Vardiyan nedir, Vardiyan ne demek

Vardiyan; Tarih alanında kullanılan bir sözcüktür.

Tarih terimi olarak anlamı:

Tersanelerde tutuklular için yapılan yer, zindan.

Vardiyan anlamı, tanımı

Vardi : Fayton

Vardiya : Posta. Gemide nöbet yeri. Gemilerde beklenen nöbet.

Vardiyanbaşı : Gemi süvarisi olan, azap askerinin komutanı.

Tutuklu : Kanun yoluyla hürriyetlerinden alıkonularak bir yere kapatılan (kimse), tutuk, mevkuf.

Tersane : Gemi yapılmış olan yer, gemilik, tezgâh.

Zindan : Tutuklu veya hükümlülerin içine konulduğu kapalı yer. Çok karanlık ve sıkıntılı yer.

Tutuk : Akıcı, rahat konuşamayan. Durgun, çekingen, sıkılgan. Kapalı, tıkalı. Kısılmış, kesik. Tutuklu. Sıkıntılı. Bir organ hareket edemez olmuş. Olması gereken gibi olmayan. Eski işlevini göremez duruma gelmiş.

Ters : Gerekli olan duruma karşıt, zıt. Kesici bir aletin kesmeyen yanı. Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz, sert. Uygun olmayan, elverişsiz, münasebetsiz. Bir şeyin içe gelen yanı, arkası. Hayvan pisliği. Bir şeyin aksi, karşıtı.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

 

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

Tutu : Borcun ödeneceğine ilişkin borçlunun alacaklıya bir taşınmazı güvence olarak göstermesi, ipotek.

Yer : Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Yerküre. Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Ülke. Durum, konum. İz. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.

Diğer dillerde Varangiller anlamı nedir?

İngilizce'de Varangiller ne demek ? : monitors