Vests türkçesi Vests nedir

Vests ile ilgili cümleler

English: The government invests little in education.
Turkish: Hükümet eğitime az yatırım yapıyor.

Vests ingilizcede ne demek, Vests nerede nasıl kullanılır?

Divests : Soymak. Kurtulmak. Yoksun bırakmak. Mahrum etmek. Verilen hakkı geri almak. Elden çıkarmak. Görevden almak. Çıkarmak.

Harvests : Hasat. Tarladan kaldırmak. Toplamak. Vericiden (donörden) nakledilecek iliği veya organı toplamak veya almak. Biçmek. Hasat zamanı. Ekin biçmek. Hasat etmek. Hasat kaldırmak. Saklamak.

Invests : Kuşatmak. Sarmak. Birini makamına oturtmak. Birine yetki vermek. Para yatırmak. Yatırım yapmak. Donatmak. Giydirmek. Bağlamak. Yatırmak.

Overinvests : Çok fazla yatırım yapmak. Aşırı yatırım yapmak. Aşırı derecede yatırımda bulunmak (maddi veya duygusal yönden).

Reinvests : Yeniden yatırım yapmak. Tekrar yatırım yapmak. Yeniden yatırmak (parayı veya geliri).

Vestal virgin : Ocak tanrıçasının emrindeki bakire.

Vest pocket : Cep. Minyatür. Ceket cebi.

Vest : Haczetmek. Giydirmek. Atlet fanilası. Çıkar. Vermek. Fanila. El koymak. İç gömleği. Yetki vermek. Cüppe giydirmek.

Vestal : Vesta rahibesi. Vesta ile ilgili. Rahibe. İffetli. Namuslu. New york eyaletinde yerleşim yeri.

 

Vested interest : Çıkar. Müktesep hak. Ayrıcalıklı bir toplumsal kümeyi, kurulu düzeni sürdürmeğe yönelten ekonomik çıkar. Kurulu çıkar. Yerleşmiş çıkar. Menfaat. Sahip olma hakkı. Kanuni hak. Kazanılmış hak.

İngilizce Vests Türkçe anlamı, Vests eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Vests ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Jerkins : Deri yelek. Dar ve kısa yelek.

Accoutered : Levazım sağlamak. Askeri teçhizat sağlamak. Üstüne almak. Donanımlı. Donatmak. Malzeme sağlamak.

Accredit : Atamak. Elçi göndermek. İtibar etmek. Güvenmek. Atfetmek. Akreditif açmak. Kredi açmak. İnanmak. Akredite etmek.

Singlets : Birli. Atlet. Singlet. Kolsuz bluz. Teklem. Tekli.

Authorising : Ruhsat vermek. Onaylamak. İzin vermek.

Authorises : Onaylamak. Memur etmek. Salahiyet vermek. Yetkilendirmek. İzin vermek. Yetkili kılmak. Ruhsat vermek.

Appropriate : Sahipsiz birşeyi almak. Münasip. Özelleştirmek. Tasarruf etmek. İç etmek. Kendine mal etmek. Çalmak. Mülk edinmek. Ayırmak.

Justifies : Ayarlamak. Aklamak. Haklı göstermek. Savunmak. Düzeltmek. Haklı çıkarmak. Satır uzunluğunu ayarlamak. Doğrulamak.

Attires : Giysi. Kıyafet. Donatmak. Kılık. Kisve. Giyim. Giyinip kuşanmak. Süs. Giyinmek.

Distrain on : Rehin tutmak.

Vests synonyms : array, capital, commandeers, commandeering, waistcoats, garment, distrain up, cloaks, clothe, appropriated, install, chemises, accoutres, flanneling, behoof, gowned, convenience, enthrone, ordinate, accoutering, arrest, three piece suit, bulletproof vest, undervest, confiscate, expediences, accouter, frock, abuse, coronate, justifying, undershirt, captures.

 

Vests zıt anlamlı kelimeler, Vests kelime anlamı

Divest : Verilen hakkı geri almak. Görevden almak. Elden çıkarmak. Mahrum etmek. Kurtulmak. Çıkarmak. Soymak. Yoksun bırakmak.

Take : Pay. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yakalamak. Etkili olmak. Çekim. Tepki. Kabul etme (vücut). Çevirmek. Ele almak. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar.