Trace türkçesi Trace nedir

  • Dayanmak.
  • İz sürmek.
  • Dayandırmak.
  • Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır.
  • Çizmek.
  • Keşfetmek.
  • İşaret.
  • Kopya etmek.
  • İz.
  • İzini sürmek.
  • Tasarlamak.
  • Bulmak.
  • Ortaya çkmak.
  • İzlemek.
  • Üzerine şeffaf bir kağıt koyup kopyasını çıkarmak.
  • İzinden gitmek.

Trace ile ilgili cümleler

English: The next morning the White Duck wandered round the pond, looking for her little ones; she called and she searched, but could find no trace of them.
Turkish: Ertesi sabah Beyaz ördek, yavrularını arayarak göletin etrafında dolandı durdu; isimleriyle seslendi, aradı taradı ama onlara dair hiçbir ize rastlayamadı.

English: Is there any trace of the missing child?
Turkish: Kayıp çocukla ilgili bir iz var mı?

English: Ali says he can trace his ancestors back about 300 years.
Turkish: Ali yaklaşık 300 yıldır atalarının izini sürdüğünü söylüyor.

English: Did the police find any trace of the murderer?
Turkish: Polis katilin herhangi bir izini buldu mu?

English: The police dog found trace amounts of cocaine in his luggage.
Turkish: Polis köpeği onun çantasındaki kokainin izini buldu.

Trace ingilizcede ne demek, Trace nerede nasıl kullanılır?

Trace back : Kökenini taramak. Kaynağını bulmak. Geçmişe doğru izini sürmek. Başlangıç noktasını bulmak. Kökeninin izini sürmek.

 

Trace dependents : Etkilenenleri izle.

Trace edges : Kenarlara iz koy.

Trace element : Yerkabuğunda, pek az bulunan kimyasal madde. Az rastlanan element. Eser öğe. İz öğeleri. Az rastlanan eleman. Oligoelement. İz element. Eser element. Azrak eleman.

Trace elements : Sudaki konsantrasyonu bir ppm’den daha düşük olan ve canlı dokuda çok az miktarda da olsa mutlaka bulunması gerekli olan fe, zn, cu, mn, co gibi elementler, iz elementler. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Eser elementler. Çinko, bakır, mangan, demir, molibden, iyot, selenyum ve kobalt gibi canlı dokuda çok az miktarda, fakat mutlaka bulunması gerekli elementler, mikro elementler, minor elementler, katalitik elementler, eser elementler. İz elementler. Zn, cu, mn gibi canlı dokuda çok az miktarda fakat mutlaka bulunması gerekli elementler. iz elementler. İz ögeler. Tatlısu ve tuzlu su akvaryumlarında gerekli olan elementlere verilen genel isim.

Trace file name : İzleme dosyası adı.

Trace of a matrix : Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Dizeyin köşegen öğeleri toplamı. Dizey izi. Matrisin izi.

Trace file : İzleme kütüğü. İzleme dosyası. Tarihçe dosyası.

Trace out : Planını çizmek.

Trace log : İzleme günlüğü.

İngilizce Trace Türkçe anlamı, Trace eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Trace ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Canvas : Yelken. Kanaviçe. Kaputbezi. Kanava. Çadır. Tuval. Kanvaz. Branda bezi. Dekorda ve perde fonlarında kullanılan kalın bez. Bezemlerin yapılmasında kullanılan kalın, sağlam bez.

Be with : Arka çıkmak. Desteklemek. Söyleneni anlamak.

 

Abandon : Kendinden geçme. Yarıda kesmek. Vazgeçmek. Bırakma. Başından atmak. Yüzüstü bırakmak. Boşlamak. Kendini kaptırmak. Taşkınlık.

Line : Sıralamak. Askı halatı. Astar kaplamak. Oyun alanını bölen, sınırlayan ve belirleyen boyadan şeritlere verilen ad. Düzdizim çizgisi. İki uzak nokta arasında veri iletişim ortamı sağlayan herhangi bir bağlantı. Astarlamak. Kırıştırmak. Satır. Bir sokaktaki yapıların, birbirine bakarak içerde ve dışarda yerleşmelerini önlemek, sokağa koşut ve sokaktan eşit uzaklıkta yer almalarını sağlamak üzere, önyüz çizgilerinin çakışması ya da koşut gitmesi istenen varsayımsal çizgi.

Sleuthed : Detektiflik yapmak. İzi sürülmüş. Takip edilmiş. Takip etmek.

Contriving : Planlamak. Yapmak. Ev idare etmek. Yolunu bulmak. Akıl etmek. Becermek. Uydurmak. İcat etmek. Başarmak.

Contrive : İcat etmek. Ev idare etmek. Kurmak. Uydurmak. Yolunu bulmak. Planlamak. Başarmak. Becermek. Bir yolunu bulup yapmak. İcad etmek.

Birthmark : Doğuştan vücutta bulunan leke. Doğum lekesi. Doğum izi.

Cross out : Kalem çekmek. Silmek. Çizdirmek. Üstünü çizerek iptal etmek. Listeden silmek. Karalamak. Üstünü çizmek.

Trace synonyms : keep abreast, keep an eye on, traced, spoors, abidden, predicate, architect, depict, make after, mimics, trail, reproduce, depicture, ascertain, base on, chase up, detects, discover, hound, base upon, copied, dig out, eye, build on, chased, cogitates, construct, descried, chase, spoor, lean on, followed, found.

Trace ingilizce tanımı, definition of Trace

Trace kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, the trace of a carriage or sled. To travel. A path. A tug. A mark left by anything passing. To draw or delineate with marks. A vestige. One of two straps, chains, or ropes of a harness, extending from the collar or breastplate to a whiffletree attached to a vehicle or thing to be drawn. A track. To mark out. A traced drawing. A course. As, to trace a figure or an outline. To walk. A sinuous trace. Specif., such a piece in an organ-stop action to transmit motion from the trundle to the lever actuating the stop slider. A connecting bar or rod, pivoted at each end to the end of another piece, for transmitting motion, esp. from one plane to another. Especially, to copy, as a drawing or engraving, by following the lines and marking them on a sheet superimposed, through which they appear. The trace of a deer. To go. A footprint.