Zindan nedir, Zindan ne demek

Zindan; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

  • Tutuklu veya hükümlülerin içine konulduğu kapalı yer
  • Çok karanlık ve sıkıntılı yer.

"Zindan" ile ilgili cümleler

  • "Bir od düştü yanar tatlı özüme / Dünya zindan görünüyor gözüme" - Karacaoğlan

Yerel Türkçe anlamı:

Zindan // zindana atmak: haps etmek

Tahıl ambarı

Emekleyen çocuğu yürümeye alıştırmak için kullanılan tahta araba.

Uçurum.

Ay ve yıldızların görünmediği kapalı, bulutlu gece.

Kaya.

Zindan tanımı, anlamı:

Zindan etmek : Bir yeri yaşanmaz, huzursuz, rahatsız, zevk alınmaz bir duruma getirmek.

Zindan gibi : Karanlık veya iç sıkıcı (yer).

Zindan kesilmek : Çok karanlık duruma gelmek. çok sıkıcı ve içinde yaşanmaz duruma gelmek.

Zindan olmak : Yaşanmaz, huzursuz, rahatsız, zevk alınmaz duruma gelmek.

Zindandelen : Palamut balığının iki kilodan ağır olanı.

Zindancı : Zindan bekçisi.

Dünya gözüne zindan olmak : Büyük bir karamsarlık ve umutsuzluk içinde olmak.

Dünyayı zindan etmek : Bir kimseyi çok sıkıntılı bir duruma sokmak.

Tutuklu : Kanun yoluyla hürriyetlerinden alıkonularak bir yere kapatılan (kimse), tutuk, mevkuf.

Hükümlü : Ceza hükmü verilmiş, hüküm giymiş, mahkûm.

Kapalı : Başı örtülü (kadın). Geçilmez durumda olan. Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan. Bulutlu, karanlık (hava). İçe dönük yaradılışta olan. Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem. Açık olmayan (giyecek). Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı. Gizli, saklı. Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri).

 

Karanlık : Üzüntü, sıkıntı, perişanlık. Gereğince anlaşılıp bilinemeyen, ne olacağı, sonu belli olmayan (durum). Yasalara, töreye uygun olmayan. Işık olmama durumu. Işıksız. Karışık.

Sıkıntılı : Sıkıntısı olan. Sıkıntı veren, çileli, kasvetli, meşakkatli, mukassi.

Çok : Aşırı bir biçimde. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Yer : Önem. Gezinilen, ayakla basılan taban. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Durum, konum, vaziyet. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Ülke. Durum, konum. İz. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Yerküre. Görev, makam. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân.

Zindana bırakmak : Zindana atmak, hapsetmek.

Zindana urmak : Zindana atmak, hapsetmek.

Zindancılık : Zindancının yaptığı iş.

Zindanlamak : Zindanda hapsetmek.

Zindanvan : Zindancı, zindan bekçisi.

Diğer dillerde Zindan anlamı nedir?

İngilizce'de Zindan ne demek? : n. bagnio, dungeon, limbo, oubliette

Fransızca'da Zindan : cachot [le], prison [la], geôle [la]

Almanca'da Zindan : n. Kerker, Verlies

Rusça'da Zindan : n. подземелье (N), темница (F)