Vallate türkçesi Vallate nedir

  • Bir şeritle sınırlanmış.
  • Vallat.
  • Kıyılı.
  • Sınırı olan.
  • Kenarlı.

Vallate ingilizcede ne demek, Vallate nerede nasıl kullanılır?

Circumvallate : Duvar veya siperle çevirmek. Etrafını çitle veya duvarlarla çevirmek.

Circumvallate papilla : Duvarlı papilla. Dilin gerisindeki sulcus terminalis'te paralel uzanan 7-12 kadar büyük ve yuvarlak papilla.

Vallation : Sur.

Papillae vallatae : Dilin kök kısmı yakınlarında hendek biçiminde olan, tat tomurcukları papillanın oluk kısmında epitel içerisinde yer alan, tat almada görevli papilla, hendeksi papillalar. kimi türlerde dilin kök kısmında iki sıralı bir biçimdedir. Hendeksi papillalar. Papilla vallata.

Circumvallation : Etrafını çitle veya duvarlarla çevirme.

Valley floor : Vadi tabanı. Coğrafya, jeoloji alanlarında kullanılır. Koyak tabanı. Yamaçları yeterince yatıklaşmış koyaklarda, iki yamaç arasında kalan, geniş ya da dar, lığla örtülü düzlük. Koyak yamaçları arasındaki lığ ovası.

Valley lake : Bir koyağın açık yeri olan ağız yanının, lav akıntıları gibi iç olayların ya da göçme, tortulaşma gibi dış olayların neden olduğu bir engelle tıkanması sonunda oluşan göl. Koyak gölü. Büğet gölü. Vadi gölü.

Vallecula : Oluk. Çöküntü (örneğin beynin küreleri arasındaki). Çukurcuk. Evlek. Girinti.

 

Valley breeze : Vadi meltemi.

Contravallation : Kuşatılmış bir yeri çevrelemek için inşa edilen siper. Kuşatılmış bir yer etrafına kazılan hendekler hattı.

İngilizce Vallate Türkçe anlamı, Vallate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Vallate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Appraise : Paha biçmek. Takdir biçmek. Değer takdir etmek. Değer biçmek. Değerlendirmek. Değer tespit etmek. Fiyat saptamak. Kıymet takdir etmek.

Edged : Uçlu. Sivri bilenmiş. Keskin. Ağızlı. Sivri.

Grade : Basamak. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Not vermek. Not vermek (sınav kağıdını veya ödevi okuyup). Meyil. Yokuş. Cins. Derece. Düzeltmek. Kademe.

Measure : Nispet. Tedbir. Dikkatle bakmak. Miktar. Süzmek. Karşılaştırmak. Derece. Endazeye vurmak. Ölçüsünde olmak.

Pass judgment : Hüküm vermek.

Sided : Kenarları olan. Cepheli. Yanlı. Çevrili. Taraflı.

Assess : Değerlendirmeye almak. Vergi koymak. Görüş. Belirlemek. Değerlendirme yapmak. Değer biçmek. Talep etmek (bir miktar para). Yargı. Hesaplamak. Tahakkuk ettirmek.

Score : Basketbol oyununda topun sepete girmesiyle ulaşılan sonuç. bu giriş, oyun sırasında olursa 2, serbest atıştan yapılmışsa 1 olarak kabul edilir. oyun süresi içinde en çok sayı yapan takım yenmiş sayılır. Şanslı olmak. Çentiklemek. Puan. Çizgi çekmek. Partisyon yazmak. Durum. Skor. Oyuncular arasındaki sayı durumu. Skor kaydetmek.

Community : Eşler arasındaki mal ortaklığı. Birbirleriyle çok sıkı işbirliği kurarak ortak bir yaşam savaşı sürdüren, belli bir yerde ve bir arada oturan ailelerden oluşan birlik, bk. yerel bölük, köy topluluğu, krş. soy, sınıf, boy, oymak, akrabalık. Ortak yön. Ümmet. Belli çevresel koşullara sahip bir ortamda yaşayan bitkisel ve hayvansal popülasyonların bir araya gelmesiyle oluşan topluluk. İyi bir şekilde birbirinden ayrılmış bitki veya hayvan toplulukları. topluluk. Yeryüzünün belli bir bölgesinde yaşayan ve düşünce, duygu, ilgi ve uğraşı bakımından ortak özellikler taşıyan, kimi durumlarda aralarında akrabalık bağları da bulunan insan topluluğu. Cemaat. Ortak iyelik. Biyoloji, eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır.

 

Reevaluate : Yeniden göz önüne almak. Tekrar değerlendirmek. Yeniden değerlendirmek.

Vallate synonyms : moshav, judge, valuate, standardize, adjacent to, mark, value, censor, fringed, standardise, brimmed, settlement, praise, reassess, small town, rate.

Vallate zıt anlamlı kelimeler, Vallate kelime anlamı

Criticize : Yermek. Kritik etmek. Kusur bulmak. Ayıplamak. Eleştiri yöneltmek. Kritiğini yapmak. Tenkit etmek. Değerini belirtmek için (birşeyi) incelemek. Eleştirmek. Eleştiri getirmek.

Conform to : İtaat etmek. Kurallara bağlı kalmak. Kurala uymak. Yönetmeliğe veya kanunlara uymak. Hakim olan normlar veya standartlara göre hareket etmek. Uygun olmak. Şeklen benzer olmak. Riayet etmek. Bir isteği veya durumu karşılamak. Uymak.