Thruputs türkçesi Thruputs nedir

Thruputs ingilizcede ne demek, Thruputs nerede nasıl kullanılır?

Thruput : Alınan en iyi verim. Verim. Üretim. Ürün. Çıktı. Maksimum çıktı.

Thru and thru : Su katılmadık. Bütün bütün. Tamamen.

I am thru with : Aramızda herşey bitti.

I am thru with it : Bıktım. Sıkıldım.

Drive thru : Arabayla girilip arabadan inmeye gerek kalmadan hizmet alınabilen işletme. Böyle bir işletmede alışverişin yapıldığı pencere. Müşterilerine arabalarında servis yapılan işletme.

Neck thru : Sapın gövde boyunca uzanmasına dayalı geçme yöntemi ve bu yolla üretilmiş gitar. (gitarda) yekpare. Girgin (sap).

Thrummed : Saçak takmak. Püskül. İplik döküntüsü. Saçak. İplik saçağı. Parmaklarıyla trampet çalmak. Acemice çalmak. Saçak yapmak. Patırdatmak. Tıngırdatmak.

Thrush : Ardıçkuşu. Pamukçuk. Çatal çürüğü. Tıraş. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Candida cinsi mantarların mukozada veya epitelde oluşturduğu kronik, yüzeysel, nekrotik ve psödomembranlı lezyon. beyazımsı plaklar halinde genellikle yeni doğmuş tay, domuz ve köpeklerde veya bağışıklık sistemi baskılanmış erişkinlerde ağız mukozası ve dilin gerisinde görülür. Ardıç kuşu. Ardıç kuşları. Karatavukgiller (turdidae) familyasından turdus ve monticola cinslerinin çeşitli türlerine verilen ad. Pamukçuk küfünden ileri gelen ve sindirim aygıtında, çoğunlukla ağızda, çok seyrek olarak soluk borularında ortaya çıkan, pamuğumsu görünüşlü yangı kabarcığı. (genellikle çocuklarda görülür. hayvanlarda da rastlanır.).

 

Thrum : Parmaklarıyla trampet çalmak. Saçak. Acemice çalmak. Patırdatmak. İplik saçağı. Püskül. Saçak takmak. İplik döküntüsü. Saçak yapmak. Tıngırdatmak.

Set thru : Girinti (sap). Sapın gövdenin içine bir miktar girdikten sonra yapıştırılmasına dayalı geçme yöntemi ve bu yolla üretilmiş gitar.

İngilizce Thruputs Türkçe anlamı, Thruputs eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Thruputs ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Deliveries : Teslimler. Teslim etme. Dağıtma. Teslim. Tevziat. Konuşma. Doğum. Doğurma. Devretme.

Efficiencies : İşgüzarlık. Yetenek. Etki. Yeterlik. Etkinlik. Rasyonellik.

Make : Zorlamak. Kazanç. Yapılış şekli. Düdüklemek. Yaratmak. Kapatmak (devreyi). Hazırlamak. Eylemek. Hesap etmek.

End product : Son ürün. Bitirilmiş ürün. Işımetkin bir dizinin ardışık bozunumları ile ulaşılan kararlı çekirdek; böyle bir dizinin son terimi. Mamul. Bitmiş ürün. Tamamlanmış ürün. Nihai mal. Nihai ürün. Uçürün.

Feats : Ustalık. Beceriklilik. Üstün başarı. Beceri. Yiğitlik. Başarı. Kahramanlık.

Output : Çıkış gücü. Tüm giderler çıkarıldıktan sonra elde olunan para. belgitin indirimden sonraki değeri. Belirli bir süre içinde bir makinenin yapabileceği iş. bir işe yatırılan anamalın belirli bir süre içinde meydana getireceği sonuç. yararlanılmak amacıyla kullanılan her şeyin belirli bir süre bitiminde sağladığı sonuç. Çıkış. Belirli bir dönemde, belirli bir miktarda üretim faktörü kullanılarak elde edilen ürün miktarı. Verim gücü. Randıman.

 

Growth : Sürgün. Fidan. Nema. Büyüme. Büyümüş şey. İnkişaf. Filiz. Geliştirme. Kaynak. Yaşlanma.

Crops : Kursak. Hasat. Mahsul. Kısa kesilmiş saç. Ekip biçme. Kesikler. Kırpıntılar. Mahsulat.

Debit : Deftere kaydedilen borç. Akım. Açık. Verecek. -in zimmetine geçirmek. Zimmet. Birinin borcuna kaydetmek. Borçlandırmak. Zimmetine geçirmek.

Child : Seyahatte. Evlat. Sonuç. Küçük. Tıfıl. Yetişkinlere yakışmayacak davranışlarda bulunan kimse. Toy. Velet. Yavru. Tam tarifeye tabi olmayan yaşça küçük kişi.

Thruputs synonyms : efficiency, capacity, printouts, output data, fruitage, outputto, growths, capacities, emblements, feat, commodity, childing, output signal, harvest, makes, seq, offspring, fruits, output to, throughput, delivery, minus, thruput, fruit, outturn, printout, fruits of the earth, crop, outputs, outcome, goods.