Unseparated türkçesi Unseparated nedir

  • Bölümlere ayrılmamış.
  • Tam.
  • Bölümlenmemiş.
  • Bölünmemiş.
  • Bütün.

Unseparated ingilizcede ne demek, Unseparated nerede nasıl kullanılır?

Unseparable : Bölünmez. Bölünemez. Ayrılamaz. Ayrılmaya elverişli olmayan. Bir arada olma eğiliminde olan. Ayrılmaz.

İngilizce Unseparated Türkçe anlamı, Unseparated eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Unseparated ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accomplished : İşini iyi bilen. Becerikli. Tamamlanan. Kusursuz. Başarılı. Hünerli. Başarıyla sonlandırılmış. Yapılmış. Mükemmel.

Distributed : Yayık. Dağıtılmış. Dağılmış. Dağıtık. Dağıtılan. Dağınık. Dağıtımlı. Kısımlanmış. Ayrılmış. Yayılmış.

Blankest : Silmek. Boşluk. Yazısız kağıt. Boş kağıt. Çıkarmak. Görüntüsüz (televizyon terimi). Açık. Anlamsız. Yazısız. İfadesiz.

Undistributed : Dağıtılmayan. Dağıtılmamış. Paylaştırılmamış.

According to cocker : Doğru.

Absolute : Bilgisayar, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Saf, karışım göstermeyen, temiz, absolü. Absolü. Sonsuz. Kati. Kayıtsız şartsız. Saltık. Salt. Müstakil.

Unipartite : Tek parçalı.

Aggregate : Bir araya toplamak. Kümeleşmek. Ulaşmak (toplamı). Yığışım. Toplaşmak. Birleştirmek. Bilgisayar, kimya alanlarında kullanılır. Toplamak. Kümelemek.

 

Unseparated synonyms : all the, unsectioned, isolated, blithering, abject, entires, entirely, all out, continuum, unsegmented, all over the, blanker, spaced, set apart, entire, uncloven, accurate, clearest, complement, indiscrete, complete, unshared, all, separate, alls, completest, bang on, undivided, at the time, a hundred percent, detached, unsegregated, completes.

Unseparated zıt anlamlı kelimeler, Unseparated kelime anlamı

Joint : Birleşmiş. Kırılmış bir kayacın parçaları arasında, gözle görülebilecek derecede bir ayrılma ya da kayma devimi göstermeyen kırık. Raptetmek. Ortaklaşa. Müşterek. Bilgisayar, jeoloji alanlarında kullanılır. Ek yeri. İki borunun birbirine birleştirildiği yer. Ek veya oynak yeri yapmak. Birleştirmek.

Concentrated : Yoğuşuk. Dikkatini vermiş. Çok güçlü. Yoğun. Yoğunlaşmış. Konsantre. Konsantre olmuş. Birim çözelti niceliği içinde çözünmüş özdeşi çok olan. Derişik. Birim çözelti oylumunda çözünme oranı çok olan (özdek).