The sick türkçesi The sick nedir

The sick ile ilgili cümleler

English: The mother rubbed the sick child's back.
Turkish: Anne hasta çocuğun sırtını ovaladı.

English: Doctors should help the sick or injured person.
Turkish: Doktorlar hasta ya da yaralı kişiye yardım etmeli.

English: He intends to devote his life to curing the sick in India.
Turkish: O, hayatını Hindistan'daki hastaları tedavi etmeye adamak istiyor.

English: The doctor bent over the sick boy.
Turkish: Doktor hasta çocuğun üzerine eğildi.

English: Make sure that the sick are properly cared for.
Turkish: Hastalara uygun şekilde bakıldığından emin ol.

The sick ingilizcede ne demek, The sick nerede nasıl kullanılır?

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Sick : Bulanmış. Kusmak. Mide bulandırıcı. Usanmış. Özlemiş. Rahatsız. Kusmak üzere. Hasta. İğrenç. Hasret.

The 1967 borders : Bağımsızlık savaşı sonrasında ateşkes anlaşmalarında oluşturulan sınırlar (israil tarihi). 1967 sınırları. Yeşil hat.

 

The 2004 tsunami : 26 aralık 2004'teki büyük tsunami. 000 insanın ölümüne yol açan 26 aralık 2004'te meydana gelen yıkıcı tsunami. 2004 tsumanisi. Bir depremin tetiklediği ve iki kıtada 8 ülkede (tayland, hindistan, endonezya, malezya, maldivler, seylan, somali ve sri lanka) yaklaşık 225.

The a team : Televizyonda macera dizisi ismi. A takımı.

The above : Yukarıda anılan. Yukarıda yazılanlar (bir sayfada). Yukarıki. Yukarıdaki.

The ablative : Çıkma durumu. Ablatif. İsmin -den hali.

İngilizce The sick Türkçe anlamı, The sick eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The sick ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sick : Soluk. Hasret. Usanmış. Özlemiş. Bıkkın.

Diffuse : Dağılmak. Neşretmek. Dökmek. Yayılmak. Yaymak. Gereksiz ayrıntılı. Gereksiz laflarla dolu. Yaygın.

Atrocious : Adi. Çok kötü. Gaddar. Rezil. Aşağılık. Gaddarca. Çok fena. Ayıplanacak. Menfur. Felaket.

Disgorged : Boşaltmak. Zoraki geri vermek. İsteksizce geri vermek. Dökülmek.

Honked : Kaz sesi çıkarmak. Ötmek (kaz). Kornaya basmak. Çıkarmak. (kaz) ötmek. Klakson çalmak. Korna çalmak.

Diseased : Rahatsız. Alil. Sayrı. Mariz. Muallel. Hastalıklı.

Be sick : Bıkmak. Hasta olmak. Usanmak. Bıkkınlık gelmek.

Puke : Aşağılık kimse. İstifrağ etmek. Kusma. Kusmuk. Kusturmak. Çıkartmak.

Buffs : Meraklı. Maden parlatmaya mahsus bir yuvarlağa sarılı deri. Öküz derisi. (araba veya radyo vb) meraklısı. Açkılamak. Perdah etmek. Perdahlamak. Devetüyü rengi. Ten rengi. Deri ile parlatmak.

Bedraggled : Yıkık dökük. Üstü başı darmadağınık. Çamurlu. Çamurlanmış. Kirli. Köhnemiş. Bakımsız. Pejmürde. Kirlenmiş.

 

The sick synonyms : disgorging, decentralized, disjointed, barfs, disheveled, honks, cracked, boffs, disgorges, buff, abhorrent, belch out, dishevelled, boff, brattiest, brainsick, barfy, barf, abominable, patients, crapulent, clients, cuffy, aficionado, diffusely, vomitous, honk, cloying, disturbed, chuck, barfing, boke, fanatical.