Their türkçesi Their nedir
- Onların.
Their ile ilgili cümleler
English: "Have you ever thought of killing yourself?" "No, I'm not a person who would end their own life."
Turkish: "Sen hiç kendini öldürmeyi düşündün mü?" "Hayır ben kendi hayatına son verecek bir kişi değilim."
English: A foolish misunderstanding severed their long friendship.
Turkish: Salakça bir yanlış anlaşılma yüzünden uzun yıllar süren arkadaşlıkları bitti.
English: A carbon footprint is the amount of carbon dioxide pollution that we produce as a result of our activities. Some people try to reduce their carbon footprint because they are concerned about climate change.
Turkish: Bir karbon ayakizi bizim faaliyetlerimizin bir sonucu olarak ürettiğimiz karbondioksit kirlenmesinin miktarıdır. Bazı insanlar iklim değişikliğinden endişeli olduğu için karbon ayakizlerini azaltmaya çalışıyorlar.
English: "Where are Tom and Mary?" "They're on their way."
Turkish: "Tom ve Mary neredeler?" "Yoldalar."
English: A big bomb fell, and a great many people lost their lives.
Turkish: Büyük bir bomba düştü ve çoğu insan hayatını kaybetti.
Their ingilizcede ne demek, Their nerede nasıl kullanılır?
Their burial place is unknown : Gömüldükleri yer bilinmiyor. Gömüldükleri yer hala bir sır olarak duruyor. Bedenleri veya cesetleri bulunamadı.
Their majesties : Bir kral ve kraliçeye atfen kullanılan nezaket sıfatı. Majesteleri.
Their relations broke off : İlişkileri bozuldu. İlişkileri koptu. Aralarındaki bağ kırıldı. Aralarındaki temas koptu veya sona erdi.
Accommodate their differences : Aralarındaki anlaşmazlıkları uzlaşma yoluyla gidermek.
After completion of their terms : Koşulları tamamladıktan sonra. Şartları yerine getirdikten sonra. İstedikleri gibi yaptıktan sonra.
Theilerioses : Theileriozis. Sığır, koyun ve keçilerde theileria cinsi protozoonların neden olduğu akut veya kronik seyirli ateşli bir hastalık. theileria türleri geviş getiren hayvanlara keneyle bulaşan, lökosit ve alyuvarlar içerisindeki gelişim evreleriyle belirgin protozoonlardır, tropikal piroplasmozis.
Theil coefficient : Theil katsayısı.
Theileriasis : Ocak ayı hastalığı. Sığır, koyun ve keçilerde theileria cinsi protozoonların neden olduğu akut veya kronik seyirli ateşli bir hastalık. theileria türleri geviş getiren hayvanlara keneyle bulaşan, lökosit ve alyuvarlar içerisindeki gelişim evreleriyle belirgin protozoonlardır, tropikal piroplasmozis. Theileriozis.
Left to their own devices : Kendi imkanlarıyla başa çıkmaları için bırakılmışlar. Kendi kendilerini idare etmeye bırakılmışlar. Kendi hallerine bırakılmışlar. Başkasından gelen bir yardım olmadan bırakılmışlar.
Theileriases : Theileriozis. Sığır, koyun ve keçilerde theileria cinsi protozoonların neden olduğu akut veya kronik seyirli ateşli bir hastalık. theileria türleri geviş getiren hayvanlara keneyle bulaşan, lökosit ve alyuvarlar içerisindeki gelişim evreleriyle belirgin protozoonlardır, tropikal piroplasmozis.
İngilizce Their Türkçe anlamı, Their eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Their ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Inheritrix : Kadın varis. Varis. Kadın mirasçı. Bayan mirasçı. Bayan varis.
Thea : Bir bayan ismi. Kadın ismi.
Receiver : Ahize (telefon). Yediemin. Para alıcısı. Bir tecim belgitini düzenliyenden alan ilk kişi. bir tecim belgitinde yazılı parayı borçlusundan alan kişi. Para toplayıcı. Yığın iletişiminde örgütlü ya da örgütsüz aktarma araçlarıyla, kendisine bilgi ya da ileti yollanan kişi. Kabul eden kimse. Reseptör. Paraları alan, alıcısı adına borçlusundan toplayan kişi. Toplama kabı (distilasyon).
Heritor : Varis. Mirasçı. Mülk sahibi. Kalıtçı. Arazi sahibi.
Recipient : Teslim alan. Tebellüğ eden. Hassas. Gönderileni alacak olan. Alan kimse. Resipient. Alıcı. Alan. Duyarlı.
Inheritress : Kadın varis. Bayan varis. Varis. Bayan mirasçı. Kadın mirasçı.
Heiress : Bayan varis. Bayan mirasçı. Kadın varis. Varis (kadın). Kadın mirasçı. Mirasçı kadın. Mirasçı (kadın).
Inheritor : Kalıtçı. Mirasçı. Varis.
Heir apparent : Başka bir mirasçının dünyaya gelmesiyle mirasçı hakkı değişmeyen varis (hukuk terimi). Görünürdeki mirasçı. Veliaht. Meşru mirasçı. Başka bir mirasçının yerini veya konumunu alması beklenen kimse.
Their synonyms : heir presumptive, heir at law.
Their zıt anlamlı kelimeler, Their kelime anlamı
Heir apparent : Başka bir mirasçının dünyaya gelmesiyle mirasçı hakkı değişmeyen varis (hukuk terimi). Veliaht. Başka bir mirasçının yerini veya konumunu alması beklenen kimse. Meşru mirasçı. Görünürdeki mirasçı.
Their antonyms : heir presumptive.
Their ingilizce tanımı, definition of Their
Their kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, their houses. The possessive case of the personal pronoun they. Their country.

Bu kısımda Their kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Their ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Their anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Their ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.