Titre nedir, Titre ne demek

Titre; Kimya, Veteriner alanlarında kullanılan bir terimdir.

Kimya'da terim anlamı:

Titrasyon ile tayin edilen çözelti içinde çözünmüş maddelerin derişimi. Standart çözeltideki bileşik veya elementin g/mL cinsinden değeri. Hidrolizlenen yağ asitlerinin sabunlaşma noktası.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Bir materyalde bulunan antikor veya toksin gibi bir maddenin hâlen belirlenebilen en üst seyreltinin tersi.

Bir eriyikte veya belirli bir miktar örnekteki etkenin sayısı.

Titre ile ilgili Cümleler

  • Tom'un elleri titremeye başladı.
  • O beni titretti.
  • Telefonumun cebimde titrediğini hissettim.
  • Titreşiyor.
  • “İçinden yüreği titreyerek tepeden indi, ağır adımlarla saraya girdi.”
  • Oğlu korkuyla titredi.
  • Benim üzerime titremeyi bırak. Ben iyiyim.
  • Titremelerden sonraki sıcaklık bizi mest etti.
  • “Başına küçük bir ağrı, vücuduna hafif bir titreme geliyor.”
  • Şimdiye kadar ilk kez soğuktan titredim.
  • Ali zayıf ve titrek görünüyor.
  • Bu floresan lamba titreşmeye başlıyor. Onu değiştirmemiz gerekecek.
  • “Topu topu beş bin lirayı bulan bu tasarrufun üstüne titreyip durmaktaydı.”
  • Ben biraz titreğim.
  • Ali kontrolsüz bir şekilde titremeye başladı.
  • Bütün vücudu yaprak gibi titriyordu.

Titre ile ilgili Atasözü veya Deyim

abdala kar yağıyor demişler, titremeye hazırım demiş : “varlıklılar için sıkıntı olabilecek bir durum, yoksullar için söz konusu bile olmaz” anlamında kullanılan bir söz.

 

eli ayağı titremek : korku, sinir ve benzerleri sebeplerle heyecanlanmak.

içi titremek : özen göstermek çok üşümek duygulanmak.

şafii köpeği gibi titremek : çok titremek.

titreme gelmek : titremeye başlamak, titremeye tutulmak.

üstüne titremek : bir şeye veya kimseye sevgi, özen göstermek.

üzerine titremek : üstüne titremek.

yaprak gibi titremek : aşırı titremek.

yüreği titremek : duygulanmak, endişe, korku duymak.

Titre kısaca anlamı, tanımı

Titr : San

Atriyal titreme veya titreşimler : Kalpte kulakçıkların aşırı derecede çalışması. Her iki durum da aşırı kulakçık çalışmasıyla belirgin olup arasında yalnızca frekans ve seyir yönünden farklılık vardır, atriyal fibrilasyon.

Bağ titreşim sayıları : Bir özdeciği oluşturan her kimyasal bağın, iki atomunun türüne göre değişen belirli titreşim sayıları.

Buzsul titreşken : Çevrimine yerleştirilen basyüklenimli buzsul ile sıklığı kararlı bir değerde tutulan titreşim çevrimi.

Bükülüm titreşimi : Esnek bükülgenlikten ileri gelen enine titreşim.

Çokkatlı titreşki : Erkesi temel sıklıktan çok üstkat tikel sıklıklar arasında üleşilecek biçimde düzenlenmiş bir tür elektriksel salıragaç.

 

Dikey titreşim kipleri : Özdecikte, bağ titreşimlerinin çeşitli bileşkelerini alarak bulunan birbirine karışmaz titreşimler.

Doğuştan titreme sendromu : Belli domuz ırklarında gebeliğin belli dönmelerinde maruz kalınan domuz vebası ve organik fosforlu triklorfon zehirlenmesi gibi kimi viral veya toksik etkilerle, domuz eniklerinde oluşan hatalı ve yetersiz miyelinleşme sonucu yerel veya genel kas titremeleriyle belirgin hastalık, domuz hipomiyelinogenezisi.

Elektriksel titreşim : Çınlanım çevriminin yapısına bağlı doğal bir titreşim sıklığı olan dalgalı akım.

Erkin titreşim : Bir cismin bir dış kuvvet olmaksızın, iç denge kuvvetleri etkisinde, doğal sıklığı ile yaptığı titreşim.

Göz titremesi : Göz dönmesi.

Işık titremesi : Gözlenen (algılanan) değişme frekansı, saniyede birkaç devir (birkaç Hertz) ile "görüntü erime frekansı" arasında parıltı ya da renkte olan çalkantı, titreme izlenimi. bk. görüntü erime frekansı, dalgalılık, düzensiz çalkantı. Işiközlerinin enine dalgalar halinde titreyerek yayılması.

