru. Dikkat. Tepe ya da dağ üstündeki düzlükler. Güç: İhtiyarlık tapsıslıktır. Tandıra düşüp kül üstünde pişen ekmek. Arka, geri. Yetişir, kâfi. Doğru, hatasız. Tamamen, büsbütün, hep. Eşit, müsavi. Hemen, derhal

Gelme : Gelmek işi. Gelmiş olan. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme.

Gelmek : Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Dayanmak, tahammül etmek. İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Kadar olmak. İzlemek, takip etmek. Katılmak, eklenmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Mal olmak. Belli bir süre dolmak. Biriyle birlikte gitmek. Uymak. Getirmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Türemek. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. Düşmek, rast gelmek. Çıkmak, yönelmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak.

 

Kifayet : Yeterli miktarda olma, yetme, kâfi gelme. Bir işi yapabilecek yetenekte olma, yeterlik.

Kifaye : [Bakınız: Kifayet].

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Kafi : Yeterli, yetecek ölçüde olan. “Yeter, yetişir, artık istemez” anlamlarında bir seslenme sözü. Kâfi.

Etme : Etmek işi.

Diğer dillerde Tao dini anlamı nedir?

İngilizce'de Tao dini ne demek ? : taoism