Unmediated türkçesi Unmediated nedir

  • Arabulucusuz.
  • Aracısız.
  • Dolayımsız.
  • Doğrudan.

Unmediated ingilizcede ne demek, Unmediated nerede nasıl kullanılır?

Unmedicated : İlaçsız (tedavi vb). İlaçla tedavi edilmemiş. Haplarla tedavi edilmemiş. İlaçla tedavi edilmeyen.

İngilizce Unmediated Türkçe anlamı, Unmediated eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Unmediated ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Zero in : Sıfırlamak. Toplamak. Konsantre etmek.

Directly : -er -mez. Direkt. Doğruca. Düpedüz. Yapar yapmaz. Anlaşılır biçimde. Derhal. Dosdoğru. Açıkça.

Without recourse : Geriye dönüş hakkı saklı. Geri dönüşsüz. Bir borç senedinde onaylayan kişinin halen garantör olduğunu belirten kayıt. Rücu hakkı saklı. Geriye dönüşü olanaksız. Gayri kabili rücu. Mesul olmamak şartıyla cirantanın senede yazdığı şerh. Rücu hakkı almadan. Zincirleme sorumluluk olmaksızın.

Fair and square : Aynı ölçüde. Dürüst bir şekilde. Haklı olarak. Doğrudan doğruya. Adilce. Adam gibi. Terbiyeli bir biçimde. Hakkaniyet ve dürüstlükle. Önyargısız bir şekilde.

Head on : Direkt. Burun buruna. Kafadan. Kafa kafaya.

Direct : Doğrultmak. Doğru. Yöneltmek. Tiyatroyu yönetmek. bir tiyatro yapıtının sahnelenmesi işini yönetmek. Çevirmek. Yönetmek. Yolu tarif etmek. Komuta etmek. Kesin.

 

Directs : Aydınlatmak. Direktif vermek. Adres yazmak (gönderiye). İdare etmek. Yönlendirmek. Direkt. Yolu tarif etmek. Yöneltmek. Yönetmenlik yapmak.

First hand : Doğrudan doğruya yapımcısı, üreticisi, toptancısı ya da yurda getiricisinden alınan mal. Birinci el. Birinci elden alınan. İlk el. Birinci elden alınan mal. Doğrudan doğruya toptancıdan alınan. İlk elden.

Immediate : Şimdiki. Araçsız. Derhal olan. Hazır. En yakın olan. Acele. Anlık. Hemen. Acil. Şu an ki.

Unmediated synonyms : directcc, forthrightly, point blank, linearly, squarely.

Unmediated zıt anlamlı kelimeler, Unmediated kelime anlamı

Mediate : Vasıta olmak. Ara bulmak. Tavassut etmek. Aracı olmak. Aracılık etmek. Dolaylı ilgisi olan. Ara. Orta. Arabuluculuk etmek. Araya girmek.