Unearth türkçesi Unearth nedir

  • Gün yüzüne çıkarmak.
  • Kazıp çıkarmak.
  • Topraktan çıkarmak.
  • Deliğinden çıkarmak.
  • Gün ışığına çıkarmak.
  • Keşfetmek.
  • Meydana çıkarmak.
  • Toprağı kazıp çıkarmak.
  • Ortaya çıkarmak.

Unearth ile ilgili cümleler

English: She called me at an unearthly hour last night.
Turkish: Dün gece uygunsuz bir zamanda beni aradı.

English: Why did you call me at this unearthly hour?
Turkish: Niçin beni bu uygunsuz saatte aradın?

Unearth ingilizcede ne demek, Unearth nerede nasıl kullanılır?

Unearthed : Ortaya çıkarmak. Deliğinden çıkarmak. Ortaya çıkarılmış. Topraktan çıkarmak. Deliğinden çıkarılmış.

Unearthing : Topraktan çıkarmak. Ortaya çıkarma. Deliğinden çıkarmak. Ortaya çıkarmak.

Unearthly : Tüyler ürpertici. Yersiz. Esrarengiz. Olağanüstü. Manevi. Korkunç. Vakitsiz. Uygunsuz. Doğaüstü. Müthiş.

Unearthly hour : Uygunsuz zaman.

Unearths : Gün ışığına çıkarmak. Toprağı kazıp çıkarmak. Gün yüzüne çıkarmak. Topraktan çıkarmak. Meydana çıkarmak. Keşfetmek. Kazıp çıkarmak. Deliğinden çıkarmak. Ortaya çıkarmak.

Uneasy : Rahatsız edici. Endişelendirici. Huzursuz. Endişeli. Tedirgin. Tutuk. Her an bozulabilecek (koalisyon). Kuşku. Kaygılı. Rahatsız eden.

Uneasiness : Zorluk. Kaygı. Kuşku. Endişe. Malez. Rahatsızlık. Zorlanma. Huzursuzluk. Tedirginlik. Sıkıntı.

 

Unearned increment : Çalışılarak hakedilmemiş kazanç. Gayrimenkuldeki değer artışı. Bir gayrimenkulde masraf yapılmaksızın ortaya çıkan değer artışı. Çalışarak kazanılmamış kazanç (ör. gayrımenkul kiraları, birikimlerin faizi, vb.). Kazanılmamış kıymet artışı. Şerefiye. Çalışılarak kazanılmamış kar. Kendi emeği ile kazanılmamış kıymet artışı.

Uneasily : Zorla. Huzursuz bir şekilde. Rahatsız bir şekilde. Endişeli bir şekilde. Sıkıntılı bir şekilde.

Unease : Rahatsızlık. Huzursuzluk. Tedirginlik. Huzursuz hissetme durumu.

İngilizce Unearth Türkçe anlamı, Unearth eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Unearth ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dig : Kazı yapmak. Anlamak. İğneli laf. Lojman. İğneleme. Taş. Yurt. Dürtmek. Kazı. Deşmek.

Cipher out : Araştırıp bulmak. Çözmek. Deşifre etmek.

Ascertain : Saptamak. Öğrenmek. Tayin etmek. Tespit etmek. Araştırmak. Doğrusunu bulmak. Anlamak. Aslını öğrenmek. Soruşturmak.

Lifts : Yükseltmek. Havalanmak. Yürütmek. Kaldırmak. Asansörler. Kalkmak. Yukarı kaldırmak. Çalmak. Germek.

Disinters : Mezardan çıkarmak. Kazmak. Gömülü olduğu yerden çıkartmak. Eşelemek. Mezarından çıkartmak.

Bring into the open : Açığa çıkarmak.

Descrying : Çıkarmak. Seçmek. Ayırt etmek. Farketmek.

Deduces : Çıkarsamak. Sonuç çıkarmak. Anlamak. Çıkarım yapmak. Görüşüne varmak. İstidlal etmek. Gelişimini izlemek. Sonuca varmak. Sonucuna varmak.

Disinter : Eşelemek. Kazmak. Mezardan çıkarmak. Mezarından çıkartmak. Gömülü olduğu yerden çıkartmak. Eşmek. Açığa çıkarmak.

 

Conceives : Anlamak. Göz önünde bulundurmak. Tasavvur etmek. Tasarlamak. Yazmak. Aklı almak. Kavramak. Düşünmek. İfade etmek. Hamile kalmak.

Unearth synonyms : unearths, come at, detects, devise, unearthed, break new ground, bring out, unveil, reveal, discover, conceive, uncover, descry, locate, discloses, unearthing, deduced, descried, bring into daylight, ascertains, elicit, disentomb, bring to light, discovered, excavate, dug out, dig out, catch out, deterrer, disclose, deduce, call forth, disinterring.

Unearth ingilizce tanımı, definition of Unearth

Unearth kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To bring out from concealment. To bring to light. As, to unearth a secret. To drive or draw from the earth. Hence, to uncover. To disclose.