Walk up to türkçesi Walk up to nedir

Walk up to ingilizcede ne demek, Walk up to nerede nasıl kullanılır?

Walk : Dolaşmak. Gezmek. Yürümek. Yürüyüş biçimi. Yürüme. Yürüyüşe çıkarmak. Yürüterek yormak. Adımlamak. Gezdirmek. Üzerinde yürümek.

To : E. Kala. Göre. Ye. İle. Kadar. -mek -mak (mastar). İla. Oranla. -e göre.

Walk up : Yukarıya yürümek. Yanaşmak. Kalk. Yaklaşmak. Yürüyerek yukarı çıkmak. Sokak boyunca yürümek.

Up to : -e bağlı. Değin. Yüksekliğine kadar. -e kalmış. -e kadar. -e uygun. İla. Yeterli. -e kadar (azami bir miktar için). Yanına.

Up to date : Çağdaş. Zamane. Güne uygun olarak. Modern. Güncel. Modaya uygun. Bugünkü. Eksiksiz. Aktüel.

Up to dick : Tilki gibi. Kurnaz. Çok bilmiş. Zeki. Cingöz. Akıllı.

Up to no good : Niyeti kötü. Kötü ya da yanlış bir şey yapma. İyilik beklenmez. Kötü niyetli. Hayırsız. Bir şeyi kötü yapmak ya da planlamak. Faydasız.

Up to now : Şimdiye dek. Şimdiye değin. Şu ana kadar. Şimdiye kadar. Bu zamana dek. Bu zamana kadar.

Up to discussion : Tartışılmaya açık. Tartışmaya açık.

Up to his neck in trouble : Derdi başından aşkın. Boğazına kadar soruna batmış. Çok büyük sorunu var. Çok büyük problem içinde.

İngilizce Walk up to Türkçe anlamı, Walk up to eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Walk up to ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Access : Bir veri saklama ortamında, veri okuma ya da yazma işlemini gerçekleştirmek üzere, adresi verilen yeri fiziksel olarak bulma. Giriş. Methal. Erişim. Kullanma hakkı. Kullanma. Erişme. Bilgisayar sistemine girip bilgi almak izni (bilgisayar). Yaklaşım.

Accedes : Yerine getirmek. Katılmak. Razı olmak. İktidara gelmek. Yönetime geçmek. Kabul etmek. Uymak. İş başına gelmek. Tahta çıkmak.

Approximate : Hemen hemen doğru ama tam değil. Yaklaşık olarak değerlendirmek. Tahmin etmek. Yaklaşık. Yaklaştırmak. -e yakın olmak. Yakınlaşmak. Benzemek. Çok yaklaşmak.

Be at hand : Yakında olmak. Yolu düşmek. El altında olmak.

Come close to : Gibi olmak. Yakınlaşmak.

Approached : Benzemek. Yaklaşma. Görüşmek. Yaklaşım sergilemek. Yaklaşım. Koyulmak. Ele almak. Temasta bulunmak. Andırmak.

Coast : Kıyı boyunca gitmek. Yokuştan kızakla kayma. Deniz kıyısı. Yokuş aşağı inmek. Deniz kenarı. Kızakla yokuştan kayma. Sahil boyunca gitmek. Kızak için uygun yokuş. Yokuş aşağı salıvermek.

Coasted : Sahil. Yokuş aşağı kaymak veya inmek (kayak veya bisikletle). Kıyı boyu limanlar arasında ticaret yapmak. Kıyı. Deniz kıyısı. Sahil boyunca gitmek. Kızakla yokuştan kaymak. Beleşten ilerlemek. Yokuş aşağı salıvermek.

Come on : Görünmek. Üstüne gelmek. Rastlamak. Elini çabuk tutmak. Saldırmak. Sahneye çıkmak. İzlemek. Karşılaşmak. Baş göstermek.

Accede : Kail olmak. Tahta çıkmak. Muvafakat etmek. İktidara gelmek. Uymak. Yerine getirmek. Yönetime geçmek. Kabul etmek. Katılmak.

Walk up to synonyms : bear down on, closes, accesses, accost, close in on, accosted, come near, acceding, come alongside, approach, converge, accosting, come up, approximating, accosts, approaches, approximates, approximated, acceded.