Kafes nedir, Kafes ne demek
Kafes; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme.
- Çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper.
- Şimşirlik.
- Vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme

- Hapishane.
- Cami, tekke vb. yerlerde kadınlara ayrılan yer.
- Ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti.
"Kafes" ile ilgili cümle
- "Dağdan kestim kereste / Kuş besledim kafeste" - Halk türküsü
- "Aslan kafesi."
- "Bahçeye, kafeslerde elenen solgun bir ışık vurmuş." - Y. Z. Ortaç
Yerel Türkçe anlamı:
Dokuma aygıtında bir bölüm, mekiğin bulunduğu yer.
Çinicilikte kullanılan dişli bir destek
Eşya konan dolap, yüklük.
Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:
Tarayıcı demetin bir resmi oluşturduğunda ortaya çıkan, alt alta sıralanmış yatay çizgilerden oluşan dikdörtgen biçim.
Tarih'teki anlamı:
Topkapı sarayında padişah oğullarının XVI. yüzyıl sonlarından beri bir çeşit tutuklu yaşamı sürdükleri, yüksek duvar ve şimşir ağaçları ile çevrili, harem dairesine bitişik ve birçok odalarla oniki bölümden oluşan bina.
İngilizce'de Kafes ne demek? Kafes ingilizcesi nedir?:
lattice, raster, picture raster
Fransızca'da Kafes ne demek?:
grille, treillage
Osmanlıca Kafes ne demek? Kafes Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
kafes kiriş
Kafes hakkında bilgiler
Kafes, metal ya da ahşap gibi malzemelerle yapılmış ve içeride tutulan canlının kaçmasına engel olan yapıdır.
Kafesler genellikle hayvanat bahçelerinde hayvanları tutmak ya da evlerde bazı evcil hayvanları tutmak için kullanılır.
Kafes ile ilgili Cümleler
- Kafes boş.
- Ali aslanın kafesini açtı.
- Bülbüller bir kafeste ötmezler.
- Maymun kafesinden kaçtı.
- Kafesteki bir kuş gibi hissettim.
- Kafesi boş buldum.
- Muhtemelen papağan kafesten kaçtı.
- Bu hayvanları kafesten serbest bırakmalısın.
- Bu kafes köpekbalığına dayanıklı mı?
- Ali kuşu kafese geri koydu.
- Kafesi açtı ve kuşları serbest bıraktı.
- Kafeste bir papağanım var.
- Kafeste öten bir kuş var, değil mi?
- Kafes açık.
Kafes anlamı, kısaca tanımı:
Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.
Metal : Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde. Bu maddeden yapılmış. Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı.
Ahşap : Ağaçtan, tahtadan yapılmış. Ağaçtan, tahtadan yapılmış nesne.
Kafes gibi : Zayıf, kuru veya delik deşik.
Kafese girmek : Aldatılıp kendisinden çıkar sağlanmak. hapse girmek.
Kafese koymak : Aldatıp çıkar sağlamak.
Kafes teli : Tel çitlerde kullanılan veya bir makine aracılığıyla kafes yapımında gerekli olan ince, galvanizli tel.
Karakafes : Sığırdiligillerden, çiçekleri beyaz ve menekşeye çalan kırmızı renkte, eczacılıkta kullanılan bir bitki, eşekkulağı (Symphytum).
Tel kafes : Tellerle örülmüş kafes.
Göğüs kafesi : Vücutta omurganın, kaburgaların ve göğüs kemiğiyle bunları saran kasların oluşturduğu kalp ve akciğerleri koruyan boşluk.
Kaporta kafesi : Kaportadaki camları kırılmadan korumak için cam üzerine tutturulan metal çubuklar.
Kuş kafesi : Kuşun içinde barındırıldığı yuva.
Kafe : İçecek ve hafif yiyeceklerin satıldığı, bazılarında kapı önlerinde oturacak yerlerin bulunduğu ayaküstü yiyecek yerleri.
Kafesçi : Birini aldatarak çıkar sağlayan kimse. Kafes yapan veya satan kimse.
Kafesçilik : Kafesçinin yaptığı iş. Kafesçi olma durumu.
Kafesleme : Kafeslemek işi.
Kafeslemek : Çıkar sağlamak için birini aldatmak.
Kafesli : Kafesi olan veya kafes biçiminde olan.
Kuş kafesi gibi : Ufak ve güzel (yapı).
Kuşa kafes lazım boruya nefes : "bir şeyden yararlanmak için kullanılacak araç, onun niteliğine uygun olmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.
Aralık : Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Uygun, elverişli durum, fırsat. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Tuvalet. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Ara. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. Yarı açık, tam kapanmamış.
Ağaç : Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Tahta, kereste. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan.
Çubuk : Tütün içmek için kullanılan uzun ağızlık. Körpe dal. Ana direkler üzerine sürülen ikinci ve üçüncü direk parçası. Değnek biçiminde ince, uzun ve sert olan şey. Kumaşta düz çizgi. Ankara iline bağlı ilçelerden biri.
Taşınabilir : Taşınır.
Bölme : Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi. Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde. Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer. Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler. Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk. Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim. Dört işlemden biri, taksim.
Vahşi : Yırtıcı (hayvan). Yabani. Kaba, saygısız, uyum sağlayamayan (kimse).
Demir : Bu elementten yapılmış. Çıpa. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Bu elementten yapılmış parça. Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Güçlü, kuvvetli, sert.
Malzeme : Bir eserin hazırlanmasında yararlanılan bilgi ve kaynakların tamamı. Gereç.
Hapishane : Cezaevi.
Şimşirlik : Sarayda babası ölmüş şehzadelerin yaşadığı yer, kafes.
Kafes balıkçılığı : Denizlerde ve iç sularda yetiştiricilik için uygun olan yerlerde ağ kafesler içinde yapılan ticari amaçlı balıkçılık.
Kafes devresi : (fizik)
Kafes geçit : Hayvanların kafeslerinden gösteri alanına geldikleri yanları ve üstü kafesli tünel ya da yol.
Kafes hayatı : Babaları ölen Osmanlı şehzadelerinin kafeste sürdürdükleri bir çeşit tutukluluk yaşamı.
Kafes : Ortaoyunu'nda kadın seyirciler için ayrılan kafesli yere verilen ad.
Kafes osteoporozisi : Kafes yorgunluğu.
Kafes oyma : (Süsleme) Mermer ve tahta gibi çeşitli gereçlerin kafes biçiminde oyulmasıyle yapılan süsleme.
Kafes yorgunluğu : Kafeste yetiştirilen yumurtacı tavuklarda egzersiz yetersizliği sonucu kemiklerden kalsiyum fosfatın çekilmesi, sonucu kemik ve omur kırıklarından kaynaklanan felçlerle belirgin bir hastalık, kafes osteoporozisi, yumurtacı tavuklarda kafes yorgunluğu.
Kafesardı : Kış için meyve saklamağa yarayan yer.
Kafesli araba : İçinde hayvanların bulunduğu tekerlekli kafes.
Diğer dillerde Kafes anlamı nedir?
İngilizce'de Kafes ne demek? : [Kafes] n. birdcage, cage, lattice, coop, jail, grating, grill, grille, lath, pen
Fransızca'da Kafes : cage [le], grille [la], treillage [le], treillis [le]
Almanca'da Kafes : n. Förderkorb, Gatter
Rusça'da Kafes : n. клетка (F), решетка (F), остов (M), трельяж (M)

Bu kısımda Kafes nedir? Kafes ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kafes tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kafes hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.