Think the world of türkçesi Think the world of nedir

  • Çok değer vermek.
  • Hayranlık beslemek.
  • Çok saygı duymak.
  • Hayran olmak.
  • Hayranlık duymak.
  • Çok beğenmek.

Think the world of ingilizcede ne demek, Think the world of nerede nasıl kullanılır?

Think : Ummak. Aklından geçirmek. Kurmak. Tahmin etmek. Saymak. Anımsamak. Planlamak. Beklemek. Tasavvur etmek. Anmak.

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

World : Sömürgeci devletlere, genel olarak günümüz dünyasındaki büyük güçlere karşı uluslararası düzeyde aralarında bir ölçüde dayanışma gerçekleştirmiş bulunan asya, afrika, güney amerika'nın geri kalmış devletlerinin tümü. Alem. Dünya. Yer. Arz. Diyar. Üçüncü dünya. Hayat. Cihan. Yeryüzü.

Of : Yüzünden. İle ilgili. -li. Nin. Li. Den. Hakkında. -dan. -in. -nın.

The world of commerce : Ticaret dünyası.

The world of letters : Edebiyat dünyası.

All the world of letters : Edebiyat alemi. Edebiyat dünyası.

The world of numbers : Hesaplamalarla ilgili herşey. Aritmetik. Sayılar dünyası. Matematik.

The world of tomorrow : Yarının dünyası. Gelecek günler. Geleceğin dünyası. Gelecek zaman.

 

İngilizce Think the world of Türkçe anlamı, Think the world of eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Think the world of ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Rave about : Deli olmak (için). Hayranlıkla söz etmek. Övmek. -e bayılmak. Göklere çıkarmak.

Raves : Deli olmak. Küplere binmek. Saçmalamak. Çıldırmak. Kudurmak. Abuk sabuk konuşmak.

Be filled with admiration : Hayran kalmak.

Fell for : Kanmak. Aşık olmak. Aşka düşmek. Bayılmak. Vurulmak. Bağlanmak. Aşık olan. Abayı yakmak. Bitmek.

Rave : Kafayı çizmek. Çılgınca bağırıp çağırmak. Hezeyan etmek. Deli olmak. Çıldırmak. Sayıklamak. Kafayı yemek. Deli gibi abuk sabuk konuşmak. Kudurmak.

Raved : Kudurmak. Kafayı çizmek. Çılgınca bağırıp çağırmak. Abuk sabuk konuşmak. Saçmalamak. Deli olmak. Çıldırmak. Balatayı sıyırmak. Küplere binmek. Kafayı yemek.

Prize : Kanırtmak. Manivela ile kaldırmak. Değer biçmek. Tam. Ödül olarak verilen. Ödül kazanan. Takdir etmek. Su katılmadık. Uğraşman oyuncuların yengiyle ya da beraberlikle bitirdikleri bir karşılaşmadan sonra takımlarından aldıkları para armağanı. Kazanmalık.

Look up to : Saygı göstermek. -e saygı göstermek. Hürmet etmek. -i örnek almak. Saygı beslemek. -e saygı beslemek. -e hayranlık duymak. Saygı duymak.

Prizing : Kanırtmak. Manivela ile açmak. Ödül. Takdir etmek. Paha biçmek. Değer vermek. -e çok değer vermek. Manivela ile kaldırmak. Değer biçmek.

Venerates : Tapmak. Hürmet etmek. Çok saygı beslemek. Saygı göstermek. Kutsal saymak. Saygısını göstermek (bir hareketle).

Think the world of synonyms : fall for, wild about, admire, admires, enthuse about, enthuse over, regarded, venerate, hold in esteem, hold in high esteem.