Upper türkçesi Upper nedir

  • Yukarı.
  • Üstteki.
  • Üst diş.
  • Ayakkabı yüzü.
  • Üst parça.
  • Saya.
  • Parasız.
  • Üst.
  • Ayakkabının üst kısmı.
  • Yukardaki.
  • Hukuk alanında kullanılır.
  • Uyarıcı.
  • Üst orun.

Upper ile ilgili cümleler

English: Mr Brown belongs to the upper class.
Turkish: Bay Brown üst sınıfa aittir.

English: My upper right wisdom tooth hurts.
Turkish: Üst sağ yirmilik dişim ağrıyor.

English: He belongs to the upper class.
Turkish: O, üst sınıfa aittir.

English: He had not swum more than a few yards before one of the skulking ground sharks had him fast by the upper part of the thigh.
Turkish: Saklanan zemin köpek balıklarından biri onu uyluğun üst kısmından hızla yakalamadan önce o birkaç yardadan daha fazla yüzmemişti.

English: A mustache grows on the upper lip.
Turkish: Bıyık üst dudakta çıkar.

Upper ingilizcede ne demek, Upper nerede nasıl kullanılır?

Upper air : Üst atmosfer tabakası. Yukarı atmosfer. Hava valfi.

Upper arm : Üst kol.

Upper atmosphere : Yukarı atmosfer.

Upper bainite : Üst beynit. Yukarı beynit.

Upper bass : İnce-bas. Frekansı genellikle 80hz ve 200hz arası olarak kabul edilen, yüksek-bas frekanslı ses.

Upper case punctuation : Noktalamaları harflerin üzerine yerleştirme metodu. Büyük harf noktalama.

Upper chamber : Parlamento üst meclisi. Senato. Üst meclis. Parlamentonun iki meclisinden biri.

 

Upper block : Üstkanat. Kırık düzleminin üstündeki kanat.

Upper branches : Ağaç dalları.

Upper case letters : Büyük harf.

İngilizce Upper Türkçe anlamı, Upper eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Upper ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clothing : Belirli ölçütlere göre ve seri halinde üretilen giyim eşyası. Giysi. Giydirme. Elbise. Soğuktan ve kötü havalardan korunma, süslenme, büyüsel inançlar ve utanma duygusu gibi nedenlerle ilkellerin gövdelerinin kimi yerlerini örten hayvan derisi, kumaş, ot, hayvan tüyleri vb. Giyecek. Giyim eşyası. Kıyafet. Giysiler.

Abstention : Sakınma. İmtina. Oy vermeme. Çekimserlik. Çekinme. Vazgeçmek. Çekimser kalma. Kaçınma. Çekimser oy. Uzak durma.

Chief : Baş. Belli başlı. Başkan. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. Amir. Patron. Ana. Başlıca. İdare amiri.

Annulment : Bozma. İlga. Bozma (yasa veya yargı veya sözleşme vb'ni). Yokarma. Iskat. İptal. Yürürlükten kaldırma. Evliliğin iptali. Fesih.

For nothing : Haybeden. Boş yere. Boşa. Havadan. Boşuna. Nafile yere. Ücretsiz. Beleşten. Bedava.

Free of : -den muaf. Bedava.

Dead broke : Cebi delik. Beş parasız. Çulsuz. İflas etmiş. Meteliksiz.

Energisers : (argo terim) halüsinasyonlara sebep olan pcp hapı (ayrıca energizer). Enerji sağlayıcı. Canlandıran ve uyaran şey yada kimse. Kudret verici. Neşelendiren veya uyaran kimse veya şey. Güç verici. Elektrik enerjisi sağlayan aparatlar. Enerji besleyici. Tetikleyici.

 

Admonitory : Nasihat olarak. Sitemkar. Sitem eden. Uyarı niteliğinde. Uyarı. Öğüt niteliğinde.

Exciter : İkaz. Harekete geçirici. Uyarıcı dinamo. İkaz cihazı. İkaz jeneratörü. İkaz dinamosu. Bir dizgenin, bir işlergenin çalışmasını sağlamak ya da bir olayı başlatmak için kullanılan ön enkeleme gereci.

Upper synonyms : cautioner, administrative districts, upwards, acts contra bonos mores, caffein, franco, alerter, accused, cautionary, energiser, super, upward, complimentary, senior, administration of justice, superiors, excitatory, cashless, antidepressant, broke, empty pocketed, move up, fortuneless, upper part, freer, abstainer, haute, high, american law of corporation, upping, freest, allegation, top.

Upper zıt anlamlı kelimeler, Upper kelime anlamı

Low : Böğürmek (inek veya öküz). Böğürmek. Böğürme. (inek) böğürmek. Düşük. Alçak. Az. Yıkmak. (ses) yavaş.

Inferior : Alt veya aşağı anlamında. Kalitesiz. Bayağı. Alt. Alt, alt taraf. Ast rütbede. İnferiyor. Ast olan kimse. Ast.

Upper ingilizce tanımı, definition of Upper

Upper kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The upper leather for a shoe. The upper side of a thing. As, the upper lip. A vamp. The upper house of a legislature. Higher in place, position, rank, dignity, or the like. Being further up, literally or figuratively. Superior.