The works türkçesi The works nedir

  • Pataklama.
  • Dayak.
  • Her şey.

The works ile ilgili cümleler

English: He imitated the works of Van Gogh.
Turkish: Van Gogh'un eserlerini taklit etti.

English: I am working at the workshop.
Turkish: Ben atölyede çalışıyorum.

English: Please give us a call now if you want to participate in the workshop!
Turkish: Çalıştaya katılmak istiyorsanız lütfen şimdi bizi arayın.

English: That street is blocked because of the works.
Turkish: O cadde çalışma nedeniyle kapalı.

English: I like the works of Picasso.
Turkish: Picasso'nun çalışmalarını severim.

The works ingilizcede ne demek, The works nerede nasıl kullanılır?

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Works : İstihkam. Mekanizma. İşler. Atölye. Çalışmalar. İmalathane. Tesis. Fabrika. Eserler. Yapıtlar.

Give one the works : Birini zor bir deneyimden geçirmek. Birinin canına okumak.

Give somebody the works : Dayak atmak. İmanını gevretmek. Pataklamak. Marizlemek.

Shoot the works : Her şeyini kaybetmek (oyunda). Elde avuçta ne varsa yoluna dökmek. Hiçbir masraftan kaçınmamak. Bütün parasını bir şey için harcamak. Yapılması gereken (yapılabilecek) her şeyi yapmak.

 

The 1967 borders : Yeşil hat. Bağımsızlık savaşı sonrasında ateşkes anlaşmalarında oluşturulan sınırlar (israil tarihi). 1967 sınırları.

Throw a spanner in the works : Mani olmak. Pişmiş aşa su katmak. İşlerin içine ingiliz anahratı atmak. Vitesleri durdurmak. Taş koymak. Tekere çomak sokmak. Engellemek. Dişlileri durdurmak. İşleri kösteklemek. Ortaya bir balgam atmak.

İngilizce The works Türkçe anlamı, The works eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The works ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Everything : Herşey. En önemli şey.

Dressing down : Paylama. Zılgıt. Azarlama. Azar. Fırça. Dövme.

Bastinado : Falakaya yatırmak. Falakaya çekmek. Sopa. Falaka. Dövmek.

The whole shooting match : Birşeyin bütünü. Hepsi. Tüm ayrıntısı. Sürü sepet. İşin tümü. Birşeyin tamamı. İşin tamamı.

Alls : Herkes. Hepsi. Tümünü. Bütün. Katışıksız. Ne var ne yoksa. Tümü. Tüm.

Leathering : Kayışla dövme. Dayak atma.

Buffeting : Vurma. Gövde titreşimi. Tokatlama. Tokatlayan. Elle vurma hareketi. Cama vurması. Güçlü rüzgarlardan dolayı bir uçağın bazı parçalarının veya tamamının sallanması. Zorlanma. Dövme.

Bastinadoes : Dövmek. Falakaya çekmek. Falakaya yatırmak. Sopa. Falaka.

The whole shoot : Bütünü. Hepsi. Tümü. Bütün şey. Bütünüyle. Tamamen.

All : Tümüyle. Hepsi. Katışıksız. Her iki taraf. Tüm. Büsbütün. Ne var ne yoksa. Berabere.

The works synonyms : bastings, anythings, chastisement, chastening, the whole ball of wax, birching, warming, anything, whole hog, corporal punishment, beatings, canings, buffetings, drubbing, beating, dayaks, caning.