The wind türkçesi The wind nedir

The wind ile ilgili cümleler

English: I love the feeling I get when the wind rustles between the trees and tenderly stirs all around me.
Turkish: Rüzgar ağaçları hışırdatıp usulca etrafımı sararken duyduğum hissi seviyorum.

English: My favorite children's book is The Wind in the Willows.
Turkish: Benim en sevdiğim çocuk kitabı Söğütlerdeki Rüzgar.

English: The force of the wind made it difficult to walk.
Turkish: Rüzgarın gücü yürümeyi zorlaştırdı.

English: I felt the wind blowing on my face.
Turkish: Yüzüme vuran rüzgarı hissettim.

English: After the wind has stopped, let's sail the boat off to the open sea.
Turkish: Rüzgar durduktan sonra, tekneyle açık denize yelken açalım.

The wind ingilizcede ne demek, The wind nerede nasıl kullanılır?

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Wind : Soluklandırmak. Açmak (yol). Hava cıva. Soluğunu kesmek. Zemberekli alıcılarda, motoru çalıştıran zembereği kurulu duruma geçirmek üzere kolu ya da anahtarı çevirmek. Dolanmak. Kurmak. Döndürmek. Soluk. Sonuçlandırmak.

 

The wind falls : Muhalefet veya karşıtlık zayıflıyor. Rüzgar diniyor. Rüzgar zayıflıyor.

The wind in the willows : Söğütlerdeki rüzgar. Kenneth graham tarafından yazılan çocuk kitabı.

The winder is broken : Kurgusu kırıldı.

Against the wind : Rüzgarın estiği yönün aksine. Rüzgara karşı.

A straw in the wind : Bir şeyin habercisi.

İngilizce The wind Türkçe anlamı, The wind eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The wind ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Enlacing : Dolaştırma. Birbirine geçirmek. Birbirine geçirme. Sıkı sıkı sarma.

Bat around : Sağa sola koşturmak. Tartışmak. Oradan oraya gitmek. Oradan oraya koşturmak. Gezinmek. Koşuşturmak.

Coil up : Bobin sarmak. İleriye yanaşma. Kıvrılmak. Dolanmak. Mesafeleri kapatma. Bukle yapmak. Sarılmak. Kangal yapmak.

Cincturing : Kemer. Kuşatmak. Kuşak. Çevrelemek. Pervaz.

Accomplish : Başarmak. Başarıyla tamamlamak. Bitirmek. Yapmak. Tamamlamak. Yerine getirmek. Sonunu getirmek. Almak (yol, zaman). Başarıyla sonuçlandırmak. Başarıya ulaşmak.

Wriggle : Kımıldatmak. Solucan gibi kıvrılmak. Kıvrılmak. Rahatsız etmek. Kıpırdatmak. Kıpırdamak. Kıvranmak. Eğilip bükülerek geçmek. Sallanmak.

Cruise : Dolaşmak (taksi şoförü taksi müşteri arayarak). Gemi gezisi. Seyretmek. Gezinmek. Gemi ile dolaşmak. Dolaşmak (polis veya polis arabası) (etrafı kolaçan ederek). Sokaklarda dolaşarak müşteri aramak (fahişe). Yol almak. Ağır ağır gitmek.

 

Arrive at a conclusion : Kanaate varmak. Hüküm veya görüşe varmak. Sonuca varmak. Neticeye varmak.

Breeze : Esinti. Hafif rüzgar. Coşarak gitmek. Dalıvermek. Rüzgar gibi gelmek. Hafif esişli rüzgarlar için de kullanılmakla birlikte, daha çok günlük çevrimsel rüzgarlara verilen ad. Meltem. Çocuk oyuncağı.

Wind instruments : Üflenerek çalınan müzik aletleri (flüt, trompet vs gibi). Nefesli enstrümanlar.

The wind synonyms : brew, carry through with, circuited, actualise, circuiting, wander, circulates, browse around, chew, builds, cincture, circuit, belt, cog, gusting, cinctures, become tangled, basing, appeal, flatus, beset, cogs, wriggles, cinctured, coil, convolved, bandage, ambulating, bring to an issue, convolve, wandered, assembly, effect.