Upscale türkçesi Upscale nedir

  • Üst sınıfa ait.
  • Zengin sınıfın.
  • Üst sınıfla ilgili.
  • Lüks.
  • Varlıklı sınıfla ilgili.
  • Pahalı.
  • Zarif.
  • Üst kalite.

Upscale ile ilgili cümleler

English: They went out for dinner at an upscale restaurant.
Turkish: Onlar lüks bir restoranda akşam yemeği için dışarı çıktılar.

Upscale ingilizcede ne demek, Upscale nerede nasıl kullanılır?

Ups and downs : Kah düşme kah kalkma. İniş yokuş. Mutlu anlar ve mutsuz anlar. Çıkışlar ve inişler. İnişler ve çıkışlar. Değişiklik. Yüksekler ve alçaklar. Hayattaki iniş ve çıkışlar. Yokuş. Hayatın cilvesi.

The ups and downs : İyi ve kötü zamanlar. Hayattaki iniş çıkışlar. Kah düşme kah kalkma. Yokuş. Değişiklik. Hayatın cilveleri. Hayattaki iniş ve çıkışlar. İyi ve kötü günler. Hayatın cilvesi. İniş yokuş.

Different camera set ups : Açılama. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Güç bir bölümün çevrilmesinde işi sağlama bağlamak amacıyla, bu bölümün akla gelebilecek bütün değişik açılardan saptanması.

Lace ups : Bağcıklı ayakkabı. Bağlamak (ayakkabı). Bağlamak.

Ups : Kesintisiz güç kaynağı. Dünya genelinde mektup ve paketleri teslim eden amerikan şirketi. Birleşik koli servisi.

Upsets : Bulandırmak. Başaşağı çevirmek. Devirmek. Bozmak. Bozulmak. Alabora etmek. Altüst olmak. Üzgün. Yenmek (favori rakibi). Altüst etmek.

 

Upset the applecart : Pişmiş aşa soğuk su katmak. Pişmiş aşa su katmak. Bir çuval inciri berbat etti. Bir şeyi mahvetmek veya içine etmek. Bir çuval inciri berbat etmek.

Upsetting : Şişirilme. Çökertme. Şişirme. Yandan dövme. Üzücü. Çökme. Bozulma. Aksama. Üzüntü verici. Yığma.

Upset : Başaşağı çevirmek. Altüst olmuş. Şişirmek. Alabora etmek. Keyfini kaçırmak. Bozuk. Üzgün. Sinirli. Yenmek (favori rakibi). Bulanmış.

Upsetters : Şişirme tezgahı.

İngilizce Upscale Türkçe anlamı, Upscale eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Upscale ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Deluxe : En yüksek standardın ifadesi. İhtişamlı. Şatafatlı. Gösterişli.

Beautiful : Çok iyi. Biçimli. Nefis. Gökçe. Güzel. Tatlı. Gül gibi. Harika. Dilber.

Pricey : Kazık marka. Tuzlu.

Ix : Dokuz. Roma rakalmları ile 9 sayısı. Ix. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sı aydınlatma birimi: metrekareye 1 lümen.

Expensive : Pahalıya mal olan. Masraflı.

Luxuries : Zevk. Lüks mallar. Şatafat.

Dear : Tatlı kimse. Sevilen şey. Canım. Kazık. Sevilen kimse. Değerli. Tatlım. Sevimli kimse. Sevgili.

Cleverest : Zeki. Yetenekli. Akıllı. Esprili. Cin gibi. Becerikli.

Calli : Güzel. Hoş. Kali.

Cleverer : Zeki. Akıllı. Cin gibi. Yetenekli. Esprili. Daha zeki veya akıllı. Becerikli.

Upscale synonyms : grandeur, costliness, bonniest, canny, overpriced, classiest, expensively, clever, cannier, grandeurs, luxes, amusing, bonnier, classy, exclusive, costliest, cost an arm and a leg, luces, costlier, costly, comelier, high priced, priciest, canniest, precious, classier, dears, bonny, dearer, de luxe, pricier, lux, upmarket.

Upscale zıt anlamlı kelimeler, Upscale kelime anlamı

Downmarket : Düşük nitelikli. Kurların düştüğü piyasa. Alım gücü düşük müşterilere hitap eden ürünler. Düşük gelirli tüketiciler piyasası.