Trading at a premium türkçesi Trading at a premium nedir

  • Primli ticaret.
  • Hisse senedinin borsada çıkarım fiyatından daha yüksek fiyattan alınıp satılması.
  • İktisat alanında kullanılır.

Trading at a premium ingilizcede ne demek, Trading at a premium nerede nasıl kullanılır?

Trading : Alış veriş. İşlenmemiş, işlenmiş, yapılmamış, taşınır, durağan mal alım ve satımı. kira ve kiralama, çeşitli olaylarda gerçekleşen kırılma ve dökülmenin onarımına, uğraşı edinilmek koşuluyla seyretme, eğlence yerleri açarak çalıştırma ve benzeri kazanç sağlayacak işlerle uğraşma. Ticari. İş hacmi. Alım satım yapma. İşlem. İşlem görme. Ticaret. Ticaret yapma.

At : Ye. Bir yeri belirtmek için kullanılır. Da. Hatta. Bir hareketin hedefini gösterir. Ya. Üzerinde. A. E. De.

A : (herhangi) bir. Miktar belirtir. İngiliz alfabesinin birinci harfi. Amperin simgesi. Belirli bir tür veya nitelikteki. La (müzik terimi). Argonun simgesi. Bir. En yüksek not. Atom ağırlığı.

Premium : Belirli malların üretim ve yurttan çıkışının özendirilmesi amacıyla, o malların üreticilerine ya da çıkaranlarına genellikle devletçe yapılan yardımlar (para yardımları, vergi bağışıklığı vb. gibi), a. bk. çıkış primi. İşteki başarım, doğum, evlenme, bayram, yılbaşı, işletmenin kuruluş yıldönümü gibi nedenlerle veya yasa ve sözleşmeye bağlı olarak normal ücrete ek olarak işveren tarafından işçilere yapılan ödeme. Bk. ikramiye bk. sigorta primi menkul ya da gayri menkullerin nominal değeri ile piyasa değeri arasındaki pozitif fark. vadeli işlemler piyasasında ürün, taşınır değer, döviz gibi varlıkların gelecekteki fiyatının yükselmesi durumu. Kar payı. İki değer arasındaki değişiklik, paranın yazılı değeri ile dönüşüm değeri, altın para ile kağıt para değerleri arasındaki değişiklik. İkramiye. Çıraklık ücreti. Getiri. Değer payı. Ödül.

 

Trading at a discount : Hisse senedinin borsada çıkarım fiyatından daha düşük fiyattan alınıp satılması. Kırdırımlı ticaret.

Sell at a premium : Prim yapmak. Kar getirmek. Yüksek kar ile satmak.

Pay a premium for : Pahalıya almak.

At a premium : Nadir. İtibari değerin üzerinde. Zor bulunur. Rağbet edilen. Rağbette. İtibari kıymeti üstünde. Gözde olan. Altın değerinde. Rağbet gören. Yüksek fiyatla.

Be at a premium : Prim yapmak. Rağbette olmak. Tutulmak. Rağbet görmek.

İngilizce Trading at a premium Türkçe anlamı, Trading at a premium eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Trading at a premium ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

 

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

Trading at a premium synonyms : a change in individual demand, ability rent, a change in supply, a shift in supply, abnormal budget, a shift in individual demand.