Theory of liquidity preference türkçesi Theory of liquidity preference nedir

  • Reel para sunumu azalınca faiz oranlarının yükseleceğini, reel para sunumu artınca da faiz oranlarının düşeceğini, diğer bir deyişle kısa dönemde faiz oranlarının reel para sunumu tarafından belirleneceğini açıklayan ve j. m. keynes tarafından geliştirilmiş kuram.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Likidite tercihi kuramı.

Theory of liquidity preference ingilizcede ne demek, Theory of liquidity preference nerede nasıl kullanılır?

Theory : Bir sonucu ilgilendiren düşüncelerin tümü, düşünce alanında kalan bilgi ve bu bilginin temel ve kuralları. Bilgisayar, eğitim, kimya, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır. Nazariye. Bilgi edinme sürecinin herhangi bir aşamasında ortaya atılan, geçerlilik ve güvenilirliği bilimsel yöntemle saptanmış bir genel bilgi ve açıklama düzeni. Teori. Düşünce alanında kalan bilgi ve bu nitelikteki bilginin bilimsel temel ve kuralları. gözlem konusu olan bir sınıf olay ve ilişki üzerinde yapılan deneyler sonucu doğruluğu hemen hemen kesinleşen yöntemli açıklama. Özdeğin , araştırma sınırları içindeki tüm nitel ve nicel ilişki, durum ve devinimlerinin, gözlem, varsayım, deney ve yasalarla belirlenen bilgileri üzerine düşünsel olarak kurulan genel düzenleme. Bilimsel bilgilerden türetilen ve gerçeklenmeye açık olmakla birlikte henüz gerçeklenmemiş olan bilgiler dizgesi, bk. kurmaca. Kuram.

 

Of : Nin. -li. Den. Hakkında. -nın. -den. Karşı. -in. -nin. -den övünerek bahsetmek.

Liquidity : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Akışkanlık. Bir varlığın hızlı ve kolay bir biçimde nakde çevrilebilme derecesi. Sıvılık. Paraya çevrilir değer. Likidite. Değerinde önemli bir azalma olmadan varlıkların kolayca ya da ivedilikle paraya çevrilebilme niteliği.

Preference : İmtiyazlı hisse senedi. Belli kimi ülke malları için tanınan ve "en çok kayrılan ulus kuralı" dışında yalnızca o ülkelere uygulanan bildirmelik indirimi, bağışıklıklığı ya da nicelik kısıtlamalarının dışında tutulma gibi ayrıcalıklar a. bk. bildirmelik yeğlemeleri. Tercih hakkı. Öncelik. Üstünlük. Yeğleme. Üstünlük, kişiyi diğerinden üstün tutma. birine ilişkin hakkı diğerininkinden geçerli görme. Tercih yapmak. Gümrük, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Rüçhan hakkı.

Theory of : Teorisi.

Theory of cellular patology : Sellüler patoloji görüşü. Hastalık belirtilerinin, canlı organizmayı oluşturan hücrelerde biçimlenen değişiklikler sonucu meydana geldiğini ayrıca organlara ve dokulara aitmiş gibi görünen duyarlılığın hücrelere ait olduğunu savunan görüş.

Theory of chances : Olasılıklar hesabı.

Theory of action : İnsanın çevre karşısında bir örgenlik değil, durum içinde eylemde bulunan bir edimci olduğu görüşüyle bireye etkin bir kişilik yükleyecek ve onu bir küme üyesi olarak ele alacak bir gözlem ve deneyleme tasarımı öngören kuram. Eylem kuramı.

 

Theory of absolute advantages : Mutlak üstünlükler kuramı. Mutlak üstünlükler teorisi. İki ülke, iki mal, takas ekonomisi, ölçeğe göre sabit getiri, tam işlendirme, tam rekabet, taşıma maliyetlerinin sıfır, istem ve teknolojinin veri olduğu, emeğin ülke içinde tam akışkan ülkeler arasında ise akışkan olmadığı ve serbest ticaret varsayımları altında; bir ülke diğerine göre hangi malı daha düşük emek maliyetiyle üretiyorsa o malın üretiminde uzmanlaşarak dışsatımını, daha yüksek emek maliyetiyle ürettiği malın ise dışalımını yapması durumunda, dış ticarete katılan iki tarafın da kazançlı çıkacağını ileri süren ve adam smith tarafından geliştirilen dış ticaret kuramı.

İngilizce Theory of liquidity preference Türkçe anlamı, Theory of liquidity preference eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Theory of liquidity preference ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Theory of liquidity preference synonyms : ability rent, abnormal budget, a shift in demand, a change in individual demand, abnormal budget expenditures, a change in supply.