Turn around türkçesi Turn around nedir

  • Arkanı dön.
  • Yuvarlanmak.
  • Geriye dönmek.
  • Vazgeçmek.
  • Geriye döndürmek.
  • Arkaya dönmek.
  • Etrafında dönme.
  • Altüst etmek.
  • Etrafında dönmek.

Turn around ile ilgili cümleler

English: Could you just turn around for a second?
Turkish: Sadece bir saniye geriye döner misin?

English: Just turn around for a second.
Turkish: Bir saniyeliğine arkanı dön sadece.

English: Please turn around and look at me.
Turkish: Lütfen geriye dön ve bana bak.

English: Don't turn around.
Turkish: Arkana bakma.

English: I just want you to turn around and look at me.
Turkish: Sadece geriye dönmeni ve bana bakmanı istiyorum.

Turn around ingilizcede ne demek, Turn around nerede nasıl kullanılır?

Turn : Yetenek. Bulandırmak. Ters dönmek. Dönüş. Ekşimek. Kıvırmak. Yöneltmek. Dönme. Deneme sırası. Değişiklik.

Around : Doğru. Meydanda. Her yanına. Aşağı yukarı. Ortalıkta. Civarda. Yaklaşık. Çevresine. Geriye. Etrafında.

Turn a blind eye : Görmemezlikten gelmek. Görmezden gelmek. Gözünü kapamak. Göz yummak. Gözlerini kapatmak. Görmezlikten gelmek.

Turn a blind eye to : Dikkat etmemeyi tercih etmek. - karşı gözleri köre dönmek. -e göz yummak. Önemsememek. Arka plana atmak. Görmezlikten gelmek.

Turn a cartwheel : Yanlamasına takla atmak. Yanlamasına taklalar atmak.

 

Turn a deaf ear : Kulak asmamak. Duymazdan gelmek. - karşı kulaklarını tıkamak veya sağıra dönmek. Duymamazlıktan gelmek. Önemsememek. Aldırmamak. Dinlemeyi reddetmek. Kulak ardı etmek.

İngilizce Turn around Türkçe anlamı, Turn around eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Turn around ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Trundled : Yuvarlamak. Yuvarlayarak taşımak. Ufak tekerlek. Çekmek (tekerlekli taşıtı). İtmek (tekerlekli taşıtı). Yuvarlama. Gelmek (tekerlekli taşıt). Tekerlekli birşeyi iterek sürmek. İterek sürmek (tekerlekli şey).

Agitate : Başkaldırmak. Yaygara koparmak. Kışkırtmak. Çalkalamak. Telaşlandırmak. Propaganda yapmak. Sallamak. Sarsmak. Acı vermek.

Cluttering : Darmadağın etmek. Hızlı konuşma. Yığmak. Karmakarışık konuşma. Tıka basa doldurmak.

Abdicate : Tacını ve tahtını terketmek. Saltanattan çekilmek. Tahttan çekilmek. Çekilmek (kral veya kraliçe tahttan). Feragat etmek. Boynundan atmak. Hakkından vazgeçmek. El çekmek. Tahttan çekilmek (kral veya kraliçe). İmtina etmek.

Abdicates : Terketmek (tacını ve tahtını). İstifa etmek. Çekilmek (kral veya kraliçe tahttan). Tacını ve tahtını terketmek. Bırakmak. Tahttan çekilmek. El çekmek. Çekilmek. Tahttan çekilmek (kral veya kraliçe).

Bowled : Şaşırtmak. Bovling oynamak. Yolunda gitmek. Tıkırında olmak. Bowling oynamak. Yuvarlamak. Çevirmek (çember). Çanak. Kriket top atmak. Kase.

Revolve around : Çevirmek. Yörüngesinde dönmek. Çevresinde oluşmak. İle ilgili olmak. Hakkında olmak. Merkezlenmek. Döndürmek (etrafında). Çevresinde dönmek.

 

Bedeviling : Delirtmek. Kafasını karıştırmak. Şaşırtmak. Çileden çıkartmak. Bozmak.

Get rolling : İşe koyulmak. Başlamak.

Bollixed : Eline yüzüne bulaştırmak. İçine etmek. Yok etmek. Berbat etmek. Batırmak. Bozmak.

Turn around synonyms : abnegate, birl, revolve, abjure, bedevilled, abdicating, roll over, spin around, bollixing, topple over, trundling, turning about, bowl, revolves, revolved, roll up, abjures, bollix, agitating, abstention, bollixes, bedevils, face about, turn about, roll, abandon hope, abandon, depolarise, bring back, wrap around, abjured, abnegates, back down.