Tırkış nedir, Tırkış ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Suyunu çekerek lapalaşmış (yemek için).
Pencere kafesi.
Büyüyemeyen, zayıf (çocuk için): Komşunun kızı pek tırkış, dört yaşına girdi hala küçük.
[Bakınız: tırkanaş].
Çiçekbozuğu yüzlü kimse.
Tırkış kısaca anlamı, tanımı
Tırkı : Kapı sürgüsü, dayağı, mandalı. Tahıl ölçeğinin dörtte biri: Bir tırkı buğday aldım. Şiniğin yarısı yani bir gaz tenekesinin dörtte biri kadar ölçek. (Senirkent Isparta).
Pencere kafesi : (Mimarlık). Taş yapılarda pencerelerin dışına geçirilmiş kafes biçiminde oyulu taş levha. Ağaç yapılarda pencere dışına takılan çıta kafes.
Tırkanaş : Suyunu çekerek lapalaşmış (yemek için): Yimek tırkanaş olmuş.
Pencere : Yapıları veya tren, vapur vb. ulaşım araçlarını aydınlatmak, havalandırmak amacıyla yapılan, çerçeve, cam, panjur, perde gibi eklentilerle daha kullanışlı bir duruma getirilen açıklık.
Çekerek : Yozgat iline bağlı ilçelerden biri.
Pencer : Sebze. Pancar.
Çekere : Sarı.
Zayıf : Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan veya hayvan). Görevini yapacak yeterli gücü olmayan. Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz. Kişilik ve ruhsal yönden gereği kadar güçlü olmayan. Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan. Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan. Önemli, güvenilir olmayan. Çok az. Başarısızlığı gösteren not.
Yüzlü : Yüzü herhangi bir nitelikte olan. Şımartılmış, yüz bulmuş (kimse).
Tırka : Titiz, her şeye çabuk kızan, sinirli. Sıra, dizi : Fidanları dikerken tırkalı olmasına bakınız. Harman yerinde dövülmek için yapılan sap yığınları. Kapı sürgüsü, dayağı, mandalı.
Yaşın : Işık, parlaklık. Şimşek. Gizli.
Çeker : Bir tartma aletinin kaldırabildiği ağırlık miktarı.
Çiçek : Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü. Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi. İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık. Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse. Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz.
Yemek : Yemek yeme, karın doyurma işi. Kandırmak. Isırmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Yasal yoldan cezalandırılmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Başkasının parasını harcamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek.
Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.
Girdi : Bir üretimde yararlanılan para, gereç ve iş gücü, çıktı karşıtı.
Kafes : Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme. Çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper. Şimşirlik. Vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme. Hapishane. Cami, tekke vb. yerlerde kadınlara ayrılan yer. Ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti.
Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.
Diğer dillerde Tırıvırı ağ anlamı nedir?
İngilizce'de Tırıvırı ağ ne demek ? : parachute net


Bu kısımda Tırkış nedir? Tırkış ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Tırkış tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Tırkış hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.