Unsecured bond türkçesi Unsecured bond nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Güvencesiz tahvil.
  • Büyük bir banka veya şirketin bağlı olduğu holding tarafından anaparanın ve faizin ödenmesine güvence verilmeyen tahvil.
  • Teminatsız tahvil.

Unsecured bond ingilizcede ne demek, Unsecured bond nerede nasıl kullanılır?

Unsecured : Güvensiz. Sağlam olmayan. Teminatsız. Emniyetsiz. Teminatlandırılmamış. Garantisiz. Güvencesiz.

Bond : Kefil olmak. Örmek (duvar). Birleşmek. Ancak belirli doğrultu ve uzaklıklarda güçlü olan, özel kimyasal kuvvetlerden kurulu öğeciklerarası bağlam. Resmi. Senet. Yapışmak. Birbirine yapışma. Muhabbet. İlişki.

Unsecured credit : Borçlunun imzasından başka inancası olmayan ve borçlunun yalnızca saycasına dayanılarak açılan borçlu sayışımı. Açık kredi. Açık sayca. Teminatsız kredi. Karşılıksız kredi.

Unsecured creditor : Teminatsız alacaklı.

Unsecured debt : Adi alacak. Teminatsız borç.

Unsecured loan : Garantisiz borç. Kişisel itibar kredileri. Teminatsız borç. Güvencesiz borç. Teminatsız ikrazat. Teminatsız kredi. Karşılıksız kredi.

İngilizce Unsecured bond Türkçe anlamı, Unsecured bond eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Unsecured bond ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

 

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

Unsecured bond synonyms : a change in individual demand, a shift in supply, debenture bond, a group shares, abnormal budget receipts, a shift in individual demand, ability to pay approach, unguaranteed income bond, unguaranteed bond.