Vestige türkçesi Vestige nedir

Vestige ingilizcede ne demek, Vestige nerede nasıl kullanılır?

Vestiges : Dumura uğramış organ. Eser. Vestij. İz. İşaret. Zerre. Dumura uğrayan organın kalıntısı. Küçülerek işlevini yitiren organ. Kalıntı.

Vestigial organ : Ata türde bulunandan daha küçük ve basit yapıda olan yapı, organ vb. Körelmiş organ. Küçülerek işlevini yitirmiş organ.

Vestigial sideband : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İzli yan kuşak. Artık yan bant. Vericinin kapsadığı kuşak genişliğinden tutum sağlamak amacıyla, büyük bölümü kullanılmayan yan kuşağa verilen ad. Vestigial yan bant. Güçsüzleştirilmiş yan kuşak.

Vestigially : Artan bir şekilde. Arta kalan bir şekilde. Artık bir şekilde. Geri kalan bir şekilde.

Being investigated : Kontrol edilmiş olma. İncelenme. Kontrol edilme. Araştırılma. İncelenmiş olma. Araştırılmış olma.

Field investigation : Arazinin incelenmesi.

Calls for further investigation : İlave araştırma istemek. Ek inceleme yapılmasını sağlamak.

Exhaustive investigation : Ayrıntılı denetim. Ayrıntılı soruşturma. En ince ayrıntısına kadar inceleme ve denetleme.

 

Criminal investigation : Suç soruşturması. Cezai soruşturma. Suç araştırmaları. Ceza kovuşturması.

Federal bureau of investigation : Fbi. Federal araştırma bürosu. Abd federal araştırma bürosu.

İngilizce Vestige Türkçe anlamı, Vestige eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Vestige ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beacon : Alandaki işaret ışıkları. Yol gösteren sinyal. İşaretlemek. Deniz feneri. Yol gösterici. Parıldak. Fener. Uyarı ışığı. İşaret ateşi. Yol göstermek.

Artefact : Yapaylık. Yapay olgu. İnsan eliyle yapılmış şey. Özellikle ilk insanların meydana getirdiği sanat eseri. İlk insanların yaptığı sanat eseri. İnsan eliyle yapılan şey. Yapı. Yapay doku. İnsan yapımı.

Bookmark : Bir internet sitesini sık kullanılanlara eklemek. Kitapta kalınan sayfayı belirtmek için sayfa arasına konan herhangi bir şey. Yer imi. Kitap imi. Kalınan yer imi. Sayfa işareti. Sayfa işaretleme kağıdı. Kitabın üzerine konulan özel ad ya da im.

Glimmered : Hafifçe pırıldamak. Azıcık miktar. Parıldamak. Işık vermek (hafif). Hafif pırıltı. Parıltı. Işık vermek. Seziş. İma.

Footprint : Ayakizi. Kullanma alanı. Kaplama alanı. Kapladığı alan. Taban alanı. İzdüşüm. Ayak izi.

Augury : Alamet. Falcılık. Fal. Kahinlik. Kehanet.

Auguries : Kahinlik. Falcılık. Alamet. Kehanet.

Tincture : Alkolle karıştırılmış madde. Hafifçe boyamak. Hafif renk. Renk. Ruh. Hafifçe renklendirmek. Tentür. Hafif etkilemek.

Dint : Çentik. Çizgi. Kuvvet. Ufak çukur. Ufak oyuk. Ufak çukur açmak. Çizik.

Crumb : Galetaya bulamak. Ufalamak. Parça. Kırıntı. Ekmek kırıntısı. Değersiz kimse. Bilgi kırıntısı. Ekmek içi.

 

Vestige synonyms : badge, character, finding, atoms, clews, ace, atomies, opus, carcass, carcase, clueing, birthmark, hangovers, glimmers, relic, atomy, vestiges, corpuscles, babies, characters, dinted, carcases, clue, creations, effort, efforts, trace, birthmarks, indication, hangover, monument, bodement, auspicate.

Vestige ingilizce tanımı, definition of Vestige

Vestige kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A trace. A sign. Vestiges of former population. A small, degenerate, or imperfectly developed part or organ which has been more fully developed in some past generation. Hence, a faint mark or visible sign left by something which is lost, or has perished, or is no longer present. As, the vestiges of ancient magnificence in Palmyra. Remains. The mark of the foot left on the earth. A track or footstep.