The whole of türkçesi The whole of nedir
- -in bütünü.
- Tüm.
The whole of ile ilgili cümleler
English: I know the whole of the story.
Turkish: Ben hikayenin tamamını biliyorum.
English: The patrol cars cover the whole of the area.
Turkish: Devriye arabaları alanının tamamını kapsamaktadır.
English: My secretary is the sweetest person in the whole office.
Turkish: Benim sekreterim tüm ofisteki en tatlı kişidir.
English: São Paulo has the second largest fleet of helicopters in the world, behind New York, which has 420 helicopters in the whole of the city.
Turkish: Sao Paulo tüm şehirdeki 420 helikopteri ile New York'tan sonra dünyanın en büyük ikinci helikopter filosuna sahiptir.
English: You know that two nations are at war about a few acres of snow somewhere around Canada, and that they are spending on this beautiful war more than the whole of Canada is worth.
Turkish: Kanada civarında bir yerde birkaç dönüm karla ilgili iki ulusun savaşta olduğunu ve bu güzel savaşa tüm Kanada'nın değdiğinden daha çok para harcadıklarını bilirsiniz.
The whole of ingilizcede ne demek, The whole of nerede nasıl kullanılır?
The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık.
Whole : Tam. Öz. Tek parça. İyi. Sağlıklı. Sağlam. Toplu. Toplam. Bütün. Sağlığı yerinde.
Of : İle ilgili. Li. Hakkında. -den. Karşı. Den. Yüzünden. Nin. -dan. -den övünerek bahsetmek.
The whole : Tamam. Tekmil. Bütün.
The whole bag of tricks : Ne var ne yok. Ne lazımsa. Tüm imkanlar. Tüm mevcut olanaklar.
The whole outfit : Alet edevat. Takım taklavat.
The whole lot : Cümbür cemaat. Hepsi.
The whole parish : Bütün mahalle.
The whole issue : Bütün mesele. Bütün sorun.
The whole kit and caboodle : Hepsini. Hepsi veya tümü birden. Tüm miktar. Hepsi. Her şey veya her şeyi. Takım taklavat. Hepsi birden. Tümünü. Tümü birlikte. Cümbür cemaat.
İngilizce The whole of Türkçe anlamı, The whole of eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak The whole of ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Alls : Tümünü. Herkes. Bütün. Ne var ne yoksa. Tümü. Hepsi. Her şey. Katışıksız.
Absolutes : Sınırsız. Mutlak. Katıksız. Kati. Düzey. Muhakkak. Salt.
Entires : Bütün. Tam. Hepsi. Yekpare. Katışıksız. Bütünlüklü. Tamam.
Full complement : Donanım. Tam kadro. Tam.
Entireties : Bütünlük. Tamlık.
Complement : Tamlık. Normal serumda bulunan, enzim etkinliği gösteren, bağışıklık sistemi içerisinde yapısal ve düzenleyici görevleri olan birtakım proteinler. komplement sistemi dokuz fonksiyonel bileşen taşır ve bunlar c1den c9 a kadar sembollerle gösterilir. Tamamlayıcı (şey). Cümle içinde yalın ya da yükleme, yönelme, çıkma, vasıta durumu gibi bir durum eki almış olarak kendisini fiille ilişkili duruma getiren ad: ateş yak-, su püskürt-, yokuş çık-, köşeyi dön-, bir olayı aktar-, yemeğe alıkoy-, işe dal-, yoldan çevir-, başarıyla çalış-, işe bel bağla-, olaydan ders al-, lafı ağzından kaçır- vb. || tümleçler yüklemin anlamını çeşitli yönlerden tamamlayan ögelerdir. bastıkları yeri (nesne) görmüyorlar, bataklıklara, su birikintilerine dala çıka, (zarf tümleci) konuşmadan (zarf tümleci) acele acele (zarf tümleci) yürüyorlardı (r. h. karay, memleket hikayeleri: yatık emine, s. 29). şükriye başını (nesne) onun omuzuna (dolaylı tümleç) yaslamıştı (t. buğra, yalnızlar, s. 115). görünürde (zarf tümleci), yani üretimde erkekten çok kadın var (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 43). kendi kendimden nefretimin çerçevelediği ve çirkinleştirdiği bir dünyada (zarf tümleci) yalnızım (peyami safa, yalnızız, s. 446). basık tavanlı, tütmüş sobası, pis cigara dumanlarıyla dolu bir kahvede (zarf tümleci) insanlar toplanmışlardı (s. f. abasıyanık, bütün eserleri, s. 16) vb. ayrıca bk. nesne, dolaylı tümleç, edat tümleci, zarf tümleci. Bilgisayar, gramer, veterinerlik alanlarında kullanılır. Tümleyici. Tümleyen. Kompleman. Tam kadro.
All : Bütünüyle. Her şey. Oyunun herhangi bir anında oyuncuların sayı ya da dönem bakımından eşit durumda olduklarını bildiren deyim. Hep. Her. Her biri. Tümü. Her iki taraf. Katışıksız.
Entirety : Mükemmellik. Bütün. Bütünlük. Tümlük. Tamlık. Külliyet.
Overall : Sonuçta. Genel. İş önlüğü. Bir uçtan bir uca. Tam. (abd'de) iş tulumu. Ayrıntılı. Genelde. Gömlek. Önlük.
Total : Bir toplama işleminin ürünü ya da tamsayım sonucu. Tutarını bulmak. Tam. Ulaşmak. Toplamak. Tahrip etmek. Yekun yapmak. Etmek (toplam). Toptan.
The whole of synonyms : entire, absolute, clearest, all over the, pan.

Bu kısımda The whole of kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede The whole of ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce The whole of anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz The whole of ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.