Tendancy türkçesi Tendancy nedir

  • Eğitim alanında kullanılır.
  • Belli bir amaca ya da sonuca yönelen, ancak etkinliğe dönüşmeyen etki gücü.
  • Yönseme.

Tendancy ingilizcede ne demek, Tendancy nerede nasıl kullanılır?

Attendancy : Devam. Katılma. Katılım.

Tendance : Eğilim. Temayül. Dikkat.

Attendance : Hazır bulunma. Devam etme. Eşlik. İzleyici sayısı. İştirak. İlgilenme. Gitme. Düzenli olarak gitme. Mevcut sayısı. Katılma.

Attendance book : Yoklama defteri.

Attendance check : Devam kontrolü. Sınıf yoklaması.

Attendance record : Yoklama defteri. Yoklama listesi. İmza defteri. Rekor katılım.

Attendance fee : Yarkurul ücreti. Yarkurul oturumlarına katılan üyelere verilen ücret. Huzur hakkı.

Medical attendance : Tıbbi bakım.

Attendance list : Yoklama listesi.

Non attendance : Gıyap. Katılmama. Gelmeme.

İngilizce Tendancy Türkçe anlamı, Tendancy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tendancy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abulia : İrade yitimi. İrade gücünün kaybolmasıyla tanımlanan sinir hastalığı. İstem yitimi. Abulya. İrade kaybı. İstenç yitimi. Karar verme, dikkat, devinme gibi zihin ve beden etkinliğiyle ilişkili işleri yapamamak biçiminde kendini gösteren ve sinir yorgunluğu sonucu ortaya çıkan durum. Abuli. Kayıtsızlık.

 

Partisanship : Yandaşlık. Taraftarlık. Partizanlık. Akrabasını tutma. Taraflılık. Particilik.

Favouritism : Kayırmacılık. Adam kayırma. Taraf tutma. Adam kayırmacılık. İltimas. İltimasçılık. Kayırıcılık.

Sympathy : Acıma. Başkalarının duygularını paylaşma. Sevgi. İlgi. Duygudaşlık. Acısını paylaşma. Bir insanın başkalarının yaşantıları ve uyaranları kendisininkiymiş gibi tepkide bulunması, başkalarının duygularını paylaşması durumu. Anlayış. Halden anlama.

Stainability : Renk emme özelliği (gözebilim). Lekelenebilirlik.

Desire : İstek duymak. Yalvarmak. Hevesi olmak. Rica etmek. Arzu. Arzu etmek. Dilemek. Heveslenmek. İmrenmek. Arzulamak.

Movement : Akım. Eylem. Meyil. Bağırsakların çalışması. Kımıldanma. Tempo. Hayat. Hareket yapımı. Belirli bir düzenin belirli bir güçle işletilmesine dayanan araçlarda, bu düzenin devinime geçmesi. Manevra.

Academic intelligence : Akademik zeka. Soyut kavramları kolayca kavramaya yatkın zeka.

Attitude : Davranışları güdüleyen kalıplı ve kazanılmış eğilim ya da yatkınlık. Tavır. Bireyin insanlar, olaylar ve cansız varlıklar karşısında takındığı davranış biçimi. Hal. Belli nesnelere, olaylara, kişilere karşı belli biçimde davranma yolunda toplumsal olarak kazanılmış eğilim ya da yönelim. Düşünce. Poz. Dansçının gövdesini tek bacağı üzerine durdururken, öbür bacağını doksan derecelik bir açıyla kaldırması ve dizden bükerek geriye getirmesi. Davranış. Konum.

Abnormal child : Olağandışı çocuk. Bedensel, zihinsel ya da toplumsal özellikler bakımından olağandışı ayrılıklar gösteren çocuk.

 

Tendancy synonyms : nonpartisanship, predisposition, devices, perseveration, favour, purpose, academy, buoyancy, propensity, direction, achievement age, understanding, disfavor, negativity, disapproval, disposition, impartiality, proclivity, disfavour, accustoming, set, academic year, drift, mental attitude, dislike, electronegativity, favoritism, hybrid vigor, heterosis, abstract intelligence, favor, tendency, leaning.

Tendancy zıt anlamlı kelimeler, Tendancy kelime anlamı

Impartiality : Tarafsızlık. Yansızlık.

Partiality : Beğenme. Kısmilik. Tarafgirlik. Yeğleme. Düşkünlük. Özel sevgi. Kısmiyet. Taraf tutma. Yan tutma. Tarafgirlikten ileri gelen haksızlık.

Disinclination : İsteksizlik. Niyeti olmama. Gönülsüzlük.