Ubiquitous türkçesi Ubiquitous nedir

  • Her yerde birden bulunan.
  • Her yerde var olan.
  • Her yerde olan.
  • Ubikuitöz.
  • Her zaman her yerde.
  • Aynı anda birden fazla yerde olan.
  • Yaygın.
  • Ekmediğin yerde biten.
  • Aynı zamanda her yerde bulunan.
  • Hazır ve nazır.

Ubiquitous ingilizcede ne demek, Ubiquitous nerede nasıl kullanılır?

Ubiquitous product : Her yerde bulunabilen ürün. Bol miktarda olan ürün.

Ubiquitously : Aynı zamanda her yerde bulunarak. Heryerde bulunan şey veya kimse gibi. Hazır ve nazır şekilde.

Ubiquitousness : Her yerde hazır olma. Heryerde mevcut olma özelliği. Her yerde birden bulunma.

Ubiquitarian : Mesih'in vücudunun her an her yerde olduğunu belirten luther teolojisi.

Ubiquitary : Aynı anda her yerde olan. Her yerde birden bulunan.

Ubiquitist : Mesih'in vücudunun her an her yerde olduğunu belirten lutherci kişi. Anlayış.

Ubiquiter bacteria : Ubikuiter bakteri. Belirli bir birincil kaynağı olmayan, her yerde bulunabilen bakteri.

Ubiquity of marks : Markaların, üzerine konulduğu mallarla birlikte, aynı anda bütün ülkede bulunması. Markaların heryerdeliği.

Ubiquitin : Ökaryot hücrelerde yaygın olarak bulunan, hücre proteinlerinin proteazlarla parçalanabilmesi için parçalanacak proteine kovalent bağlarla bağlanan, enzim özelliği bulunmayan, sıcaklığa dayanıklı, 76 amino asitlik küçük bir protein. Ubikuitin. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Translasyonda konformasyonun doğru oluşmadığı durumlarda olduğu gibi hatalı sentezlenen proteinleri bağlayarak ortamdan alan ve yıkımını sağlayan, tüm ökaryotik hücrelerde bulunan küçük bir protein.

 

Ubiquitination : Ubikutin ekleme. Ubikuitinleşme. Ubikuitinin bir proteine kovalent bağlarla bağlanması. Ubikutin ekleyerek proteinin yapısını değiştirme.

İngilizce Ubiquitous Türkçe anlamı, Ubiquitous eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ubiquitous ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Endemic : Özgü. Belirli bir yere özgü hayvan. Bir bölgeye özgü, yerli olan. yıllık rapor edilen vakalarının sayısı sabit veya artmayan bir hastalık durumu. Yerel bitki örtüsü. Belirli topluluğa özgü hastalık. Yöresel. Yöreye özgü hayvan. Yöreye özgü bitki örtüsü. Sık görülen.

Familiar : Senlibenli. İçten. Sulu. Samimi arkadaş. Aşina. Doğal davranışlı. Laubali. İyi arkadaş. Samimi. Alışık.

Omnipresent : Her zaman her yerde var olan. Her yerde ve her zaman hazır. Nazır olan. Aynı anda her yerde olabilen.

Diffuse : Karıştırmak. Gereksiz ayrıntılı. Yayılmak. Nüfuz etmek. Dağılmak. Yaymak. Yayılmış. Dökmek. Diffuz.

All comprehensive : Geniş kapsama alanı olan. Sınırsız. Her tarafını kuşatan. Her şeyi kapsayan.

Present : Adamla getirtme. Armağan. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek. Hukuk, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Tanıştırmak. Şu anki. Tanıtmak. Hediye. Şimdiki zaman. Sunmak.

 

Diffusive : Ayrıntılı. Yayıngan. Gereksiz uzatarak. Uzun uzadıya. Alışılmış.

Expansive : Açılan. Arkadaşça. Engin. Ateşli. Açık. Açık yürekli. Taşkın. Genişleyen. Büyük. Coşkun.

Immanent : İçkin. Doğasında olan. Her yerde bulunan. Mündemiç. Özünde var olan. Her yerde mevcut.

Disseminated : Bütün organa veya vücuda yayılmış, diffuz, dissemine. Disemine. Dağılmış. Geniş bir alan yayılmış. Dağıtılmış. Yayılmış. Dağınık.

Ubiquitous synonyms : broadest, epidemic, catholic, extensive, common, commonest, epidemical, broader, current.

Ubiquitous zıt anlamlı kelimeler, Ubiquitous kelime anlamı

Absent : Bulunmayan (kişi) (orada artık). İlgisiz. Yok (mevcut olmama). Bulunmamak. Yoklamada bulunmayan. Bulunmayan. Dalgın. Eksik. Devamsız. Yok.

Ubiquitous ingilizce tanımı, definition of Ubiquitous

Ubiquitous kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Existing or being everywhere, or in all places, at the same time. Omnipresent.