Timeless türkçesi Timeless nedir

  • Sonsuz.
  • Belirli bir çağa ait olmayan.
  • Zamandan münezzeh.
  • Geniş zaman kipi.
  • Hiç bitmeyen.
  • Fiilin sürekli olarak yapıldığını, halen yapılmakta olduğunu veya yapılacağını belirten zaman ve kip. türkçede bu kip -ar, (ı)r/-(u)r ekleri ile kurulur: || tek. şah. yaz-ar-ım, ver-ir-im, || tek. şah. yaz-ar-sın, ver-ir-sin, || tek. şah. yaz-ar, ver-ir, || çokl. şah. yaz-ar-ız, ver-ir-iz, || çokl. şah. yaz-ar-sınız, ver-ir-siniz, || çokl. şah. yaz-ar-lar, ver-ir-ler; || oku-r-um, oku-r-sun, oku-r, oku-r-uz, oku-r-sun-uz, oku-r-lar gibi.
  • Ebedi.
  • Zamanı belirsiz.
  • Nihayetsiz.
  • Değişmeyen.
  • Zamansız.
  • Gramer alanında kullanılır.
  • Belirli bir zamana ait olmayan.

Timeless ile ilgili cümleler

English: "Confessions" by St. Augustine tells us the timeless story of an intellectual quest that ends in orthodoxy.
Turkish: Aziz Augustine tarafından yazılan "İtiraflar" bize ortodokslukta biten entelektüel arayışın zamansız bir hikayesini anlatır.

English: This movie is indeed a timeless masterpiece.
Turkish: Bu film gerçekten ebedi bir başyapıt.

English: Some topics are timeless.
Turkish: Bazı konular ebedi.

Timeless ingilizcede ne demek, Timeless nerede nasıl kullanılır?

Timelessly : Sınırsızca. Ebediyen. Yaşlanma belirtisi göstermeden. Sonsuz bir şekilde. Zamansızca. Bitmeyen bir şekilde.

 

Timelessness : Ebedi olma özelliği. Sonsuz olma vasfı. Zaman üstü. Sınırsızlık. Sonsuzluk. Zamansızlık. Ebedilik. Zaman ötesi olma.

Timelier : Zamanında olan. Güncel. Daha zamanlı. Vakitli.

Timeliest : Zamanında olan. Güncel. Vakitli.

Timeline : Olayların kronoljik düzenlemesi. Kronoloji. Tarih cetveli. Kronolojik bir düzende bir olaylar serisinin tanımlanması. Zaman çizgisi. Zaman çizelgesi. Zaman tüneli. Program saatleri.

Untimelier : Vakitsiz. Vaktinden önce olan. Yersiz. Münasebetsiz. Zamansız.

Timely wages : Zamana göre ücret. Ücretin çalışma süresine göre belirlendiği sistem. krş. akord ücret sistemi.

Carry out in a timely fashion : Acilen uygulamak. Acilen yerine getirmek.

Untimeliness : Yersiz oluş. Zamansız oluş. Vakitsizlik.

Untimely : Vaktinden önce olan. Zamanından önce. Zamansız. Olur olmadık yerde. Münasebetsiz. Mevsimsiz. Uygunsuz zamanda. Zamanlı zamansız. Vakitsiz. Mevsimsizce.

İngilizce Timeless Türkçe anlamı, Timeless eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Timeless ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Amaranthine : Ölmez. Solmaz. Mor.

Invariant : Değişmez. Değişmez değer. Bağıl devinim içinde bulunan yerlem çatkılarının birinden ötekine dönüştürüldüğünde, değeri hıza bağlı olarak değişmeyen (nicelik), örneğin iş, erke. Değişimsiz. Hiçbir zaman değişmeyen. Sabit nicelik. Sabit. Düzgen.

Forevers : Sürgit. Daima. Kıyamete kadar. İlanihaye. Durmamacasına. Sonsuza kadar. İlelebet. Ebediyen.

Unswerving : Şaşmaz. Yolundan sapmaz. Değişmez. Sapmaz. Yolundan şaşmaz. Sadık.

 

Accent intensive : Söz içinde çoğu zaman vurguyu üzerinde taşıyan hecenin daha şiddetli vurgulanmasıyla, bir maksadın, bir duygunun daha iyi belirtilmesini sağlayan vurgu: yazlığa bu hafta mı taşınıyor sunuz? hayır, gele ıcek hafta; bu sevimsiz olaylar karşısında adamcağız ımahvoldu; bu gayretler yapıldı ama sonuç olarak ıhiçbir şey getirmedi; ıamma da yaptınız, dedi, siz hiç hasta görmediniz mi? vb. Pekiştirme vurgusu.

Routine : Alışılagelen. Klişeleşmiş. Hergünkü işler. Basmakalıp. Şablon. Adet. Bir araştırma sürecinde, yöntemin uygulanması ve yordamların kullanılmasında alışıla gelmiş yol. Mekanikleşmiş. Boş laf. Alışılagelmiş.

Boundless : Tükenmeyen. Hudutsuz. Namütenahi. Sınırsız. Engin. Sınır tanımayan.

Accentuation : Vurgulu okuma. Vurgu işaretlerini koyma. Harekeleme. Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler vb. ile sağlanır. sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu. Vurgu işaretleri koyma. Ahenk durağı ile birbirinden ayrılmış kelime öbeklerinde, çok kez vurgulu hece üzerine düşen ve anlamı güçlendirmek üzere onun şiddetini artıran vurgu: ey türk gençliği/ birinci vazifen/ türk istiklalini/ türk cumhuriyetini/ ilelebet muhafaza/ ve müdafaa etmektir./ mevcudiyetinin/ ve istikbalinin/ yegane temeli/ budur./ bu temel/ senin/ en kıymetli hazinendir. (m.k. atatürk, nutuk, s. 607). || dur yolcu/ bilmeden gelip bastığın || bu toprak/ bir devrin/ battığı yerdir. || eğil de kulak ver/ bu sessiz yığın || bir vatan kalbinin/ attığı yerdir. (n.h. onan, çakıl taşları, ant., s. 921) vb. Belirtme. Vurgu. Ahenk vurgusu.

Invariable : Sabit kalan. Sabit. Sürekli. İstisnasız. Değişmez. Her zaman aynı olan. Sabit terim. Daimi. Değiştirilemez. Devamlı.

Infinites : Çok büyük bir (sabır veya dikkat vb). Muazzam bir. Sayısız. Mutlak. Hudutsuz. Sonsuz olan şey. Tükenmez. Sonsuzluk.

Timeless synonyms : accusative, unbounded, adjectival construction, ad infinitum, abstract noun, static, changeless, endless, located, accidence, untimely, accent of group, ablative, everlasting, illimitable, never ending, ever, abiding, unaltered, unchanging, deathless, stationary, ill timed, unending, ablaut, adams apple, undying, uniform, imperishable, enduring, absolute, dateless, inopportune.

Timeless zıt anlamlı kelimeler, Timeless kelime anlamı

Altered : Değiştirilmiş. Diğer. Değişmiş. Bozulmuş.

Timeless ingilizce tanımı, definition of Timeless

Timeless kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Unseasonable. Done at an improper time. Untimely.