Wait for türkçesi Wait for nedir

Wait for ile ilgili cümleler

English: "Don't wait for me." "I wasn't going to wait for you."
Turkish: "Beni bekleme." "Ben seni beklemeyecektim."

English: Ali and I'll wait for you.
Turkish: Ali ve ben sizi bekleyeceğiz.

English: Ali and I will wait for you.
Turkish: Ali ve ben seni bekleyeceğiz.

English: Ali agreed to wait for Mary.
Turkish: Ali Mary'yi beklemeyi kabul etti.

English: Ali and Mary didn't wait for John.
Turkish: Ali ve Mary John'u beklemedi.

Wait for ingilizcede ne demek, Wait for nerede nasıl kullanılır?

Wait : Servis yapmak. Pusu. Bekletmek. Bekletilmek. Beklemede olmak. Bekleyiş. Beklemek. Durmak. Hizmet etmek. Bekleme.

For : Dolayı. Diye. Dair. -e. Nedeniyle. -e elverişli. -dir. -e göre. -e uygun. Yerine.

Wait for a sight of : Görmek için beklemek.

Wait for ages : Bir şeyin gerçekleşmesi için çok uzun süre beklemek. Çağlar boyu beklemek. Uzun süredir beklemek.

Wait for an opportunity : Fırsat kollamak. Fırsat beklemek.

Wait for information : Bilgi beklemek.

Wait for it : Zamanını bekle.

İngilizce Wait for Türkçe anlamı, Wait for eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wait for ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Bargain on : Bel bağlamak. Ummak. Güvenmek.

Look forward to : Gerçekleşmesini istemek. İple çekmek. Sabırsızlıkla beklemek. Can atmak. 4 gözle beklemek. İştiyakle beklemek. İstekle beklemek. Sabırsızlanmak.

Anticipate : Önceden tahmin edip ona göre davranmak. Önceden görmek. Söylenmeden yapmak. Önce davranmak. Önceden yapmak. Beklenti sahibi olmak. -den önce davranmak. Tahmin etmek. Sezmek.

Longs : Can atmak. İstemek. Hasretini çekmek. Özlemek. Hasret kalmak. Susamak. Hasret olmak. Paçalı don. Uzun. Özlemini çekmek.

Abided : Katlanmak. Sadik kalmak. Tahammül etmek. Kalmak. Baki kalmak. Çekmek. Durmak. Uymak. Sadık kalmak.

Abide : Kurala uymak. Sadik kalmak. Dözmek. Sadık kalmak (vaade veya karara). Çekmek. Uymak. İkamet etmek. Tahammül etmek. Çıdamak. Sadık kalmak.

Monitor : Bilgisayar, fizik, nükleer enerji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Işınım yeğinlik düzeyini algılayıp ölçen aygıt. ses dalgası iletiminde, iletimi bozmadan ve kesmeden niteliğini denetleyen düzenek. Işınım monitörü. Gözcü. Denetlik. İzlemek. Işınım ölçme ve uyarıda bulunma işevlerini birlikte gerçekleştiren düzenek, monitör. Bir televizyon yayınında görüntü ile sesin niteliğini izlemek, görüntü seçimini gerçekleştirmek, görüntüyü yayına vermek gibi işlerde kullanılan yüksek nitelikli almaç. (denetliğin yapısı ile görevi, almacın aynıdır. ikisi de televizyon imlerini resme çevirir. ancak alıcı ile almaç arasındaki bağlantı, vericiyle sağlandığı halde, denetlik bu imleri doğrudan doğruya alıcıdan bir kablo yardımıyla alır. ayrıca görüntüyle ilgili ses almaca resimle birlikte verildiği halde, denetliğe verilmez; ses için ayrı bir denetlik kullanılır. kullanıldıkları yerlere göre başlıca şu denetlikler vardır: görüntü denetliği, ses denetliği, işlik denetliği, ana denetlik, yönetim denetliği). Işınuyarı aygıtı.

 

Monitors : İzlemek. Monitörler.

Bank on : Bel bağlamak. Güvenmek. Ümit etmek. Ummak. -e bel bağlamak.

Wait for synonyms : be waiting, eye, gardant, bargain for, awaited, abides, long, monitoring, attend, forelook, await, keep an eye to, misses, abidden, awaits, missed, anticipates, mind out, observe, longed, abideth, monitored, bide, look forward.