Yelek nedir, Yelek ne demek

"Yelek" ile ilgili cümleler

  • "Ok yeleği."
  • "Sağ elini yelek cebine attı." - Ö. Seyfettin

Yerel Türkçe anlamı:

Bir yaşında deve.

Dalı budağı kesilmiş kuru ağaç.

Yelden korunmak için, tepeliğin (tavana döşenen keçe) bağına ayrıca bağlanan bağ.

Gömlek.

Ceket.

Mısır yaprağı, sayfa, tavuklarda kuyruk, kanat tüyü

Gömlek.

İki yaşında keçi.

Sabanda, kıyısı aşınan ehenge vurulan peş.

Bir yaşında dana.

Bir yaşında tay.

Dağın doruğa yakın bölümü.

Horoz kuyruğu.

Telek, kuşların kanat uçlarındaki tüylerden her biri.

Bir yaşında iğdiş edilmiş teke.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Kadın giysisi. (Çamyolu *Alanya -Antalya)

Diğer sözlük anlamları:

Kuş kanadındaki kalemli tüy.

Bir ok atımı uzaklık.

Okun tüyleri.

Fransızca'da Yelek ne demek?:

gilet

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Kırşehir şehrinde, Kaman ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Yelek hakkında bilgiler

Yelek önü ait olduğu takım elbisenin kumaşından dikilmiş, ceket altına giyilen düğmeli, yakasız ve kolsuz giysi.

Geleneksel olarak, Osmanlı İmparatorluğu zamanında ve günümüzde yöresel olarak özellikle kadınların giydiği, ipekli kumaş, kadife veya deriden yapılmış, işlemeli ve genellikle iki yanında cepleri bulunan bir giysidir.

 

Mintan vs.'nin üzerine giyilen yeleklere de dış yelek denir. İç yelek ise iç çamaşır üzerine giyilen ve giysinin içinde kalan yelek türüdür.

Çelik yelek, genellikle güvenlik kuvvetlerinin kullandığı plastik ya da metalden yapılmış olan koruyucu yelektir....

Yelek ile ilgili Cümleler

  • Kimler çelik yelek giyiyor?
  • Ali kurşungeçirmez bir yelek giymişti bu yüzden kurşun onu öldürmedi.
  • Ali ceketini çıkardı, kurşun geçirmez yelek giydi ve sonra ceketini geri giydi.
  • Ali sadece güvenli olması için bir kurşun geçirmez yelek giydi.
  • Ali bir yelek giydi.
  • Ali balık tutma yelek ve şapkasını giydi ve kapıya yöneldi.
  • Yaşam yelekleriyle gölde süzülen bazı/kimi yüzücüler gördüm.

Yelek tanımı, anlamı:

Ceket : Erkeklerin ve kadınların giydiği, genellikle önden düğmeli, kalçayı örten, kollu üst giysisi.

Altın : Bu elementten yapılmış. Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Altından yapılmış sikke. Üstün nitelikli, değerli.

Kolsuz : Kolu olmayan. Kol geçirilmemiş olan (giysi).

Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.

Çelik yelek : Özel alaşım ve maddelerle kurşun geçirmeyecek bir biçimde yapılmış üst giysisi.

Bağır yeleği : Zırh altına giyilen, köseleden yapılmış yelek.

Can yeleği : Cankurtaran yeleği.

Cankurtaran yeleği : Yelek biçiminde yapılmış cankurtaran aracı, can yeleği.

 

İkaz yeleği : Güvenlik görevlilerin giydiği fosforlu şeritleri bulunan, özel yelek. Doğal afet zamanlarında enkaz kaldırılırken görevlilerin her an görülebilmeleri için giydikleri, fosforlu şeritleri bulunan yelek.

Yele : At, aslan vb. hayvanların ensesinde veya boynunda bulunan uzun kıllar. Balıklarda sırt yüzgeci.

Yeleken : Havadar.

Yelekleme : Yeleklemek işi.

Yeleklemek : Okun kuyruğuna tüy takmak.

Yeleklenme : Yeleklenmek işi.

Yeleklenmek : Kanatlanmak, kanat açmak.

Kiriş : Yapılarda dört köşe kalın keresteden, demirden veya betonarmeden yapılmış yatay destek parçası. Ok atılan yayın iki ucu arasındaki esnek bağ. Bir eğrinin iki noktasını birleştiren doğru parçası. Kasların uçlarında bulunan, kasları kemiklere ve başka organlara bağlayan beyazımsı kordon, tendon. Bazı telli müzik araçlarında kullanılan, hayvan bağırsaklarından yapılmış olan tel.

Bölüm : Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Çağ, devir. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım.

Büyük : Önemli. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Büyük abdest. Üstün niteliği olan. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Niceliği çok olan.

Telek : Kuşların gövde, kanat ve kuyruğunda bulunan, uçma, örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan, çeşitli renklerde kalın eksenli tüy.

Takım : Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Takım elbise. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik. Sigara ağızlığı.

Elbise : Giysi.

Kumaş : Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme. Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma.

Kuş : Yumurtlayan omurgalılardan, akciğerli, sıcakkanlı, vücudu tüylerle örtülü, gagalı, iki ayaklı, iki kanatlı uçucu hayvanların ortak adı. Acemi er.

Yelek çalığı : Öküzlerde görülen ve hayvanın başını aşağı indirmesine engel olan bir hastalık.

Yelek tay : Bir yaşından üç yaşına kadar olan tay.

Yelekenlik : Esintili, yelli hava.

Yelekim : Yele karşı, havalı yer.

Yelekin : Esintili, yelli hava.

Yeleksırtı : Yele karşı, havalı yer.

Diğer dillerde Yelek anlamı nedir?

İngilizce'de Yelek ne demek? : n. vest, waist, waistcoat

Fransızca'da Yelek : gilet [le]

Almanca'da Yelek : n. Weste

Rusça'da Yelek : n. жилет (M), перо (N)