Tread türkçesi Tread nedir
- Adımlamak.
- Arşınlamak.
- Çiftleşme (erkek kuş).
- Basamak yüzü.
- Bir dingil üzerindeki iki tekerleğin orta düzlemleri arasındaki uzaklık.
- Çiğnemek.
- Dans figürü yapmak.
- Dingil genişlği.
- Yürümek.
- Ayakkabı tabanı.
- Ayak sesi.
- Pedallar arası açıklık.
- Basmak.
- Merdiven basamağının döşeme tahtası.
- Ayakla ezmek.
- Basış.
- Basamak.
- Yürüyüş.
- Ezmek.
Tread ile ilgili cümleler
English: In order to swim, you have to learn to tread water first.
Turkish: Yüzme öğrenmek için öncelikle suda yürümeyi öğrenmelisin.
English: Fools rush in where angels fear to tread.
Turkish: Aptallar düşünmeden hareket ederler.
English: You are treading on her corns.
Turkish: Onun mısırlarına basıyorsun.
Tread ingilizcede ne demek, Tread nerede nasıl kullanılır?
Tread board : Basamak.
Tread down : Ayak altında çiğnemek.
Tread lightly : Ayağını denk al. Ölçülü davranmak. Ayağını denk almak. Hafifçe basmak.
Tread on : Üzerine basmak. Üstüne basmak. -e basmak. Çiğnemek. Üzerinde yürümek. Basmak.
Tread on air : Sevinçten havalara uçmak. Ayakları yerden kesilmek.
Tread on eggs : Yumurtaların üzerine basmak. Çok dikkatli olması gereken bir pozisyonda olmak. Potansiyel olarak kötü veya tehlikeli bir durum içerisinde olmak.
Treaders : Bisiklet. Adım atan. Yürüyen. Adım atarak dolaşan kimse. Yürüyen kimse.
Treader : Yürüyen kimse. Adım atan. Adım atarak dolaşan kimse. Yürüyen. Bisiklet.
Tread under foot : Ayak altında çiğnemek. Ezmek. Çiğneme.
Tread out : Basıp söndürmek. Ayakla ezmek. Ayağıyla söndürmek.
İngilizce Tread Türkçe anlamı, Tread eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Tread ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Walkings : Ayaklı. Yürüyen. Döşeme. Gezme. Asa. Yürüyüş (tarzı). Yürüme.
Coin : Sikke. Tarih, ekonomi alanlarında kullanılır. Değeri, devletin resmi damgası ile garanti edilmiş maden para. Sözcük uydurmak. Söz türetmek. Küçük birimler üzerine basılmış madeni para. Deyim bulmak. Madeni para basmak. Madeni para.
Hiked : Gezinti yapmak. Uzun yürüyüş yapmak. Yukarı çekmek. Yürüyüşe çıkmak. Kaldırmak. Artırmak. Gezmek. Kırlarda yürüyüşe çıkmak. Yükseltmek (fiyatı).
Echelon : Paralel dizilme. Avustralya ve yeni zelanda istihbarat örgütlerinin dünya üzerindeki iletişim sistemlerini denetlemek amacıyla kurdukları ortak projenin kod adı. Basamaklı ağ. Paralel olarak dizmek. Işığı renklere ayıran cihaz. Kademe. Kanada. İngiltere. Maaş kademesi.
Brayed : Anırır gibi bağırmak. Anırtı. Kulak tırmalayıcı ses. Oklahoma eyaletinde yerleşim yeri. Anırma. Anırmak. Dövmek (havanda). Haykırmak. Dövmek.
Trekking : Sırt-çantalı gezi. Doğa yürüyüşü. Kağnı ile gitmek. Öküz arabası ile göç etmek. Yolculuk etme. Göçmek.
March : Sınır. Mart. Düzenli adımlarla yürümek. Marş. Gösteri yürüyüşü. Yürüyüş yaptırmak. Yürütmek. Mart ayı.
Echeloning : Işığı renklere ayıran cihaz. Nizamına göre tanzim etmek. Maaş kademesi. Dizmek. Kanada. Kademe. İngiltere. Abd. Avustralya ve yeni zelanda istihbarat örgütlerinin dünya üzerindeki iletişim sistemlerini denetlemek amacıyla kurdukları ortak projenin kod adı. Paralel olarak dizmek.
Hikes : Uzun yürüyüş. Yükselme. Gezinti. Yukarıya çıkma.
Track : Keçiyolu. Ses imi. İzini takip etmek. İzini takibetmek. Bir ses kuşağında yer alan ve ses imlerini taşıyan bir ya da birkaç daracık yol. sesli filmlerde, görüntü kuşağının bir ya da birkaç yerinde bulunan ve ses imlerini taşıyan yollar. Üstü taş, kum, kömür tozu, kiremit kırığı gibi bir karışımla ya da yapay bir özdekle (tartan gibi) sıkılaştırılıp koşular için özel olarak yapılmış 6-8 koşaklı yol. Mıknatıslı kuşak, teker ya da davul gibi veri saklama ortamlarında veriyi oluşturan imlerin dizileceği öngörülen, kuşakta boylamasına, tekerde yüzeyi kapsayan eşmerkezli çemberler, davulda yüzeyi kapsayan ve eksen üzerinde merkezleri dizilen koşut çemberler biçiminde düşünülmesi gereken çizgi. Kaydırmalı çekim. Parça. Ses yolu.
Tread synonyms : locomote, ambulating, bench, contuse, trod out, trample over, doorstep, ambulate, stomp on, counterfeited, ankled, gaits, advance, chumping, compresses, chumped, treadler, breaks, column, compress, pace, contravenes, tread out, hike, come on, domineer, treadle, crushes, trod, ambulates, trample, bow down, stepping.
Tread zıt anlamlı kelimeler, Tread kelime anlamı
Ride : Karara bağlanmamış olmak. Bindirmek. Geçmek (yol). Binmek. Kayar gibi görünmek (ay, bulut vb). Arabayla gezmek. Arabaya binmek (sürmeden). Binmek (at veya bisiklet). Sürüklenmek. Taşımak (omuzunda vb).
Stay in place : Yerinde kalmak.
Tread ingilizce tanımı, definition of Tread
Tread kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Pressure with the foot. A step or stepping. As, a nimble tread. A cautious tread. To step or walk on. A footstep. To step. To set the foot.

Bu kısımda Tread kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Tread ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Tread anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Tread ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.