The wild türkçesi The wild nedir
- Issız yer.
- Vahşi doğa.
- Kır.
- Dağ başı.
The wild ile ilgili cümleler
English: He wants to go back to the wild.
Turkish: O, vahşi hayata geri dönmek istiyor.
English: Could you survive alone in the wilderness?
Turkish: Çölde tek başına hayatta kalabilir misin?
English: I saw the girls pick the wild flowers.
Turkish: Kızların kır çiçekleri topladığını gördüm.
English: Look out for the wild dog!
Turkish: Vahşi köpeğe dikkat edin!
English: This species of deer is so elusive that only two have ever been photographed in the wild.
Turkish: Bu geyik türlerinin yakalanması o kadar zor ki yabanda şu ana kadar sadece iki tanesinin resmi çekildi.
The wild ingilizcede ne demek, The wild nerede nasıl kullanılır?
The : Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.
Wild : Tenha. Issız. Hiddetli. Kızgın. İnsan ya da insanın yaşadığı yerlere yakın olmayan, doğada bulunan. vahşi. Dağınık. Vahşi. Arsız. Zıpır. Çöl.
Be sent into the wilderness : Görevden alınmak. Hükümetten düşürülmek. Gözden düşmek.
Voice in the wilderness : Boşa tüketilen nefes.
The 1967 borders : Yeşil hat. 1967 sınırları. Bağımsızlık savaşı sonrasında ateşkes anlaşmalarında oluşturulan sınırlar (israil tarihi).
The a team : A takımı. Televizyonda macera dizisi ismi.
The 2004 tsunami : 26 aralık 2004'teki büyük tsunami. Bir depremin tetiklediği ve iki kıtada 8 ülkede (tayland, hindistan, endonezya, malezya, maldivler, seylan, somali ve sri lanka) yaklaşık 225. 2004 tsumanisi. 000 insanın ölümüne yol açan 26 aralık 2004'te meydana gelen yıkıcı tsunami.
İngilizce The wild Türkçe anlamı, The wild eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak The wild ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Fell : Kırmalı dikmek. Kesmek. Kesip devirmek. Merhametsiz. Yere yıkmak. Yere sermek. Öldürücü. Düşürmek. Devirmek. İnsafsız.
Frostier : Kırağı kaplı. Donmuş. Donuk. Mesafeli. Soğuk. Kırağılı. Dondurucu. Ağarmış. Ayaz.
Bent : Namussuz. İbne. Eğim. Üşütük. Yatkınlık. Meyil. Yiyici. Çok istemek. Eğilim. Yetenek.
Frostiest : Ayaz. Kırağılı. Soğuk. Kırağı kaplı. Ağarmış. Buzlu. Mesafeli. Buz tutmuş. Donuk. Soğuk (tavır veya cevap vb).
Wilderness : Yaban hayat. Yaban. Sahra. Çöl. El değmemiş doğa. Bakımsız bahçe. Boşluk. Yığın. Kalabalık.
Countryside : Sayfiye. İllinois eyaletinde şehir. Kırsal bölge. Kırsal kesim. Kırlık. Kırsal yöre halkı. Kırsal yerler. Kırsal bölgeler.
Fells : Deri. Post. Dik saç. Otlak. Tepe.
Grayish : Grimsi. Gri. Küllü. Bozrak.
Solitude : Yalnızlık. Kendi başına olma. Issızlık. Tenha yer. Tek başınalık. Tenhalık. Tek başına yaşama.
Wilds : Vahşi yerler. Issızlık. Tenhalık.
The wild synonyms : grayest, abandoned place, benting, bents, backland, solitudes, country, wild nature, backblocks, grayer, champaign, frosty.

Bu kısımda The wild kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede The wild ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce The wild anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz The wild ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.