İki göz titreşimi : Sağ ve sol göze sırayla ve çok hızlı uyaran vererek ortaya çıkan titreşim.

Kuyruğu titretmek : Ölmek.

Olağan titreşim kipi : Titreşim genliklerinin bir dizgenin türlü kesimleri üzerinde belirtken dağılımı.

Sakır sakır titremek : Çok titremek.

Ses titremesi : Sesin, tiz tonlarda, soluğun yetişmemesi yüzünden titremesi. [Bakınız: titreme]. Sesin tiz tonlarda, soluğun yetişmemesi yüzünden titremesi.

Titrek penalama : Bir telin çok sık aralıklarla ve olabildiğince hızlı şekilde çift yönlü olarak penalanması.

Titrek sinek : Titrer sinek.

Titrek tüycükler : Silyum.

Titrek ünsüz : Dil sırtını geriye doğru kabarıp, kenarlarının diş- ön damak sınırında yer aldığı sırada, dil ucunun diş etine hafifçe çarpması ve aradan geçen havanın titremesi ile oluşan akıcı r ünsüzü.

Titrekkavak : Kerestesi beyaz sarı renkte ve belirli yılhalkalı, hava kurusunun özgül ağırlığı 0,45 gr/cm3 olan yumuşak bir ağaç.

Titrekotu : Kurusu süs olarak kullanılan, bir çeşit kır çiçeği.

Titrem ayarı : Ses aygıtlarında, seslendirme aygıtlarında ve almaçlarda titremin düzenlenmesi için yapılan ayar.

Titreme salgını : Kanatlı ensefalomiyelitisi.

Titremeğ : Üşümek, titremek.

Titrer sinek : Böcekler (Insecta) sınıfının, iki kanatlılar (Diptera) takımından, su kenarlarında sürüler hâlinde yaşayan, larvaları kırmızı renkli ve süs balıkları için yem olarak kullanılan bir tür. Böcekler (İnsecta) sınıfının ikikanatlılar (Diptera) takımından vücudu ince yapılı, su kenarlarında sürüler halinde yaşayan. kırmızı olan larvaları süs balıkları için önemli bir besin sağlayan bir tür, titrek sinek. (Chironomus plumosa) Böcekler (İnsecta) sınıfının ikikanatlılar (Diptera) takımından bir eklembacaklı türü. Vücudu ince yapılıdır. Su kenarlarında sürüler halinde yaşar. Kırmızı olan larvaları süs balıkları için önemli bir besin sağlar.

Titrercik : Özellikle katı ortam içinde görülen, belli dalga boyundaki titreşimlerin her bir nicem taneciği. Ses erkesi nicemini gösterdiği varsayılan parçacık.

Titrersinek : Yaza doğru sulak bölgelerde ortaya çıkan ve raslansal olarak memeleri kurtlandırıp sütün değerini düşüren küçük sinek; tüysinek. Chironomidae ailesinde bulunan ısırıkları oldukça acı verici, Mansonella ozzardi ve Dipetalonema perstans’a vektörlük yapan küçük kanatlı sinekler.

Titrersinekler : İnce gövdeli, çok ince bacaklı, dar kanatlı sinek türlerini içine alan ve sağlığımız için az çok önem taşıyan iplikboynuzlular familyası.

Titreşik sabuklama : Güçlü kaygı, sanrı ve kuruntularla kendini gösteren, içkinin etkisiyle ortaya çıkan şiddetli bir sabuklama.

Titreşim çözümlemesi : Özdeciksel izgeyi kuşaklara ayırarak, her kuşağa bir çift titreşimsel nicem sayısı verme ve bu sayıları tüm kuşaklar için bulma işlemi.

Titreşim dönme izgesi : Özdelik içi titreşim ve dönme durumları arası geçişlerden kaynaklanan kızılaltı bölgede gözlenen özdeciksel izge.

Titreşim duyarlığı : Hızla titreşen bir varlığın çıkardığı uyaranlara karşı duyarlık.

Titreşim düzlemi : Işıkta ve öteki akımmıknatıssal dalgalarda elektrikseli titreşim yönlecinin içinde bulunduğu, ucaylanım düzlemine dik düzlem.

Titreşim geçişleri : İnfrared ışımanın absorpsiyonuna yol açan temel elektronik titreşim seviyeleri arasındaki geçişler.

Titreşim nicem sayıları : Bir özdecik öğeciklerinin ortalama konumları yöresindeki titreşim düzeyleri ya da bunları tutan erke değerleri ile ilgili nicem sayıları.

Titreşim özgül ısısı : Bir özdeğin özgül ısısının, özdeciklerinin iç titreşim erkelerine düşen payı.

