Wait türkçesi Wait nedir

Wait ile ilgili cümleler

English: "It's almost five." "What happens at five?" "You'll have to wait and see."
Turkish: " Saat neredeyse beş." " Saat beşte ne olur? " Bekleyeceksin ve göreceksin."

English: Ali and I will wait for you.
Turkish: Ali ve ben seni bekleyeceğiz.

English: Ali agreed to wait for Mary.
Turkish: Ali Mary'yi beklemeyi kabul etti.

English: After a long wait in line, she was told she should get a certified copy of her birth certificate as identification.
Turkish: Uzun bir bekleyişten sonra, ona kimlik olarak onun doğum belgesinin onaylı bir nüshasını alması gerektiği söyleniyor.

English: "Don't wait for me." "I wasn't going to wait for you."
Turkish: "Beni bekleme." "Ben seni beklemeyecektim."

Wait ingilizcede ne demek, Wait nerede nasıl kullanılır?

Wait a bit : Biraz bekle. Bir saniye. Bir dakika. Dur biraz. Bekle biraz.

Wait a jiffy : Bir saniye dur.

Wait a little : Biraz bekle. Bekle biraz. Dur biraz. Bir saniye. Bir dakika.

Wait a second : Bekle biraz. Bir dakika. Bir saniye bekle. Bir saniye. Dur biraz. Bir saniye bekleyin. Biraz bekle.

Wait a while : Bekle biraz. Biraz bekle. Az beklemek.

Wait anxiously : Endişeyle beklemek.

 

Wait at table : Servis yapmak. Masayı beklemek. Garsonluk yapmak.

Wait and see : Bekle ve gör. Bekle de gör. Gör bak. Bekle gör. Sabret.

Wait for ages : Uzun süredir beklemek. Bir şeyin gerçekleşmesi için çok uzun süre beklemek. Çağlar boyu beklemek.

Wait awhile : Biraz bekle. Bir dakika. Dur biraz. Bir saniye. Bekle biraz.

İngilizce Wait Türkçe anlamı, Wait eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wait ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Wait on table : Garsonluk yapmak. Masayı beklemek.

Been : Anlamına gelmek. Mal olmak. Var olmak. Tutmak (para). Olmak. Bulunmak. Be.

Awaiting : Muntaziran. Belli bir zaman veya etkinlik için bir yerde bekleme.

Esperance : Ümit. Umut. Umma. New york eyaletinde yerleşim yeri. Düşleme. Ümit etme. Avustralya'nın western australia eyaletinde şehir.

Administers : İdare etmek. Vermek. Verdirmek. Sağlamak. Ettirmek. Müdürlük etmek. Tatbik etmek. Tayin etmek. Uygulamak.

Contemplation : Temaşa. Dalma. Derin düşünme. Dikkatle seyretme. Seyretme. Derin düşünce. Beklenti. Dikkatle izleme. Umma.

Dwell : Kalmak. Bir yerde yaşamak. Hayat sürmek. Durma. Bir yerde oturmak. Oturmak. Yaşamak. İkamet etmek.

Hold out : Tutunmak. Dayanmak. Vadetmek. Direnmek. Sunmak. Önermek. Yeterli olmak. Israr etmek. Tanıtmak. Uzatmak.

Ambuscading : Pusuya yerleştirmek. Tuzak kurmak. Tuzağa düşürmek. Pusuda beklemek. Tuzak. Pusu yeri. Pusuya düşürmek. Pusu kurmak. Pusuya yatmak.

Expectance : Beklenti. Umut. Ümit.

Wait synonyms : stick about, kick one's heels, cool one's heels, bushwhack, abide, blind, stand up, ambuscades, hold back, do a service, dish out, waylay, subserving, serve for, serve, ambush, serve up, administered, dish up, be, waiting, abided, administer, expectations, discontinue, cease, bargain on, abidden, lie in wait, scupper, anticipates, forestallment, tend.

 

Wait zıt anlamlı kelimeler, Wait kelime anlamı

Refrain : Sakınmak. Kendini tutmak. Kaçınmak. Alıkoymak. Geri durmak. Frenlemek. Nakarat. Çekinmek.

Idle : Avarelik etmek. Aylak. Çalışmayan. Rölantide çalışmak. Verimsiz. Boş gezmek. İşsiz güçsüz. Boşta çalışmak. Boşta. Avare.

Wait ingilizce tanımı, definition of Wait

Wait kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A halt. To observe. To await. To take notice. The act of waiting. A delay. As, to wait orders. To rest or remain stationary in expectation of. To stay for. To watch.