Tooths türkçesi Tooths nedir

  • Tırtık.
  • Diş.
  • Dişlemek.
  • Pütürlü yapmak (kumaş ).
  • Diş açmak.
  • Pütür.
  • Sert yüzey (kağıt).
  • Damak zevki.
  • Dişle kaplamak.

Tooths ingilizcede ne demek, Tooths nerede nasıl kullanılır?

Toothsome : Tatlı. Çekici. Tadı güzel. Lezzetli.

Toothsomeness : Çekicilik. İştah açıcı özellik. Lezzetlilik.

Tooth and nail : Kana kan. Elbette. Şüphesiz. Dişe diş. Her şekilde. Vahşice. Diş ve tırnak. Diş tırnak gibi.

Tooth billed pigeon : Dişli güvercin. Kuşlar (aves) sınıfının, güvercinler (columbiformes) takımının, dişli güvercingiller (didunculidae) familyasından, 36 cm kadar uzunlukta, soma adalarında yaşayan bir tür.

Tooth billed pigeons : Dişli güvercingiller. Kuşlar (aves) sınıfının, güvercinler (columbiformes) takımının, üst gagaları kuvvetli olup alt gaganın ucundan aşağıya doğru kıvrık olan, dişli güvercin (didinculus strigirostris) türü iyi bilinen bir familya.

Tooth doctor : Diş doktoru.

Tooth enamel : Diş emayesi. Diş minesi.

Tooth pick : Dişlerden yemek artıklarını temizlemek için küçük sivri çubuklar. Kürdan. Diş kürdanı. Diş otu. Maydanozgiller (umbelliferae) familyasından, 100 cm kadar yükselebilen, bir ya da iki yıllık, beyaz çiçekli, meyveleri solucan düşürücü, çiçek sapları kürdan olarak kullanılan otsu bir bitki. kürdan otu.

 

Tooth fungus : Diş mantarı.

Tooth deformation : Diş biçimi değiştirimi. Dişleri sivriltmek, kırmak, madenlerle kaplamak ve boyamak yoluyla onların doğal biçimini bozma, değiştirme işlemi.

İngilizce Tooths Türkçe anlamı, Tooths eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tooths ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chopper : Dişler. Helikopter. Kısa saplı balta. Balta. Kıyıcı. Küçük balta. Etleri hızlı dönen bir bıçak yardımıyla çok küçük parçalara ayıran ve katkı maddeleriyle karıştıran işleme aleti. Kuter. Ç.

Dental : Diş+. Dişlere ait. Dil ucunun veya dil tacının üst dişlere, diş etine veya diş eti-damak sınırına dokunması veya yaklaşması ile boğumlanan ünsüzler: d, t, c, ç, j, ş, z, s, n, l, r: dağ, taş, ceylan, çocuk, jambon, şakrak, zeytin, soğuk, nane, lokum, rahat gibi. bunlar boğumlama noktasındaki küçük ayrılıklara göre kendi içlerinde de sınıflanmaya giderler: d, t, z, s, n, l, r diş-dişeti noktalarında boğumlandıkları için tam diş sesleridir. c, ç, j, ş ise diş eti-damak noktasında boğumlandıkları için diş-eti (alveolar) sesleri durumundadırlar. bunları diş-damak sesleri (alveolar) olarak gösterenler de vardır. dilimizdeki kadı, osman gibi bazı arapça kelimelerde yer alan ve artık telaffuz değeri kaybolmuş bulunan peltek z (z, d) ünsüzü ile ingilizcedeki th ünsüzünü karşılayan peltek s (s) birer dişler-arası ünsüzdür. bunlar dil ucunun ön dişlere dokunması ve ciğerlerden gelen havanın aradan sızması ile boğumlanan sızıcı ünsüzlerdir. yerlerine bk. Dişsel ünsüz. Dişçilikle ilgili. Diş ile ilgili. Diş ünsüzü. Dişlerle ilgili. Radyoterapinin neden olduğu diş değişiklikleri.

 

Deciduous tooth : Süt dişi. Sütdişi.

Sprocket : Cer dişlisi. Zincir dişlisi. Film şeridi dişlisi. Dişli çark. Zincir dişlisi çarkı. Dişli.

Bite : (böcek) sokmak. Isırmak. Yemek. Yakmak (soğuk). Aşındırmak. Oltaya gelmek. Acıtmak. Sokmak. Acımak.

Anterior : Ön, önde bulunan, ön kısımla ilgili, anteriyor. Ön. Ön taraftaki. Anteriyör. Önde bulunan. Anteriyor. Öne yakın olan. Bir hayvanın ya da bir parçasının bir eksene göre önde olan bölgesi; insan anatomisine göre ventral bölge; karın tarafı. ön. Ön. önde bulunan, ön tarafta bulunan. Evvelki.

Cusp : Birleşme noktası. Dönüm noktası. Sivri çıkıntı. Kıyı çıkıntısı. Dilim. Uç. Sivri uç. Sivri uçlu. Doruk. Zirve.

Nibble : Azar azar ısırmak. İlgilenmek. Azar azar yemek. Kemirmek. Küçük ısırık. Çöplenmek. Isırmak. Otlanmak.

Pulp : Posa. Hamurlaştırmak. Lapa gibi olmak. Et. Selüloz. Lapa. Ucuz roman. Püre haline gelmek. Kağıt hamuru yapmak. Ucuz kağıda basılmış sansasyonel (roman veya dergi).

Knurl : Tırtıl çekmek. Tırtıl. Tırtıl çekme aleti. Yumru. Tırtır açmak. Çentik. Budak. Topak.

Tooths synonyms : primary tooth, pulp cavity, permanent tooth, carnassial tooth, back tooth, front tooth, malposed tooth, adult tooth, cloves, premolar, nibbling at, grinder, power saw, gnaws, os, cogs, serration, crown, stump, baby tooth, teeth, fang, projection, bicuspid, pearly, conodont, tusk, dentals, joggle, dentin, nibbles, bone, dent.

Tooths zıt anlamlı kelimeler, Tooths kelime anlamı

Agitate : Yaygara koparmak. Tahrik etmek. Başkaldırmak. Kamuoyunu kışkırtmak. Sallamak. Üzmek. Kışkırtmak. Sarsmak. Altüst etmek. Propaganda yapmak.

Irritate : Sinirlendirmek. Tahrik etmek. Sinir bozmak. Azdırmak. Sinirini bozmak. Gıcık etmek. Tırmalamak. Kaşındırmak. İrite etmek. Kurcalamak.