Thraso türkçesi Thraso nedir

  • Terence tarafından yazılan roma komedisi eunuchus'da kibirli eski asker.

Thraso ingilizcede ne demek, Thraso nerede nasıl kullanılır?

Thrasonical : Kendini beğenmiş. Roma komedisi eunuchus'un thraso'su (roma komedisi eunuchus'un kibirli eski askeri) ile alakalı. Böbürlenen. Övünen. Övüngen. Gururlu.

Thrasonically : Kendini beğenmiş bir şekilde. Roma komedisi eunuchus'un thraso'sunun (roma komedisi eunuchus'un kibirli eski askeri) karakterini sergileyen bir tarzda. Kibirli bir şekilde.

Thrash : Kamçılamak. Denize karşı seyretmek. Fırtınalı denizde rüzgara karşı seyretmek. Yenmek. Kıvranmak. Dayak atmak. Dövmek. Pöstekisini sermek. Büyük bir yenilgiye uğratmak. Kırbaçlamak.

Thrash about : Sert ve ani hareket etmek. Kıvranmak. Debelenmek. Hummalı bir hasta gibi çırpınıp durmak. Çırpınmak.

Thrash out : Konuyu derinleştirmek. Tartışarak halletmek. Tartışarak çözümlemek. Ayrıntılarıyla görüşmek.

Thrash over : Tekrar tekrar tartışmak.

Give a thrashing : Kötek atmak. Dayak atmak.

Thrashed : Fırtınalı denizde rüzgara karşı seyretmek. Dövmek. Yenmek. Kamçılamak. Kıvranmak. Pöstekisini sermek. Büyük bir yenilgiye uğratmak. Harman dövmek. Kırbaçlamak. Denize karşı seyretmek.

Get a thrashing : Kötek yemek. Dayak yemek.

Thrashers : Sapdöver harman makinesi. Sapan balığı. Harman dövücü. Harman dövme makinesi. Döven. Batöz. Harmancı.

 

İngilizce Thraso Türkçe anlamı, Thraso eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Thraso ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Expression : Sıkma. Ton. Deyim. Tabir. Duygularını katma. Yüz ifadesi. İbare. Anlatım. Tasarlanan düşünceleri sözlü ya da yazılı olarak ortaya koyma. ilgili sözcükleri ve sözcük öbeklerini vurgularına önem vererek iletişimi tam sağlayacak biçimde okuma ya da konuşma. Eda.

Qualifier : Niteleyici. Niteleyen. Seçilen sporcu. Nitelendirici.

Verb phrase : Eylem dizilimi. Deyim. Eylem öbeği.

Predicate : Haber. Müsnet. Doğrulamak. Cümlede hareketi, olayı, işi, yargıyı bildiren, fiil çekimine girmiş kelimenin cümle bilgisindeki adı. cümlenin bütün ögelerini kendine bağlayan temel öğe durumundaki yüklem, fiil veya ad soylu bir kelime olabilir: mubarek su, saçlarımın arasından, kulaklarımın arkasından enseme ve oradan sırtıma doğru serin serin akıyordu (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından: diğer nesirler: s. 106). hoca, son senelerde mektep bütçesinden tasarruf yaparak bevvaba yol vermiş olduğu için burası boştu (r. n. güntekin, kızılcık dalları, s.140).manevi şeyler kendilerine bir destek olarak maddi bir varlığa ne kadar muhtaç iseler, maddi şeylerin de içinde nefes aldıkları ve yaşadıkları bir manevi tarafa, bir havaya, bir ruha o kadar ihdiyaçları bulunduğunu görüyoruz (a. ş. hisar, çamlıcadaki eniştemiz, s. 219). insan başlı büyükçe bir asma ikide bir ayaklarına takılıyor, onları düşürüyor ve litarnacı kıyafetli adamın gırtlağı ile keskin bir ağız kavgasına girişiyordu (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları: abdullah efendinin rüyaları, s.58). ben bu yaşayışımdan bedbinleşecek kadar gururlu değilim (t. buğra, yalnızlar, s. 123). kapının tunç tokmağı bu karlı gecenin sesleri sağır eden durgunluğu, dolgunluğu içinde kof bir uğultu çıkardı (r. h. karay, memleket hikayeleri: sarı bal, s. 55); ali inliyordu. ayağa kalkmaya davrandı, fakat düştü (s. faik, bütün eserleri şahmerdan, lüzumsuz adam: bir define arayışı, s.50) vb. İsnat etmek. Yüklem. Bir nesneye yüklenen iş, eylem ya da durumu gösteren edimsel etkinlik. Beyan etmek. Kurmak. Göstermek.

 

Catch phrase : Meşhur laf veya söz. Slogan.

Modifier : Niteleyen cümlecik. Anlam değiştirici. Tamamlayıcı. Düzenleyici malzeme. Kristalleştirici. Değiştiren şey. Düzenleyici. Niteleyici. Değiştirici. Dönüştürücü.

Bat : Sopayla vurmak. Kırpmak (göz). Kırpmak. Vuruş yapmak. Vurmak (topa). Topa vurmak. Sopa ile vurmak. Bilardo sopası. Yarasa. Gezmek.

Lick : Dayak atmak. Üstesinden gelmek. Dövmek. Yalama. Halletmek. Hız. Alev gibi yalayıp geçmek. Yalamak. Yenmek.

Beat up : Çırpmak. Çalkalamak. Tekme tokat girişmek. Külüstür. Toplamak (askeri terim). Pataklamak. Saldırmak. Döverek yaralamak. Dövmek. Hücum etmek.

Flail : Pataklamak. Harman döveni. Döven. Sağa sola sallamak. Dövmek.

Thraso synonyms : grammatical construction, nominal phrase, head word, pronominal phrase, clobber, prepositional phrase, beat, headword, lam, thresh, cream, pronominal, drub, catchphrase, construction, nominal, work over, response, noun phrase.

Thraso zıt anlamlı kelimeler, Thraso kelime anlamı

Misconstruction : Yanlış yorumlama. Fena yorum. Yanlış anlama. Yanlış yorum. Hatalı yapım.

Pull : Yudum. Kenara parketmek. Nefes çekmek. Etki. Yolmak. Gelmek. İltimas. Çevirmek (iş). Koymak. Fırt.