Traveling türkçesi Traveling nedir

  • Gezici.
  • Yolculuk.
  • İlerleme.
  • Seyahat.
  • Alıcının herhangi bir araç üzerinde çeşitli yönlere devindirilmesi; özellikle öne, geriye, yanlara, aşağıya, yukarıya sürekli devinimi.
  • Seyyar.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Seyahat etmek.
  • Yolculuk yapma.
  • Hareket halinde.
  • Seyahat etme.
  • Kaydırma.

Traveling ile ilgili cümleler

English: A motel is like a hotel only much smaller and is used mostly by people traveling by automobile.
Turkish: Bir motel, otel gibidir, yalnızca daha küçüktür ve çoğunlukla arabayla seyahat eden kişiler tarafından kullanılır.

English: Ali doesn't like traveling by air.
Turkish: Ali hava yoluyla seyahat etmekten hoşlanmaz.

English: Ali is traveling alone.
Turkish: Ali yalnız seyahat ediyor.

English: After I graduated from college, I spent two years traveling around the world.
Turkish: Üniversiteden mezun olduktan sonra, dünyayı gezerek iki yıl geçirdim.

English: Ali doesn't like traveling by plane.
Turkish: Ali uçakla seyahat etmeyi sevmiyor.

Traveling ingilizcede ne demek, Traveling nerede nasıl kullanılır?

Traveling and pan shot : Çevrinme ile kaydırmanın bir arada yapılmasından oluşan alıcı devinimi. Çevrinmeli kaydırma. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Traveling bag : Bagaj. Seyahat çantası. Bavul.

 

Traveling circus : Seyyar sirk. Gösteri yapmak için şehirden şehire giden sirk. Seyahat eden sirk.

Traveling crane : Hareketli vinç.

Traveling expenses : Seyahat masrafları. Gezi giderleri. Seyahat giderleri.

Traveling film show : Gezici sinema. Çadırda, barakada, açık hava sinemalarında film göstermek üzere sürekli olarak yer değiştiren sinema oynatım kolu. yerleşik sinemanın karşıtı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Parallel traveling : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Koşut kaydırma. Alıcı ile konu arasındaki uzaklık değişmeksizin gerçekleştirilen kaydırma çeşidi. (bunlar düşey kaydırma, yanlamasına kaydırmadır).

Traveling salesman : Gezici satış temsilcisi.

Travel agency : Yolculuk için bilet ve paketler satan yer. Seyehat ajansı. Seyehat ajentası. Seyahat acentası. Seyahat acentesi.

Travel allowance : Yolluk. Yol masrafı. Seyahat tazminatı. Sürekli ya da geçici olarak resmen görevlendirilen kişilere yolculuk ve konaklama giderleri için yapılan ödeme. Harcırah. Yol harcı. Yol parası. Seyahat izni. Yol gideri.

İngilizce Traveling Türkçe anlamı, Traveling eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Traveling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Leg : Yan kulisleri maskelemekte kullanılan çerçeve. Ayak (mobilya veya pergel). Basamak. Bacak. Hızlı yürümek. Koşmak. Ara. But. Üçgenin taban olmayan kenarı. Yan perde.

Cruising : Uçuş. Sabit hızla yolculuk. Seyir. Sabit hız. Seyrüsefer.

Tour : Dönü. Bir üst duruma geçecek kılıçoyuncularının belli olması için , her basamakta yinelenen küme içi yarışmalarına katılan yarışmacıların yer aldıkları, eşit değerdeki kümelerden oluşan birlik. Bir tiyatro topluluğunun bir yerden başka bir yere giderek ve dolaşarak oyunlar oynaması. Dolaşmak. Gezi. Bir tiyatro topluluğunun bir yerden bir yere giderek oyunlar oynaması. Turneye çıkmak. Tur yapmak. Tur.

 

Peripatetic : Aristo felsefesini izleyen kimseye. Gezimciliğe ait (aristo). Aristoteles felsefesini izleyen. Gezginci. Birden fazla okulda görev yapan (öğretmen). Fazla ayrıntılı. Gezgin. Aristocu. Gezimciliğe ait.

Switching : Akım verme. Cereyan verme. Elektrik verme. Aktarma. Yatırımın korunması amacıyla eldeki menkul değerlerin değiştirilmesi. Düğmeleme. Anahtarlama. Bir yatırımın satışından elde edilen nakit paranın bir başka yatırımda kullanılması. bir ülkenin uluslararası para piyasasına müdahale ederek ülkesinden para çıkışını durdurması. iki ülke arasında yapılan ticarette ödeme bedellerinin, satıcı veya alıcı tarafından kabul edilebilen başka bir para birimine çevrilmesi. Bilgisayar, bilişim, iktisat alanlarında kullanılır. Manevra.

Treks : Trekking. Göçmek. Kağnı ile gitmek. Kağnı ile gitme. Öküz arabasıyla yol almak. Göç etmek. Öküz arabası ile göç etmek. Uzun ve zorlu bir yolculuk.

Panning : Gezdirme (kamera). Lavaj. Panoramik. Alıcıyı göndererek çekim. Kamera gezdirme. Gezdirme. Gezdirme kamera. Çevrinme. Tavada yıkama.

Journeying : Geziye çıkmak.

Ambulatories : Kemerli yol. Gezinti yeri. Ayakta tedavi edilen. Belirli bir süre içinde geriye dönülebilen (kabili rücu). Geri dönülebilir. Bozulabilir. Gezilecek yer. Gezilebilir.

Traversal : Pasaj. Geçit. Aykırı.

Traveling synonyms : on tour, horseback riding, expansions, peregrinations, trackings, graze, toured, riding, circumnavigation, commutation, astir, portables, have a trip, in action, planetary, slide, on the move, under weigh, erratic, make a journey, under way, commuters, travelling, roaming, selfishness, move, peregrination, trip, expansion, air, headway, itinerants, ambulant.