Tour türkçesi Tour nedir

  • Dolaşı.
  • Yarışma ve karşılaşmaların sayı, zaman ya da mesafelere göre tekrarlanan birimleri.
  • Bir üst duruma geçecek kılıçoyuncularının belli olması için , her basamakta yinelenen küme içi yarışmalarına katılan yarışmacıların yer aldıkları, eşit değerdeki kümelerden oluşan birlik.
  • Devir.
  • Tur.
  • Turne.
  • [#gezi Gezinti].
  • Bir tiyatro topluluğunun bir yerden başka bir yere giderek ve dolaşarak oyunlar oynaması.
  • Nöbet.
  • Turneye çıkmak.
  • Dolaşmak.
  • Bir tiyatro topluluğunun bir yerden bir yere giderek oyunlar oynaması.
  • Tur yapmak.
  • Seyahat.
  • Gezmek.
  • Tenis, eskrim, masa tenisi, tiyatro, voleybol alanlarında kullanılır.
  • Dönü.
  • Gezi.

Tour ile ilgili cümleler

English: Ali gave me a tour of his house.
Turkish: Ali bana evini gezdirdi.

English: How much is the tour per person?
Turkish: Tur kişi başı ne kadar?

English: He made a tour of Europe.
Turkish: O, bir Avrupa turu yaptı.

English: How much is this tour per person?
Turkish: Bu tur kişi başı ne kadar?

English: Ali drives a bus and Mary is a tour guide.
Turkish: Ali bir otobüs sürüyor ve Mary bir tur rehberi.

Tour ingilizcede ne demek, Tour nerede nasıl kullanılır?

Tour bus : Tur otobüsü.

Tour de force : Beceri ile elde edilen başarı. Güç gösterisi. Zoru başarma. Yetenek gösterisi.

Tour de reins : Erkek dansçının bir bacağını kaldırarak yerinde yüz seksen derece dönmesi ve yatay bir duruşa geçmesi. Arkayı dönme.

 

Tour guide : Bir bölgede turistlere rehberlik eden profesyonel kimse. Tur organize eden kimse. Tur rehberi. Turist rehberi.

Tour of duty : Belirli bir yerdeki görev süresi. Görev süresi. İş gezisi.

Conducted tour : Rehberli tur.

Circular tour : Devir gezisi. Komple tur. Ring tur.

Concert tour : Konser turu. Değişik yerlerde verilen konserler dizisi.

Bicycle tour : Bisiklet turu. Bisikletli tur.

Can you recommend a sightseeing tour : Gezi turu tavsiye edebilir misiniz.

İngilizce Tour Türkçe anlamı, Tour eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tour ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Circulate : Devirdaim olmak. Dolaşmak (kan veya hava). Devridaim yapmak (motordaki sıvı). Sürümde olmak (para). Deveran etmek. Tamim etmek. Devretmek. Yayılmak (haber). Dolaştırmak. Akımını sağlamak (havanın veya sıvının).

Navigation : Gemi yolculuğu. Gemicilik. Deniz yolculuğu. Deniz ya da uçak yolculuğu. Sefer. Denizcilik. Seyrüsefer. Dolaşma. Dümencilik.

Polices : Zabıta. İnzibat. Polis. Güvenliği sağlama.

Cession : Vazgeçme. (mal veya hak vb) feragat. Feragat. Devretme. Çekilme. Ferağ. Terk. Verme. Bırakma.

Cycle : Bir dizgede oluşan ya da bir dizgenin oluşturduğu bir dizi değişikliğin her biri. (her çevrim sonunda bu değişiklik başlangıç noktasına döner. örneğin bir dalgalı akımda, en büyük pozitif akımdan en büyük negatif akıma ya da bunun tersine gidiş bir çevrimdir. bir dalgalı akımın yinelenimi, saniyedeki çevrim sayısına eşittir). (özellikle) bir elektromıknatıs dalganın tam bir salınımı; bu durumda, çevrim, radyo yineleniminin temel birimidir (kilosikl =1.000 sikl, gigasikl =1.000 megasikl. yinelenimler genellikle saniyede çevrim (c/s) ya da hertz olarak belirtilir). Bisiklete binmek. Elektrik akımının iletken üzerinde aldığı yol. Çevrim. Reel gayrisafi yurtiçi hasılanın reel büyüme eğilimi (uzun dönem büyüme hızı-ortalama büyüme hızı) etrafında birbirini izleyen daralma, dip, yükselme, patlama gibi aşamalardan geçtiği ve her aşamanın bir sonraki aşamayı oluşturacak dinamikleri içerdiği ve etkilediği süreç. Aşama. Yapıştırmak. Pedal çevirmek. Belli aralıklarla aynı biçimde yinelenen olayları kapsayan dönem.

 

Jaunted : Gezintiye çıkarılmış. Gezmeye gitmek.

Circumvolution : Döndürme. Dolaşım. Dönme. Çevresinde dönme. Sargı oluşturma. Dolaylama. Bir merkez etrafında dönüş.

Walkabout : Dolaşma. Gezinme. Halkın arasında dolaşma.

Circulating : Mütedavil. Sirküle eden. Deveran. Tedavül eden. Dolaşımda olan. Devreden. Gezici. Dolaşım. Dönen.

Tour synonyms : grand tour, itineration, pub crawl, whistle stop tour, tours, peregrination, evagation, rounder, police, get about, ambulates, knock about, make a tour, promenaded, circuited, invasion, rev, corridor, spin, inning, see, voyage, strolled, circuits, become tangled, currency, bat around, sightseeing, ictuses, assignments, go about, esplanades, hiked.

Tour ingilizce tanımı, definition of Tour

Tour kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Hence, a journey in a circuit. The tour of France or England. As, to tour throught a country. A circuit. A comprehensive excursion. As, the tour of Europe. A prolonged circuitous journey. A going round. A tower. To make a tourm.