Boundless türkçesi Boundless nedir

Boundless ingilizcede ne demek, Boundless nerede nasıl kullanılır?

Boundlessly : Engin bir şekilde. Sınırlanmadan. Sonsuz bir şekilde. Sınırsız bir şekilde.

Boundlessness : Sınırsızlık. Sonsuzluk. Enginlik.

Bound by an oath : Antlı. Yeminli.

Bound column : İlişkili sütun.

Bound electron : Belirli atomlarda bir protona ve nötrona bağlı olan elektron. Bağlı elektron.

Bound up with : -e bağlı. Bağlı olmak. İlgili olmak. -le ilgili.

Bound state : Erkil engelini aşmaya yeterli erkesi olmadığı için bir erkil çukuru içinde bağlı kalan dizge. Bağlı hal.

Bound to : Kesinlikle. Zorunlu. Mutlaka. Garanti.

Bound variable : Bağımlı değişken. Bağlı değişken.

Bound to happen : Meydana gelmesi muhtemel. Olması beklenen. Olması umulan. Gerçekleşme üzere olan.

İngilizce Boundless Türkçe anlamı, Boundless eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Boundless ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cosmopolitan : Dünya vatandaşı. Çok uluslu. Dünyanın birçok yerine ait olan veya oraları bilen. Dünyanın her tarafına ait. Kozmopolitan. Geniş görüşlü. Evrendeş. Kozmopolit.

Unbounded : Kontrolsüz. Nihayetsiz. Aşırı. Ölçüsüz.

 

Eternal : Bengi. Baki. Ölmez. Öncesiz. Ölümsüz. Müebbet. Öncesiz sonrasız. Sonrasız. Hiç bitmeyen.

Cosmic : Acunsal. Geniş. Harika. Evrensel. Kozmoza ait. Kozmik.

Endlessly : Sonsuza dek. Hedefi olmaksızın. Gayesizce. Sonsuz bir şekilde. Ebediyen. Sürgit. Amaçsızca. Durmadan. Bitmek tükenmek bilmeksizin.

Dateless : Çok eski. Çıktığı birisi olmayan (kişi). Modası geçmez. Vadesiz. Bila tarih. Ebedi. Sınırı olmayan. Tarihsiz. Randevusu veya bir planı olmayan (kişi).

Aeonian : Çağlar önce.

Blanket : Sarıp sarmalamak. Örtmek. Engel olmak. Battaniye. Reaktör kalbinin çevresine ya da içine yerleştirilen ve zincir tepkimesi yapabilen unsurlardan oluşan kapalı bölge. Örtbas etmek. Kapsamak. Battaniye ile zıplatmak.

Abysmal : Çok derin. Koyu. Çok kötü. Kesif. Berbat. Derin. Çok. Dipsiz.

Offings : Açık deniz.

Boundless synonyms : profounder, profoundest, illimitable, spacious, absolute, expansive, absolutes, ad infinitum, abiding, immense, limitless, enormously, depth, beyond measure, no end, lasting, broads, endless, extensive, borderless, broad, infinite, abyssal, profounds, infinites, cosmopolitans, exalted, all comprehensive, offing, for good, everlasting, bottomless, profound.

Boundless zıt anlamlı kelimeler, Boundless kelime anlamı

Finite : Sınırlı. Mahdut. Sayı veya şahıs gösteren (dilbilgisi terimi). Sonu olan. Ölçülebilir. Bitimli. Sonlu. Terimleri sayısı verilen bir n sayışımdan küçük olan bir kümenin bu niteliği.

Boundless ingilizce tanımı, definition of Boundless

Boundless kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Vast. Unlimited. Without bounds or confines. Illimitable.