Tubule türkçesi Tubule nedir

  • Borucuk (organ).
  • Tübül.
  • Tubül.
  • Küçük tüp.
  • İnce boru.
  • Hücre veya doku içerisindeki tüpsü yapılar.
  • Borucuk.

Tubule ingilizcede ne demek, Tubule nerede nasıl kullanılır?

Collecting tubule : Memeli böbreklerinde nefronlardan süzülen sidiğin toplanıp böbrek havuzcuğuna taşındığı kanallar. Toplayıcı kanal.

Distal convoluted tubule : Distal dalgalı kanal. Böbrekte nefronun son kısmını oluşturan, henle ilmeği ile toplayıcı kanallar arasında kalan dalgalı kanal.

Malpighian tubule : Malpighi arnacığı. Malpighi kanalcığı. Eklembacaklıların çoğunda bulunan boşaltım organı. Malpighi tüpleri. Böceklerde sindirim kanalına açılan ve sayıları türlere göre değişen ince, tüp şeklindeki boşaltım kanalları. Malpighi borucuğu.

Proximal convoluted tubule : Proksimal kıvrımlı tübül. Proksimal dalgalı kanal. Böbrekte nefronun baş kısmını oluşturan, fırça kenar mikrovillüsleri bulunan tek tabakalı kübik epitelle astarlanmış dalgalı kanal. Glomerüllere yakın olan kıvrıntılı lümenli tübüller. buranın kübik epitelinin fırçamsı kenarı vardır ve sodyum, potasyumla su geri emilimini gerçekleştirir. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Proximal straight tubule : Böbrekte medüller bölgedeki, zayıf fırçamsı kenarı olan, kübik hücrelerle döşeli tübüller. Proksimal düz tübül.

 

Transverse tubules : Enine tüpçükler. İskelet kasında her miyofibrili çevreleyen, plazma zarının içe büyümüş, birbirine bağlı tüpçükleri. t tüpçükleri.

Chromosomal tubules : Kromozomların kinetokorlarda bağlandığı iğ ipliğine ait mikrotüpçükler. Kromozom tüpçükleri.

Microtubule : Ökaryot hücrelerde, hücre iskeletinin yapısına katılan, kamçılı ve sililer de ise sillerin yapısına katılan içi boş tüpçükler. Silya, filajel, mitotik iğ ve sentriyolde bulunan, 25 nm çapında ve belirsiz uzunluğu olan sitoplazmik tüplerden oluşan ve mitoz iğlerinin oluşumu ve işlevi için gerekli olan hücre iskeleti elemanlarından biri, mikrotübül, mikrotübülüs. kiprik ve kamçıların temel yapısal elemanı. akson ve dentritlerde nöronal olaylar esnasındaki materyalin aksoplazmik akımını sağlayan yapısal bir protein. Hücrelerde mikroskopla görülebilen, küresel bir protein olan tübülinden yapılmış, ökaryot hücrelerin hücre iskeletinin bir parçası olan, kamçıların ve sillerin iç yapısını ve iği oluşturan, içi boş tüpçükler. Mikrotübül. Mikrotubulüs. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Mikrotüpçük.

Neurotubules : Nörotüpçükler. Nöronun aksonu boyunca uzanan ve ancak elektron mikroskobu ile görülebilen 200-300 angström çapında mikrotüpçükler.

Transverse tubule : Enine tüpçükler. T tüpçükleri. İskelet kasında her miyofibrili çevreleyen, plazma zarının içe büyümüş, birbirine bağlı tüpçükler, t tüpçükleri.

İngilizce Tubule Türkçe anlamı, Tubule eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tubule ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Trachea : Soluk borusu. Trake. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yaprak damarı. Solunum organı (böcek). Nefes borusu. Trakea. Havanın akciğerlere girip çıktığı ana kanal. bitkilerde duvarları halkasal kalınlaşmalara sahip odun dokusu elemanları. böceklerde ve diğer eklem bacaklılarda solunum sisteminin stigma ile dışarı açılan hava dolu tüpçükleri. trakea. Boğurdak.

Ductule : Küçük boru. Küçük kanal. Kanalcık.

Ampoule : Küçük kap (camdan yapılmış). Küçük ilaç şişesi. Ampul. Ufak ilaç şişesi.

Microtubule : Ökaryot hücrelerde, hücre iskeletinin yapısına katılan, kamçılı ve sililer de ise sillerin yapısına katılan içi boş tüpçükler. Mikrotüpçük. Silya, filajel, mitotik iğ ve sentriyolde bulunan, 25 nm çapında ve belirsiz uzunluğu olan sitoplazmik tüplerden oluşan ve mitoz iğlerinin oluşumu ve işlevi için gerekli olan hücre iskeleti elemanlarından biri, mikrotübül, mikrotübülüs. kiprik ve kamçıların temel yapısal elemanı. akson ve dentritlerde nöronal olaylar esnasındaki materyalin aksoplazmik akımını sağlayan yapısal bir protein. Mikrotübül. Hücrelerde mikroskopla görülebilen, küresel bir protein olan tübülinden yapılmış, ökaryot hücrelerin hücre iskeletinin bir parçası olan, kamçıların ve sillerin iç yapısını ve iği oluşturan, içi boş tüpçükler. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Mikrotubulüs.

Capillary : Kılla ilgili. Kanla dokular arasındaki madde alışverişini sağlayan, duvar yapısı tunika intimadan oluşan ve düz kas hücreleri bulunmayan kan damarı, vaz kapillare, kapiller damar. yapısında yassı endotel hücreleri, bazal lamina ve perisitler yer alır. Damar gibi küçük yarıçaplı boru. Kılcal damar. Fizik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çok ince boru. Kılcal. Kıl gibi. Kapiler.

Tube : Yeraltı treni. Fizik, kimya, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kullanım yerine göre çapı değişebilen genellikle camdan yapılmış içinde üşekler bulunan, havası alınmış ya da amaca uygun uçunlarla doldurulmuş yuvak biçimli kapalı gereç. temel parçacıkları algılayan geiger borulanndan televizyon görüntü borusuna ve eksicik borularına değin değişik kullanım yerleri vardır. İçi boşaltılmış ya da özel bir gazla doldurulmuş camdan bir kap içinde, ısıtılan bir elektrikucunun (eksiuç) serbest bıraktığı elektronların pozitif yüklü bir başka elektrikucuyla (artıuç) toplandığı ışıtaç çeşidi. Deney tüpü. Tüp. Radyo ışıtacı. Uzun, içi boş ve bir ucu kapatılmış boru. 2-yüksek basınçtaki gazların içinde saklandığı özel metal kap (bunlara bomba da denir.). İçlastik. Metro.

Nephron : Böbreğin tek ekskretuar birimi (zooloji, anatomi). Böbreğin yapı ve görev bakımından birimi olup malpighi cisimciği, dalgalı kanallar ve henle ilmeğinden oluşur. Nefron. Böbreğin yapısını oluşturan temel unsur.

Tubule synonyms : seminiferous tubule, uriniferous tubule, tube shaped structure, vasa efferentia, uveoscleral pathway, tubules.

Tubule ingilizce tanımı, definition of Tubule

Tubule kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A small pipe or fistular body. A little tube.