To the quick türkçesi To the quick nedir

  • Can alıcı noktadan.
  • Sapına kadar.
  • En hassas noktaya.
  • Can evinden.
  • En ince ayrıntısına kadar.

To the quick ile ilgili cümleler

English: The suspect had a nervous disposition, was a chain smoker and had bitten his nails down to the quick.
Turkish: Şüphelinin sinirli bir yaradılışı vardı, bir sigara tiryakisiydi ve sapına kadar tırnaklarını yemişti.

To the quick ingilizcede ne demek, To the quick nerede nasıl kullanılır?

To : -e göre. -e kadar. Ye. Oranla. Arasında. İle. Kadar. E. Kala. Ya.

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Quick : Hemen. Faal. Tırnak altındaki hassas et. Ateşli. Süratle. Çabuk kavrayan. Öz. Canlı. Hayat dolu. Tırnak altındaki duyarlı et.

Cut somebody to the quick : En hassas noktadan vurmak. Can evinden vurmak.

To the accompaniment of : Eşliğinde.

To the best of my knowledge : Eğer yanılmıyorsam. Bilebildiğim kadarıyla. Bildiğim kadarıyla. Benim bildiğime göre. Bilgim çerçevesinde.

To the backbone : Bütünüyle. Haza (arapça). [#tam Tamamen]. Her yoldan. Sapına kadar. Adamakıllı. Tam anlamıyla.

To the best of my recollection : Hatırladığıma göre. Hatırladığım kadarıyla.

 

To the best of my belief : Benim bildiğime göre. Anladığım kadarıyla. Benim fikrime göre. Bildiğim kadarıyla. Kişisel düşünceme göre. Bana göre. Eğer yanılmıyorsam. İnandığım kadarıyla.

To the best of his knowledge : Bildiği kadarıyla. Bilebildiği kadarıyla.

İngilizce To the quick Türkçe anlamı, To the quick eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak To the quick ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Blithering : Lanet olası. Saçma sapan konuşan. Allah'ın cezası. Su katılmadık. Tam. Çok. Bitmek bilmez anlamsız konuşma.

Utter : Basmak. Bütün. Tüm. Tam. Dile getirmek. Basmak (çığlık). Çıkarmak (inilti veya ses). Açığa vurmak. Ses çıkarmak. İfade etmek.

To the bone : İliklerine kadar.

Up to the hilt : Bütünlükle. Tam anlamıyla. Bütün bütün. Tamamen. Tamamıyla. Tümüyle. Bütünüyle.

To the core : Tam. Katıksız. Her yönüyle. Halis muhlis. Tam bir. Tamamiyle. Tamamen. Tümüyle.

Rightdown : Tam. Tam olarak.

Utterly : Tamamen. Tümüyle. Bütünüyle. Düpedüz. Tek kelimeyle. Olancasına. Tamamıyla. Tamamiyle. Bütün bütün.

Through and through : Baştan aşağı. Tamamen. Su katılmadık. Her yönden. Baştan başa. Bütün bütün. Tümüyle. Tepeden tırnağa. Tekrar tekrar gözden geçirerek.

Every inch : Her bir inç. Tamamiyle. Parçaların tamamı. Tepeden tırnağa kadar. Her zerre. Tepeden tırnağa.

To the backbone : Haza (arapça). Tam anlamıyla. Adamakıllı. Her yoldan. Bütünüyle. Tamamen.