Telemek nedir, Telemek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Gözetlemek.

Pıhtılaşmak.

1.Görmek : Öğretmen beni teleyor.

[Bakınız: tehlemek].

Denemek: Telemeden hiç bir şey almam.

Terlemek.

Telemek kısaca anlamı, tanımı

Tele : İnce ip, iplik. Hayvanlar için kurulan tuzak. Giysi yakalarının içine konulan kolalı bez, tela. Tuzak. Bir terzi malzemesi: tela. Televizyonun, konuşma dilinde kısaltılmışı. "Televizyon" sözcüğünden kısaltmayla elde edilen ön ek. (Yabancı dillerde téléciné, téléfilm, teleplayer, ve benzerleri bileşiklerde kullanılır). Yunanca "tele" (uzak, ırak) sözcüğünden alınarak yabancı dillerde bu anlamda ön ek olarak kullanılan ve çeşitli bileşikler (télécommunication, télégraphe, téléphone, télévision; telefilm, telephoto, teleplayer, telerecorder, television; Telefon, Telefoto, Telegrafie, Teleskop, vb.) türeten sözcük. Ceketlerin göğüs ve yaka kesimlerini sert tutmak amacıyla kullanılan kıl kumaş. ( Uşak.; Güdül Ankara)

Telem : Bir metnin doğrudan doğruya gönderilmesini ve alıcı olarak basımevi harfleriyle yazılmasını sağlayan araç.

Teleme : Teleme peyniri.

Pıhtılaşmak : Pıhtı durumuna gelmek.

Gözetlemek : Birine veya bir şeye gizlice bakmak, dikizlemek. Birinin yaptıklarını belli etmeden izlemek.

Pıhtılaşma : Sıvı durumdan pıhtı durumuna geçme, pıhtılaşmak işi.

 

Gözetleme : Gözetlemek işi, dikiz, dikizleme, erkete.

Tehlemek : 1.Gözetlemek. 2.Dikkat etmek. 3.Her an uyanık durmak. 4.Gizlice dinlemek. 5.Bir kimseyi yalnızken kıstırmak : Hasan'ı tehlediler yohsa onnara alt olası oğul döyüldü. Sınavdan geçirmek. Tanımak. Gözetmek, bakmak.

Terlemek : Ter çıkarmak, ter dökmek. İçindeki suyu ter biçiminde sızdırmak. Bir şeyin üzerinde buhar olarak yoğunlaşmak. Bir iş yaparken yorulmak veya o işi çok emek harcayarak güçlükle başarmak.

Öğretmen : Mesleği bilgi öğretmek olan kimse, hoca, muallim, muallime.

Terleme : Terlemek işi. Yaprakların gözeneklerinden buhar biçiminde su kaybetmeleri.

Öğretme : Öğretmek işi.

Denemek : Değerini anlamak, gerekli niteliği taşıyıp taşımadığını bulmak için bir insanı, bir nesneyi veya bir düşünceyi sınamak, tecrübe etmek. Bir işe, başarmak amacıyla başlamak, girişimde bulunmak, teşebbüs etmek.

Deneme : Denemek işi, sınama. Son biçimini bulmamış, taslak durumunda olan. Herhangi bir konuda yeni ve kişisel görüşlerle bezenmiş bir anlatım içinde sunulan düzyazı türü.

Gözet : Baharda geceleri hayvan otlatılan yer. Gözetleme yeri.

Öğret : Saç örgüsü.

Denem : Parça, kısım: Kızın saçı on denem örülü.

Pıhtı : Koyulaşarak yarı katı duruma gelmiş sıvı.

Diğer dillerde Telemark tipi kondrodisplazi anlamı nedir?

İngilizce'de Telemark tipi kondrodisplazi ne demek ? : telemark type chondrodysplasia