Titreşim sayısı : Saniyedeki titreşim sayısı. Tekrenk ışık için titreşim sayısı = c/X (c = ışığın saniyedeki hızı, X = ışığın dalga boyu).

Titreşimli bitirme : Titreşim dalgalarından yararlanarak yapılan bitirme işlemi.

Titreşimli miniakımölçer : Dalgalı akım ölçümlerinde kullanılan, devinen parçası uygulanan dalgalı akımın sıklığı ile titreşen miniakımölçer.

Titreşimölçer : Titreşen bir nesnenin yerdeğişimini, hızını ve ivmesini ölçen aygıt.

Titreşimsel aktiflik kaybı : Uyarılmış moleküllerin, elektronik seviyelerin en düşük olanına dönmesindeki çok etkili bir işlem.

Titreşimsel durulma : Titreşimsel sönümle aynı anlamda.

Titreşimsel özgür boyutlar : Birbirinden bağımsız titreşimsel devinim kipleri.

Titreşir : Kendine özgü bir titreşim sayısında titreşim yapan nesne.

Titreşirgücü : Öğeciklerin belli dalga boyundaki ışıkları soğurma, salma olasılığını ölçen nicelik.

Titreşken : Bir düz akımı düzgün aralıklarla keserek ya da ters çevirerek dalgalı akım üretmeye yarayan araç. Düzgün aralıklarla titreşimler yayan araç.

Titreyebilme : Titreyebilmek işi.

Titreyebilmek : Titreme olasılığı bulunmak.

Titreyik : Sürekli titreyen kişi.

Titreyiverme : Titreyivermek işi.

Titreyivermek : Aniden titremek.

Uyumlu titreşim : Gerilimsel erke eğrisini, esnemenin kuvvete orantılı kalan bölümünden çıkarmayan titreşim.

Uyumsuz titreşim : Gerilimsel erke eğrisinin, esnemenin kuvvete orantılı kaldığı bölümünün dışına çıkmasıyla sönmeye başlayan titreşim.

Ventriküler titreme ve titreşim : Kalp kasında oluşan şiddetli iskemik durumlar, toksik ve letal dozda uygulanan kinidin sülfat ve kalp glikozitleriyle zehirlenmeler ve narkoz hataları sonucu ortaya çıkan çok ağır bir kalp aritmisi.

Zorla titreşim : Baık. zorla salınım.

Titrek : Titreyen.

Titrek kavak : Avrupa, Kuzey Afrika, Ön Asya, Kafkasya, Sibirya, Japonya ve Türkiye'nin orman bölgelerinde yetişen, çalı veya ağaççık hâlinde bir tür kavak, acı kavak, dağ kavağı (Populus tremula).

Titrekleşme : Titrekleşmek işi.

Titrekleşmek : Titrek duruma gelmek.

Titreklik : Titrek olma durumu.

Titrem : Ton.

Titreme : Titremek işi.

Titremek : Küçük ve hızlı salınım hareketleri yapmak. Çok üşümek. Kaslar hızlı küçük kasılmalarla sarsılmak. Işığın aralıklı olarak gücü azalıp çoğalmak. Birinden veya bir şeyden korkmak, korkuya kapılmak. Ses kısık ve kesik çıkmak.

Titremleme : Titremlemek işi.

Titremlemek : Konuşmada, düşünce veya duyuştan gelen yumuşaklık ve sertlik özelliklerini belirtmek için tonları düzenlemek.

Titreşim : Küçük ve hızlı salınım, ihtizaz, vibrasyon, rezonans. Bir noktanın gözün göremeyeceği kadar kısaca kımıldanışı, ihtizaz.

Titreşim önleyici : Yapılarda hidrofor, elektrik motoru, boyler üniteleri, kalorifer kazanı vb. araçların titreşimleriyle etrafa zarar vermemeleri için yapılmış olan yalıtım, vibrasyon tecridi.

Titreşimli : Titreşim yapan veya titreşim oluşturan. Yumuşak.

Titreşimli ünsüz : Yumuşak ünsüz.

Titreşimsiz : Titreşim yapmayan veya titreşim oluşturmayan. Sert.

Titreşimsiz ünsüz : Sert ünsüz.

Titreşme : Titreşmek işi.

Titreşmek : Her yanı titremek. Titreşim durumunda olmak, ihtizaz etmek.

Titreştirme : Titreştirmek işi.

Titreştirmek : Her yanı titretmek. Titreşim durumuna getirmek.

Titretiş : Titretme işi.

Titretme : Titretmek işi.

Titretmek : Titremesine yol açmak. Korku salmak.

Titreyiş : Titreme işi.

Diğer dillerde Titre anlamı nedir?

İngilizce'de Titre ne demek ? : titre, titer