Tresses türkçesi Tresses nedir

Tresses ile ilgili cümleler

English: Gravity stresses the human body.
Turkish: Yerçekimi insan vücuduna baskı yapıyor.

English: You are actresses.
Turkish: Siz aktristlersiniz.

English: The movie costarred two great actresses.
Turkish: Film iki büyük aktristi baş rolde oynattı.

English: It's customary for waiters and waitresses to introduce themselves using only their first names.
Turkish: Bay ve bayan garsonların ilk isimlerini kullanarak kendilerini tanıtması gelenekseldir.

English: Burak befriended one of the waitresses.
Turkish: Burak garson kızlardan birine yardım etti.

Tresses ingilizcede ne demek, Tresses nerede nasıl kullanılır?

Actresses : Erkek oyuncu. Katılımcı. Oyuncu. Aktrisler. Aktör.

Ancestresses : Ata. Cet. Soy. Dede.

Benefactresses : Velinimet. Bağışçı. Hayırsever. İyiliksever. Hayırsever kadın.

Buttresses : Desteklemek. Payanda vermek. Payanda. Desteklik etmek. Perçinleştirmek. Ayak. Destekçi. Destek.

Distresses : Endişe uyandırmak. Haczetmek. El koymak. Sıkmak. Sıkıntı vermek. Endişelendirmek. Kahretmek. Sıkıntıya sokmak. Sıkıntı. Acı vermek.

Legislatresses : Yasamacı kadın. Meclis üyesi kadın. Kanun yapan kadın. Kadın yasama meclisi üyesi.

Mattresses : Minder. Yatak. Şilte.

 

Fortresses : Hisar. Kale.

Editresses : Yazı ileri müdürü. Başyazar. Yayımcı. Bayan yazı işleri müdürü. Editör. Program kurgu sorumlusu.

Enchantresses : Büyücü kadın. Büyüleyici kadın.

İngilizce Tresses Türkçe anlamı, Tresses eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tresses ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Robed : Giydirmek. Giymek (cüppe vb.). Sarmak. Örtmek. Giydirilmiş.

Pigtail : Halkalı tel tutucu. Çiğneme tütünü. Tütün (sarımlık). Ucunda bir halka olan tel tutucu. Sarımlık tütün. At kuyruğu şeklinde örülmüş saç. İki örgü (saç). Domuzkuyruğu kontak.

Tallboy : Şifoniyer. Yüksek komidin. Baca külahı. Konsol. Büyük bira.

Lock : Birbirine geçmek. Durdurmak. Kilit vurmak. Kanal havuzuna sokmak. Kilitlenmek. Kilitleme. Bukle. Kilit. Bağlamak.

Chest : Bağır. Sandık. Sine. Kutu. Göğüs.

Garbed : Giydirmek. Giydirilmiş.

Clad : Bürünmüş. Koruyucu bir tabakayla örtmek. Korunmuş. Kaplanmış. Örtülü. Giyinmiş. Kılıflanmış. Örtünmüş. Kaplı. Yastık.

Clothed : Giyinmiş. Sarmak. Güzel bir dille anlatmak. Kaplamak. Renklendirmek. Giydirmek. Giysi sağlamak. Bürümek. Giydirilmiş. Zenginleştirmek.

Braidings : Örgü biçimli süs. Örme. Örgü biçiminde motif. Örgü.

Shelf : Diş fırçası, tarak, diş macunu v.b. nesnelerin konduğu raf. Sergen. Kaya tabakası. Kukla iş masası. Sığlık. Sahanlık. Raf. Pervaz. Denizde sığlık.

Tresses synonyms : garmented, piece of furniture, habilimented, article of furniture, chest of drawers, highboy, braid, poufs, pouffes, pouf, extensions, pouffe, ringlet, ringlets, appareled, plat, chiffonier, plats, braiding, furniture, tress, lowboy, commode, bureau, drawer, attired.

Tresses zıt anlamlı kelimeler, Tresses kelime anlamı

Unclothed : Çıplak. Soymak. Açmak. Açığa çıkarmak. Elbiselerini çıkarmak.

Untroubled : Rahat. Sıkıntısız. Endişesiz. Dertsiz. Kaygısız. Sakin. Durgun.