Waited türkçesi Waited nedir

Waited ile ilgili cümleler

English: A crowd of soldiers waited at Lee's headquarters.
Turkish: Lee'nin karargahında askerlerden oluşan bir kalabalık bekledi.

English: A beautiful salesgirl waited on me in the shop.
Turkish: Dükkânda güzel bir tezgahtar bana hizmet etti.

English: A crowd waited to see him.
Turkish: Bir kalabalık onu görmek için bekledi.

English: A great crowd waited for the president to speak.
Turkish: Büyük bir kalabalık başkanın konuşmasını bekledi.

English: A pretty waitress waited on us.
Turkish: Hoş bir garson bize hizmet etti.

Waited ingilizcede ne demek, Waited nerede nasıl kullanılır?

Waited at his door : Saldırıya geçmek için çıkmasını bekledi. Pusuda bekledi. Pusuya düşürdü. Kapısında bekledi.

Waited for a phone call : Belli bir telefonun gelmesini umdu. Telefon bekledi. Telefon gelmesinin bekledi.

Waited for instructions : Direktifleri bekledi. Tam olarak ne yapılması gerektiği de dahil bir sonraki açıklamaları bekledi. Yönergeleri bekledi. Açıklamaları bekledi.

Waited in vain : Hiçbir sonuç almadan bekledi. Boşuna bekledi. Hiçbir şey için bekledi. Boşu boşuna bekledi.

Waited patiently : Sabırlı bir şekilde bekledi. Sabırla bekledi. Endişe etmeden sırasının gelmesini bekledi.

 

The long awaited degree : Bir öğrencinin elde etmek için uzun süredir çalıştığı akademik derece. Uzun süre beklenen derece. Uzun süredir beklenen derece.

Waited tables : Garsonluk yaptı. Garson olarak çalıştı. Masa bekledi.

Awaited : Bekletilmiş. Beklenen. Beklemek. Hazır olmak.

Land waiter : Gümrük memuru. Gümrük görevlisi.

Fee a waiter : Garsona bahşiş vermek.

İngilizce Waited Türkçe anlamı, Waited eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Waited ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Awaited : Bekletilmiş. Hazır olmak. Beklenen.

Await : Gözlemek. Hazır olmak. İntizar etmek.

Wait on table : Masayı beklemek.

Scriptwriter : Oyunluk yazarı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Oyun yazarı. Senaryocu. Senaryo yazarı. Yazıcı. Oyunluğun herhangi bir aşamasını hazırlayan kimse. Senarist.

Reviewer : Gözden geçiren. Eleştirici. Kitap eleştirmeni. Hakem. Eleştirmen.

Keep somebody waiting : Birini bekletmek.

Footnote : Alt yazı. Dip not. Haşiye. Dipnot. Hamiş. Dipnot koymak.

Poetize : Şiire dökmek. Şiirle dile getirmek. Şiir yazmak. Şiirle ifade etmek. Şiirleştirmek.

Playwright : Piyes yazarı. Tiyatro sanatının kurallarına ve gereklerine uygun, seyirci karşısında oynanmak üzere oyun yazan kimse. yazarlık konusunda, belli ilkeler ve teknik bilgiler gerektirdiğinden, doğuştan yaratıcılık dışında, öğrenme gerektiren yazarlık kolu. Tiyatro için oyun yazan kimse. tiyatro yapıtları yazan kimse. Dramaturg. Oyun yazarı. Tiyatro yazarı.

Ceases : Son vermek. Bitirmek. Durmak. Kesmek. Dinmek. Kesilmek. Vazgeçmek. Bitmek. Bırakmak. Durdurmak.

 

Waited synonyms : gagwriter, alliterator, poetiser, write of, poetizer, create verbally, folk writer, write about, gothic romancer, polemist, wordmonger, word painter, write on, literary hack, continue, ceased, keep waiting, dishing, toss off, awaits, rewrite, scenarist, stand up, gagster, wordsmith, gagman, cease, abided, reference, lyricist, bank on, poet, cite.

Waited zıt anlamlı kelimeler, Waited kelime anlamı

Hard water : Sert su. Acısu. Biyoloji, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Acı su. Bir litresinde 9 miligramdan fazla kalsiyum karbonat bulunduran su. Yüksek konsantrasyon mineral ve kalsiyum içeren su. Suyun içinde çözünmüş tuz miktarının yoğun olması. Kireçli su. İçerisinde yüksek miktarlarda erimiş durumda kalsiyum ve magnezyum tuzları bulunduran su, acı su, su sertliği. Kalsiyum ve magnezyumun karbonat, bikarbonat, sülfat vb. tuzlarını içeren ve sabunla çözünmeyen bileşikler yaparak köpürmeyi önleyen su.

Soft water : Genel olarak kalsiyum ve magnezyum tuzları bakımından fakir olan su. Yağmur ve karsuyu gibi, içinde kalsiyum ve magnezyum tuzları olmayan ya da görece az olan su. Bir litresinde 9 miligramdan az kalsiyum karbonat bulunduran su. Tatlı su. Su içersindeki çözünmüş tuz miktarının çok az olması. Fransız sertlik derecesi 7–14 arasında olan su, tatlı su. Aktaşsız su. Az kireçli su. Biyoloji, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yumuşak su.

Saltwater : Deniz. Tuzlu suda yaşayan. Tuzlu suya ait. Tuzlu su. Tuzlu suya özgü. Deniz suyuna ait. Tuzlu su (ile ilgili).

Waited antonyms : fresh water, refrain.