The son türkçesi The son nedir
The son ile ilgili cümleler
English: Ali claimed to be the son of a rich man.
Turkish: Ali zengin bir adamın oğlu olduğunu iddia etti.
English: Ali is the son of a very rich man.
Turkish: Ali çok zengin bir adamın oğludur.
English: And I testify that this is the Son of God.
Turkish: Ve bunun Tanrının oğlu olduğuna şahitlik ederim.
English: Have you heard of the rage of the Son of Heaven?
Turkish: Cennetin Oğlunun öfkesini duydun mu?
English: Ali is the son of a famous professor in Boston.
Turkish: Ali Boston'daki ünlü bir profesörün oğludur.
The son ingilizcede ne demek, The son nerede nasıl kullanılır?
The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık.
Son : Oğul. Oğlum. Evlat. Mahdum. Kancık. Çocuk. Erkek evlat.
The 1967 borders : 1967 sınırları. Yeşil hat. Bağımsızlık savaşı sonrasında ateşkes anlaşmalarında oluşturulan sınırlar (israil tarihi).
The 2004 tsunami : 26 aralık 2004'teki büyük tsunami. 2004 tsumanisi. 000 insanın ölümüne yol açan 26 aralık 2004'te meydana gelen yıkıcı tsunami. Bir depremin tetiklediği ve iki kıtada 8 ülkede (tayland, hindistan, endonezya, malezya, maldivler, seylan, somali ve sri lanka) yaklaşık 225.
The a team : Televizyonda macera dizisi ismi. A takımı.
The ablative : Ablatif. Çıkma durumu. İsmin -den hali.
The above : Yukarıki. Yukarıda yazılanlar (bir sayfada). Yukarıda anılan. Yukarıdaki.
İngilizce The son Türkçe anlamı, The son eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak The son ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Seed : Tohum ekmek. Meni. Döl. Tohum. Döllemek. Horozcuk. Canlıların üremesi sonucu ortaya çıkan yeni birey veya bireylerin bütünü, nesil, jenerasyon. Kaynak.
Offsprings : Ürün. Füru. Zürriyet. Yavru. Yavru hayvan. Çoluk çocuk. Döl. Yavrular.
Filial : Evlatlık. Evlat ile ilgili. Yavru şirket. Evlatla ilgili. Evlada yakışır. Evlatla ilişkin. Evlada ilişkin. Evlada ait.
Cadet : Küçük kardeş. Askeri lise öğrencisi. Harbiyeli. Aday. Harp okulu ya da sakçı koleji öğrencisi. Erkek kardeş (küçük). Askeri öğrenci. Harp okulu öğrencisi. En küçük erkek çocuk.
Bantling : Ufaklık. Bebek. Yumurcak.
Female : İçi oyuk öğe. Atletizmi uğraş edinip, dallarındaki bayanlar arası yarışlara katılan sporcu. Yavru doğuran, yumurta hücresi üreten organizma. eşeyli üremede erkeğin eşi, femina. hlk. deri üzerinde serpili olarak çıkan siğiller. Bayan atlet. Dişi. Dişi gamet veya yumurta meydana getiren birey veya yavru doğuran organizma. Atletizm, biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Dişil. Kız.
Our lord : Tanrı. Efendimiz. Hazreti isa.
Slut : Paçoz. Dişi köpek. Pis kadın. Küçük orospu. Pasaklı kadın. Hafifmeşrep kadın. Şırfıntı. Pasaklı. Sürtük.
Treacherous : Hain. Dönek. Arkadan vuran. Güvenilmez. Kalleş. Tehlikeli. Aldatıcı. Korkulur. Haince.
The son synonyms : boyos, boys, offspring, child, bambino, bitching, descendant, christ, kiddo, babies, jr, cunts, daughter, brats, jc, sonny, messiah, babying, jesus christ, female dog, juniors, a cluster of bees, bambinos, cunt, cions, childing, bairns, children, cadets, womans, kiddos, bitch, woman.

Bu kısımda The son kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede The son ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce The son anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz The son ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.