Wait on table türkçesi Wait on table nedir

  • Garsonluk yapmak.
  • Servis yapmak.
  • Masayı beklemek.

Wait on table ingilizcede ne demek, Wait on table nerede nasıl kullanılır?

Wait : Durmak. Bekleme yapmak. Pusu. Bekleme. Beklemek. Hizmet etmek. Bekletmek. Bekleyiş. Bekletilmek. Servis yapmak.

On : Civarında. Devrede. De. Yanmak. Hazır. Çakırkeyif. Esnasında. Üzerinde. Üstünde.

Table : Bilgisayar, bilişim, jimnastik, kimya, masa tenisi alanlarında kullanılır. Masa. Çizelge. Birbiriyle ilgili verilerin toplu ve düzenli sunumu. Tartışmaya sunmak. Listeye geçirmek. Tablo. Ertelemek. İç içe geçme ayaklarıyla yüksekliği ayarlanabilen masa biçiminde atlama aracı. Göstermek.

Wait on tables : Garsonluk yapmak. Lokantada müşterilere yemek servisi yapmak.

Wait on : -e servis yapmak. -e hizmet etmek. Ziyaretine gitmek. Refakat etmek. Hizmet etmek. Bakmak. Servis yapmak. Hizmet etmek (garson müşteriye). Eşlik etmek. Ziyaret etmek.

Drying on table : Yağışı bol bölgelerde yeşil bitkilerde besin madde kayıplarının azaltılması için yerde kurutma yerine özel hazırlanmış sehpa, çıta veya tel çit üzerinde kurutulması. Sehpada kurutma.

İngilizce Wait on table Türkçe anlamı, Wait on table eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wait on table ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Dish out : Vermek. Yemekleri dağıtmak. Asist yapmak. Dağıtmak (yemek vb). Yutturmak. Yalan atmak. Tabağa koymak. Dağıtmak. Cezalandırmak.

Dish : Yemek. Bombeleştirmek. İşini bozmak. Güzel kız. Oymak. Ortasını çukurlatmak. Tercih. Mahvetmek. Atlatmak.

Wait upon : Beklemek. Bakmak. Hizmet etmek. Ziyaret etmek. Refakat etmek. Eşlik etmek.

Dish up : Oymak. Kotarmak. Tabağa koymak. Yemek servisi yapmak. Tabağa koymak (yemek vb). Önüne koymak. Sunmak. Hazırlamak.

Waited : Kalmak. Beklemek. Bekletmek.

Wait tables : Garsonluk yaptı. Garson olarak çalıştı. Masa bekledi. Lokantada müşterilere yemek servisi yapmak.

Wait : Bekleme yapmak. Hizmet etmek. Bekletilmek. Beklemede olmak. Bekleyiş. Bekleme. Pusu. Durmak. Beklemek.

Serve up : Sunmak. Sayıp dökmek. Yemeği sofraya koymak. Sofraya koymak.

Dishing : Mahvetmek. Ortasını çukurlaştırmak. Sunmak. Konik jant. Tabakvari çukur. Çanaklama. Atlatmak. Kandırmak. Çanak biçimi verme.

Wait on table synonyms : wait at table, wait on tables, wait on.