Upper part türkçesi Upper part nedir

Upper part ile ilgili cümleler

English: He had not swum more than a few yards before one of the skulking ground sharks had him fast by the upper part of the thigh.
Turkish: Saklanan zemin köpek balıklarından biri onu uyluğun üst kısmından hızla yakalamadan önce o birkaç yardadan daha fazla yüzmemişti.

English: The upper part of the mountain is covered with snow.
Turkish: Dağın üst kısmı karla kaplıdır.

Upper part ingilizcede ne demek, Upper part nerede nasıl kullanılır?

Upper : Üst parça. Yukarı. Üst. Parasız. Yukardaki. Üst diş. Ayakkabı yüzü. Üstteki. Ayakkabının üst kısmı. Uyarıcı.

Part : Tarakla ayırmak. Kısmen. Bölüm. Kısımlara ayırmak. Ayırmak. Parça. Ayrılmak. Taraf. Fasıl. Bir tiyatro yapıtında oyuncunun canlandırdığı ya da gösterdiği kişiliği ortaya çıkaran, sözleri ve hareketleri içeren bütün.

The upper part of his body : Vücudunun üst tarafı. Vücudunun belden yukarı kısmı.

Upper air : Üst atmosfer tabakası. Hava valfi. Yukarı atmosfer.

Upper arm : Üst kol.

Upper atmosphere : Yukarı atmosfer.

İngilizce Upper part Türkçe anlamı, Upper part eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Upper part ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Upstairs : Üst katta. Üst kattaki. Aklen. Üst kata. Üst kata ait. Yukarıdaki. Yukarıda. Üst kat. Kafadan.

Exponent : Üs. Yandaş. Üs (matematik terimi). Misal. İfade eden şey. Bilgisayar, bilişim, fizik alanlarında kullanılır. Bir kayan ayrımlı gösterimde, gerçek sayı elde edilmek üzere, değişmez ayrımlı parça ile çarpılmadan önce, belirtilmemiş kayan ayrım tabanının yükseltileceği gücü gösteren sayıt. örn. 0,0001234 sayısının kayan ayrımlı gösterimi şudur: 0,1234 -3. burada -3. üst'tür. Katsayı. Kuvvet (matematik terimi).

Clothing : Hazır giyim. Giydirme. Giysiler. Belirli ölçütlere göre ve seri halinde üretilen giyim eşyası. Giysi. Soğuktan ve kötü havalardan korunma, süslenme, büyüsel inançlar ve utanma duygusu gibi nedenlerle ilkellerin gövdelerinin kimi yerlerini örten hayvan derisi, kumaş, ot, hayvan tüyleri vb. Elbise. Giyecek. Üzeri.

Upwardly : Yukarı doğru. Yukarıya doğru. Daha üst bir yere veya pozisyona doğru.

Upward : Yukarıya dönük. Artan. Daha fazla. Yukarıya doğru. Yukarıya doğru giden. İtibaren. Yukarıya. Yükselen. Yukarı doğru.

Roof : Çatı ile örtmek. En yüksek çekit ya da düzey. Ev. Çatısını yapmak. Üstünü kapamak. Çatı yapmak. Yuva. Çatı olmak.

Above : Fazla. Bir şeyin üstünde. Artık. Yukarıdaki. Çok. Yukarıda.

Superiors : Üstün kimse. Amirler. Üstler. Üst rütbedeki komuta kademesi. Başrahip.

Deck : Deste. Güverte. Yere sermek. Süslemek. Üstü açık döşeme. Donatmak. Bezemek. (iskambil) deste.

Upper part synonyms : highup, move up, hyper, upwards, powers, headpiece, paramount, top side, top, aloft, superstructure, upped, chief, parent, super, superordinate, seniors, senior, decks, headpieces, upping, superior, upper, haute, capita.